Ana Sayfa Güncel Menderesler idam edilmedi mi?

Menderesler idam edilmedi mi?

121
PAYLAŞ

“İki şehidimiz için yapılan merasim semboliktir. Daha başka ölülerimiz vardır. Naaşlarını belki bulamayacağız, fakat onları da kardeşleri gibi Ata’nın yanında kalplerimize gömeceğiz”.

170920161034207148144_3Prof. Dr. Sıddık Sami Onar
İstanbul Üniversitesi Rektörü (1960)
“27 Mayıs, hiçbir parti ve zümreye karşı ve herhangi bir şahıs, zümre ve parti lehine bir hareket olarak yapılmamıştır. O bütün Türk milletinin lehine ve onun refahı için yapılmıştır… Onun kökleri asil gayeli kaynaklara inen derinliklerdedir. Sefalet, yokluk ve karanlık içinde sahipsiz bırakılmış köylü ve halk kitlesini en kısa yoldan ve hızla modern uygarlığa ulaştırmak, Türk devletini kendi gücü ile ayakta durabilecek hale getirmek için yapılmıştır”

(Alparslan Türkeş, 27 Mayıs ve Gerçekler, s.31).

adnan-menderes-idam27 Mayıs İhtilali’nde ben ilkokul beşinci sınıfta okumaktaydım. O zaman Osmaniye’de henüz elektrik yoktu. Büyük pilli radyolardan okunan ihtilâl bildirilerini ve her akşam verilen Yassıada duruşmalarını hatırlarım: “Sâbık ve sâkıt Başbakan..”, “Sanıklar getirildiler, yerlerine alındılar..”. Komşumuz olan Osmaniye Belediye Başkanı Merhum İshak Ersoy’un ailesinin tutuklanma boyunca yaşadığı korkuyu çocuk hafızamın bir köşesinde saklarım. Bir de büyük bir madalyon gibi bastırılmış olan 27 Mayıs’ın 10 liralık gümüş sikkelerini. Sonra 27 Mayıs’ta “Bayram kutlamak” üzere öğrencilerle birlikte Çatalca Atatürk Anıtı’nın başına götürülüşümüzü: “Hazineyi tamtakır ettiler. Üniversite öğrencilerini kıyma makinelerinden geçirdiler. Bayar’ın İş Bankası’nda 103 milyonu var. Bebek davası, köpek davası, kuyruklar, hainler, yobazlar, demokrasi düşmanları…”.
Bebek davasının ünlü kahramanı opera sanatçısı Ayhan Aydan Hanımefendinin o günkü dik duruşu sanırım korkudan sinmiş birçok erkeği utandırmıştı.
Bugün 17 Eylül. Merhum Menderes’in idamının 55. Yıldönümü. 55 yıl sonra gerçekler lise tarih kitaplarında okuduğumuz 27 Mayıs gerçeğinden çok farklı. Bu bir anlamda tarih kitapları üzerinden devlete olan güvenin azalması.

celal-bayar16 Eylül 1961’de Maliye Bakanı Merhum Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu idam edildiler. Menderes o gün rahatsız olduğu için asılmamıştı. Ama olayın beklemeye tahammülü yoktu. Cumhurbaşkanı Gürsel idamlar ertelensin diye Yassıada’ya bir mektup göndermişti. Ancak Yassıada’da bulunan askerî ve adlî yetkililer “yazı bize idamdan sonra ulaştı” diye kendilerini savunmaya karar verdiler. Bu sebeple idamları alelacele gerçekleştirdiler.
Bütün ihtilâlciler aynı şekilde acımasızdır. Bu acımasızlığın temel sebebi de “ben onu asmazsam daha sonra kurtulur ve o beni asar” mantığıdır.
27 Mayıs’ın akıl hocalarının başında gelen Sıddık Sami Onar, ihtilâlcilere tam destek olmuştu. Onun sözünü ettiği “hürriyet şehitleri” hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Turan Emeksiz ve kazaen ölen diğer 4 kişinin mezarları ise Anıtkabir’de bir kambur gibi durduğu için kaldırıldı.
“Göbeğini kaşıyan” halkın yeniden iktidara geçmemesi için hem “Senato” engeli getirilmiş, hem de “Anayasa Mahkemesi” tedbirine gerek duyulmuştur. Meclisten yanlışlıkla bir kanun geçecek olsa Senato’da durdurulacak, burada da durdurulamazsa Anayasa Mahkemesi kararıyla engellenecekti. Çünkü halk cahildi. Çünkü cahil halkın seçtiği millet vekilleri de ilkokul mezunu olabilirdi. Öyleyse devletin gerçek sahipleri gerekli önlemleri kusursuz almalıydılar.
esh_281301946’da rayından çıkmaya başlayan (!) demokrasi tireni 1960’da yeniden rayına oturtulmuştur. Bundan sonra da her 10 senede yeniden “balans ayarı” yapmak gerekecekti: 1971, 1980, 1997, 2007 ve 15 Temmuz 2016.

27 Mayıs’ı yapanların niyeti gerçekten “Sefalet, yokluk ve karanlık içinde sahipsiz bırakılmış köylü ve halk kitlesini” kurtarmak mıydı? Demokrat Parti’nin en büyük oy kaynağı “sahipsiz bırakılmış köylü” değil miydi? Öyle olmasaydı toy siyasetçi Süleyman Demirel 1965 seçimlerinde % 52 oy alabilir miydi?
Türkeş, 1942- 1943’de Çorlu’da bir grup subayla İsmet İnönü idaresini devirmek için yemin etmişti. 1944’de tutuklandı, tabutluklarda yattı. Ama 1960’da İnönü’yü destekleyen adamlarla birlikte Menderes’e karşı ihtilâl yaptı. 13 Kasım’da Hindistan’a sürgün edildiğinde işbirliği yaptığı arkadaşlarının gerçek niyetini görmüş oldu. Menderes ve arkadaşlarının asılmaması için yetkililere gönderdiği mektup onun için bir aklanma belgesi gibi tarihe eklendi. Ama sonuç değişmedi. “Darağacında 3 Fidan” vardı artık. Bazıları bunu görmek istemeseler bile, kendilerine başka kahramanlar arasalar bile gerçek ortadaydı: 3 günahsız insan asılmıştı işte.
İhtilâl, iktidar meyvesine silah zoruyla sahip olmaktır. İhtilal, halkın iradesini yok saymaktır. En masum gibi görünen 12 Eylül 1980 darbesi bile bugün hiç de masum görülmüyor. Ne yazık ki ihtilâllere ümit bağlayanlar ise hiç bitmiyor.

Ümit ederim ki 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü, kafalarında ihtilâl planlarıyla yaşayanlar için bir milat olmuştur. Şehit Ömer Halis Demir ve diğer şehit arkadaşları Adnan Menderes’in, Hasan Polatkan’ın, Fatin Rüştü Zorlu’nun yanında yerlerini almışlardır.
Bütün demokrasi şehitlerine binlerce minnet, binlerce rahmet. Mekânları Cennet olsun.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam