Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserleri bünyesinde barındıran Kayseri Cumhuriyet Meydanı, binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapıyor.

Yaklaşık 6 bin yıllık tarihe sahip olduğu bilinen Kayseri, kent meydanında yer alan tarihi kalesi, medreseleri, camileri ve kapalı çarşısıyla pek çok uygarlığın merkezi olarak önemini korumaya devam ediyor.
Roma devrine kadar Mazaka, daha sonra Kaisareia, Türklerin Anadolu’yu fethetmesiyle Kayseriye ve cumhuriyet dönemiyle birlikte Kayseri adıyla bugüne kadar varlığını devam ettiren kent, böylece tarihin her dönemine ait eserleri bünyesinde barındırıyor.
Farklı uygarlıkların kalıntılarına ev sahipliği yapan ve Anadolu‘nun en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Kayseri, kent meydanında barındırdığı birçok tarihi eser ve yapılarla insanları adeta tarih yolculuğuna çıkarıyor.
Romalılar tarafından 243 yılında yaptırılan, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarafından sürekli yenilenen Kayseri Kalesi geçmişten bugüne adeta ilk günkü heybetini koruyor.
Selçuklular zamanında Kayseri meydanına inşa edilen Sahabiye Medresesi ve Hunat Hatun Camisi de geride bıraktığı yüzyıllara rağmen ayakta kalmayı başarıp dönemine ait izleri yaşatmaya devam ediyor.
Osmanlı döneminde Mimar Sinan tarafından yaptırılan Kurşunlu Camisi, yine aynı döneme ait kapalı çarşısı ve saat kulesi de adeta modern mimariye meydan okuyor.
Kayseri’nin tarihiyle ilgili araştırmalar yapan tarihçi yazar Mehmet Çayırdağ, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, Kayseri’nin her köşesinin tarih koktuğunu ve kent meydanının bir tarih merkezi olduğunu söyledi.
Kent meydanında birçok medeniyetin eserlerinin bulunduğunu belirten Çayırdağ, şunları kaydetti:
“243 yılında Romalılar döneminde 3. Gordianus Kayseri’ye kale yapıyor. Şimdi gördüğümüz, o kaleden kalan parçalar. Bundan yaklaşık 500 yıl sonra şehir Romalılar zamanındaki gibi çok geniş alanlara yayılmıyor. Küçülüyor ve nüfusu azalıyor. Bu yüzden büyük bir kalenin bakımı çok zor olduğundan Justinian zamanında 630’lu yıllarda Bizanslılar kaleyi daraltıp şehri bir köşeye çekiyorlar. Türklerin miras aldığı kale burası oluyor. Alaaddin Keykubat’ın 1223’lerde bütün kaleyi yenilediğini ve burçlar ilave ettiğini bilmekteyiz. Kitabelere baktığımızda Kayseri Kalesi’ne Dulkadiroğulları’nın, Karamanoğulları’nın ve Osmanlı’nın müdahalesi var. Ayrıca, 1260’larda Selçuklu vezirlerden Sahib Ata Fahrettin Ali, kente Sahabiye Medresesi’ni yaptırıyor. Hunat Hatun Medresesi’nin ise ilk başlaması Alaaddin Keykubat’a, tamamlanması ve büyütülmesi de hanımı Mahperi Hatun ait.”

Osmanlı dönemine ait önemli eserlerin de kent meydanında yar aldığını aktaran Çayırdağ, şöyle devam etti:
“Osmanlılar da buraya ilk defa bir vilayet merkezini kurmuşlar. Osmanlı döneminden sadece Kurşunlu Camisi ayakta kalmış. Kanuni Sulan Süleyman zamanında Karaman Valisi Hacı Ahmet Paşa’nın yaptırdığı Kurşunlu Camisi, sadece bir cami değil hamamı, medresesi, mektebi, ibadethanesi, hanı olan büyükçe bir külliyeydi. Osmanlı zamanında kente yaptırılan en önemli eser de kapalı çarşıdır. Bu çarşı ilk olarak Bedesten’le başlıyor. 2. Beyazid zamanında Kayseri Valisi Mustafa Bey yaptırıyor. Bedestenle birlikte kapalı çarşı ortaya çıkıyor. Böylece Kayseri ticarette çok ileriye gidiyor. Selçuklular zamanında da öyleydi, etrafta birçok kervansaraylar vardı ve yolların birleştiği yerdeydi. Kapalı çarşıda çeşitli meslek dallarında hem üretim hem ticaret yapılıyordu. Lale devrinde ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa yine kapalı çarşıya vezir hanını yaptırıyor. Osmanlı döneminde ticari hayat olarak meydanın bir kenarında büyük kapalı çarşı ve hanlarda ticaret yapılmış. Saat kulesi de 2. Abdulhamid döneminde 19. yüzyılın başında Kayseri Vilayeti İl Özel İdaresi bünyesinde yaptırılmış.”
Kayseri’nin adeta bir tarih merkezi olduğunu vurgulayan Çayırdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada bütün medeniyetlerin buluşmasıyla karşı karşıyayız. Yani bir açık hava müzesi gibi. Kayseri Meydanı’na gelen bir kişiye kentin geçirdiği bütün medeniyetleri başka hiçbir yere gitmeden anlatabilirsiniz. Etrafa baktığınızda Kayseri’nin geçirdiği her döneme ait surlar, medreseler ve camiler gibi eserler var. Şehirde Roma döneminden başlayarak arkasından Bizans, Selçuklu, Danişmentliler, beylikler ve Osmanlı’ya ait yapıları ve hatıraları görebiliriz.”