Ana Sayfa Yazarlar Medenileşme mi? Hadi canım sen de…!

Medenileşme mi? Hadi canım sen de…!

99
PAYLAŞ

2015 yılı Temmuz ayı itibarıyla 836.505 üyesi bulunan Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Cuma günlerinin toptan tatil edilmesini talep etti.

Memurların Cuma günleri namaza gitmelerinin önünde hiçbir engel yok iken, hükümetin kararıyla, memurlara kolaylık olsun diye sadece o güne mahsus bir mesai saati düzenlemesi yapıldı.
Daha önce, kızlı-erkekli eğitime karşı çıkan, okullarda türban serbestîsini savunan Yalçın’ın bu yeni çıkışının amacı bellidir.
Yalçın’ın amacı, ‘namazların bir bayram günü mutluluğu içinde kılınabilsin’ değildir. Kendisi de gayet iyi bilmektedir ki hafta sonu tatili kanunla belirlenir.
Cuma gününü de hafta sonuna katmanın mümkün olmadığını gayet iyi bilmektedir. Kendisinin geçmişteki görüşlerinin de temelinde amacının, hafta sonunun Batılı ülkelerde olduğu gibi Cumartesi-Pazar günlerinden, Arap memleketlerinde geçerli Cuma-Cumartesi veya Perşembe-Cuma günlerine kaydırılması bulunduğu açıktır.
Bir şeyler oluyor toplumumuzda. Ben buna ‘kabullenmişlik sendromu’ adını takıyorum üzülerek. Laik çevreler ve özellikle kadınlar, algı mühendisliğinde karşı tarafın gösterdiği başarılar karşısında artık elden ne gelir ki yaklaşımı içindedir.
Nitekim Memur-Sen Başkanının bu teklifine karşı çok cılız tepkiler gösterildi. Bu tepkisizlik karşısında laiklik aleyhtarı, yüzünü Arap âlemine çevirmiş çevrenin giderek daha cesur hale geldiği ortadadır. Bu çevre, herhalde G-20 (dünyanın en gelişmiş yirmi ekonomisi) üyesi olmamızı, kalkınmışlıkla eş anlamlı sanıyor olsa gerek. Hâlbuki kalkınmışlıkla ilgili dünyada yayınlanan tüm araştırmalarda ülkemizin nal topladığını da gayet iyi biliyorlar.
Ülkemizi laiklik ilkesinden geri çevirmeye çalışan bir kitlenin varlığı, daha Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarından itibaren gözlenmiştir. Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması, Tevhid-i Tedrisat (Eğitimde Birlik) gibi tedbirlere rağmen yıllar içinde gelinen nokta gerçekten içimizi ürpertmelidir.
Suçluyu da başka yerde aramayalım; özellikle çok partili demokrasiye geçiş süreciyle birlikte, Türkiye’deki eğitim hamlesi, birbirini takip eden muhafazakâr sağ hükümetlerce sürekli erozyona uğratılmıştır. Laikliğin dinsizlik olduğunu bu çevre, halkımıza etkili bir şekilde benimsete benimsete günümüze kadar gelindi.
Osmanlı Devleti’nin bile ‘Laik – Avrupalı’ olarak nitelendirildiği dönemden, giderek az gelişmiş Arap ülkeleri safına devşirilmekte olan Türkiye’deki gidişatı engelleyecek güçte, bilgide, siyasal veya sosyal bir muhalefetin bulunmayışı da bu geriye doğru yönelimin başarısını maalesef artırıyor.
Avrupa Birliği’ne üye olmak mı? Bırakın artık bu şakayı..!
Medenileşme mi? Hadi canım sen de…!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam