Bir ses bir nefesle dünyaya gelen insanoğlunun ilk işi, işaretler ve seslerle birbiriyler anlaşmak oldu. İlerleyen zaman ihtiyaçlara göre her alanda yenilikleri beraberinde getirdi.

Tek merkezde yerleşen aileler, zamanla obalar, kavimler ve devletlere dönüştü. Yerleşim sınrlarını genişleten insanlar , bilgilerini, görgülerini ve tecrübelerini artırarak yeni heves ve umutlarla amaçlarını artırarak yeni ufuklara doğru açılmaya başladı.haberleşme büyük bir gereksinim olarak ortaya çıktı.
Sesler,işaretlerle anlaşan insanlar, renklerle donatılmış filamalarla, güvercinlerle ve daha sonra telefon ve telgrafla anlaşmaya başladılar. Telefon, uçak ve televizyonların ortaya çıkması ile dünya küçülür oldu. Yerkürenin en eski , en uzun ,en önemli kültür-ticaret yolu olan Tarihi İpek Yolu’nda develer, atlar ve kervanlarla yapılan ulaşım zamanla gelişen yeni teknolojilerle tanıştı.Teknoloji bütün alanlara hakim oldu…

Telgrafın telleri ve tellere konan kuşlardan sonra ,kömürlü, buharlı ve elektrikli kara trenler toplumsal ulaşım aracı olarak önem kazandı.Yüksek hızlı trenlar hizmet vermeye başladı.Türküler,öykülere konu olan bu konular, her zaman canlılığını korumaya devam etti.Bütün dünyada haberleşme alanına internetle birlikte e-posta hakim oldu.Mektuplar, talgraflar unutulur oldu.Hatıraları kaldı.

Kil tabletler üzerine yazılan ve eskiden ticaret alanında yoğun bir şeklide kullanılan güven verici, haber verici mektuplar müzelerde kaldı. Urartu, Sümer, Asur tüccarlarının yazdığı mektupların büyük bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yerini aldı.
Yazının icadı ve matbaa ile kaderi değişen insanlar, tarihe belgeler ve billgiler bırakarak geçmişi geleceğe taşıdılar. Önemli belgeler arasında mektuplar özel bir yer aldılar. Yozgat yöresinden Adana’ya çalışmaya giden bir gencin anasına yazdığı eski bir mektup özetle şöyle demekte:
” Sevgili anacığım ! Bu gurbet ellerinden hasretle selam eder, o nazik ellerini incitmeden doya doya öperim.Nasılsın, iyimisin ? Cenab-ı Allahtan sağlığını ve iyiliğini dilerken , büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Doru atıma , kardeşim Kadir iyi baksın. Hergün yemini verip kaşağılasın…”Ana hasreti çeken Oğlun Ömer-Adana

Yazarlar, gazeteciler, sanatçılar ve bilim adamları arasında yazılan Mektuplar. Öğrenci ve öğretmeni arasında yazılan mektuplar, Ana-baba ve çocukları arasında yazılan mektuplar, yavuklular arasında yazılan; ucu yanık, köşeleri çiçek motifleri ile süslü, sayfa arasında doğal çiçek ve oyaların yer aldığı mektupların içerikleri ve öyküleri kitaplara sığmayacak zenginliktedir.

Nâzım’ın ” POSTACI” şiiri ünlü:” … Çocukken postacı olmak isterdim./ Şairlik filân yoluyla değil ama /Basbaya,sahici postacı./Renkli kalemlerle çizilirdi bin türlü resim/Hep aynı postacının./Nâzım’ın resmi…”
Mektuplar,yerini e-mail’e, interenete, kağnılar yerini sesten hızlı uçaklara, kitaplar yerini e-kitaba, öğretmenler yerlerini dijital dünya’ya teslim etmeye başladılar.Dünya ülkeleri arasında teknoloji ve bilim ,devir- teslimi yapılmakta. Bunun dışında kalanlar gerilerde kalmaya mahkum olacaklar. Bu alanda eğitime ve bilgi paylaşımına öncelikle büyük görevler ve sorumluluklar düşmekte. Ülkelerin yönetcileri ve bilim adamları ile öğretmen ve öğrencileri de sürekli uyanık,dinamik ve bilinçli olmak durumundalar. Hiç kimse sorumluluklarını başkasına devretmeye çalışmamalı.”Her koyun kendi bacağından asılır” halk sözü unutulmamalı.
Görsel anlamı ve etkisi yanında anılarda özel yeri olan renkli yılbaşı posta kartlarının yerini sosyal medyada E-POSTA aldı. Sokaklarda kurulan posta kartları köşeleri yok oldu.

Devleti ve vatandaşları e-posta sardı,bütün özel ve resmi alanları , e-posta, e-ticaret, e-devlet,e-maliy, e-kitap, e-denetim,e-maliye, e-kültür, e -sanat ve benzeri başlıklar sarmaladı.
Zamanla bunlar da değişecek ve bakalım yerlerine neler gelecek? Ömrü olanlar bunları da görecek. Gelecek kuşaklar da geçmişi inceleyerek anılarını mektuplarla değil E-POSTA ile geleceğe taşıyacaklar. “Bak postacı geliyor…” türküsünün yerini “bak, e- posta’ya “aldı.Hoş geldin dijital çağ ve yaşasın dijital dünya!
Bilgiden bilince geçen toplumlar ,zamanı ve çağı gecikmeden yakalamasını bilirler.

PAYLAŞ
Önceki İçerikFotoğraflar gerçekleri yansıtıyor
Sonraki İçerikGençler organ bağışına pozitif yaklaşıyor
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.