Mecliste ne dersek halkın karşısında da onu deriz

0
71

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başkanlık sistemi tartışmalarını bir kez daha değerlendirirken, “Önemle ifade ediyor, altını kalın olarak çiziyorum; Milliyetçi Hareket Partisi’nin TBMM’de tercihi ne olursa, milletin karşısında da tıpatıp aynısı olacaktır. Biz siyaset tellalı değil, millet ve vatan sevdalısıyız. Özümüz de birdir, sözümüz de birdir” dedi.

Bahçeli, Meclis’te MHP Grup toplantısında konuştu. Başkanlık sistemi tartışmaları ile ilgili açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli eleştirilere de yanıt verdi.

Türkiye’nin açmaz ve sorunlarının farkında olduklarını belirten Bahçeli,  “bunları makul bir şekilde nasıl çözeriz diye sürekli çalışıyoruz. Her teklifimiz, her değerlendirmemiz, her arayışımız bir fikri ve ahlaki zemine yaslanmaktadır” diye konuştu.
Bahçeli, yeniden tartışılmaya başlanan başkanlık sistemi ile ilgili bir kez daha konuştu. Kendisini anlamak istemeyenlerin olduğunu söyledi. Bahçeli şöyle dedi:

“Biz devletin tıkandığını, sistemini kilitlendiğini, anayasanın askıya alındığını söylüyoruz. Mevcut filli durumla hukukun uyuşmadığını, devletin ve milletin geleceğinde tedavisi belki de imkansız yaralar açacağını ısrarla ifade ediyoruz. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra dönüşüm gösteren siyasi ve sosyal dinamiklerin yeni bir durum ve ihtiyaçları ortaya çıkardığını görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nı millet seçti, bu tartışmasızdır. Ancak Sayın Erdoğan’ın seçen millet anayasaya rafa kaldırarak fiilen başkan olsun demedi. Türkiye’nin ağırlaşan iç ve dış şartları öncelikle ve mutlaka hukukun temel ve vazgeçilmez ilkelerine bağlılığı gerektirmektedir.Kim ne söylerse söylesin, fiilen devlet idaresi hukukun üstünlüğüyle çelişmektedir.”

“Biz fermanla ülke yönetilmesini geride bıraktık” diyen MHP Genel Başkanı, “Aksi mümkün olmadıkça, her devlet ve siyaset adamının görev, yetki ve sorumluluk alanlarının kapsam ve sınırı hukukla belirlenmiş, buna göre tayin edilmiştir” dedi.
Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlığını, toplumun her kesimine eşit uzaklığını ihlal etmesi devlette anarşi ve kaosu tetikleyeceğini kaydeden Bahçeli, “Türkiye’nin kurşun gibi ağır bir ortamdan geçtiği şu zaman sürecinde, muhataplarımızı hukuka uymaya, anayasaya bağlı kalmaya çağırmamız kadar meşru bir şey de olmayacaktır” diye konuştu.

-SİSTEME TAMAMEN AYKIRIDIR-

Fiili başkanlık uygulamasının, Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim ve idare sistemine, Cumhuriyet’in miras ve mesajlarına tamamen aykırı olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Sırf millet seçti bahanesiyle fiili başkanlığa kılıf aranması, mazeret uydurulması boş ve beyhude bir çabadır.

Filli başkanlık uygulamasına resen ve kendiliğinden son verilmesi en haklı ve doğal beklentimizdir” dedi.
Başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarının hala anlaşılmadığını belirten Devlet Bahçeli, Başbakan Binali Yıldırım ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarının kamuoyuna yansımasını da eleştirdi. Bahçeli şöyle dedi:

“Yok bu mümkün değilse, buna yanaşılmayacaksa fiilli durumun hukuki boyut ve içerik kazanması için demokratik bir sürecin işletilmesi pekala en geçerli ikinci yoldur. Milliyetçi Hareket Partisi’nin dediği budur.

Mahalleyi ayağa kaldırmak için bizim başkanlık sistemine olumlu baktığımızı iddia edenler, acaba bu sonuca nereden ve nasıl varmışlardır? Heceleyim dedim anlamadılar, kara tahtayı işaret ettim oralı olmadılar. Daha ne söyleyeyim, nasıl izah ve açıklama getireyim? Bunlar hangi dilden haberleşip konuşuyorlarsa bize bildirsinler ki, ona göre davranalım.”

-MECLİS’TE NEYSE HALKIN KARŞISINDA DA O-

Devlet Bahçeli, başkanlık sistemi ile ilgili anayasa değişikliğine Meclis’te ki tavırlarının referandumda da aynı olacağını söyledi.
“Milliyetçi Hareket Partisi parlamenter sistemden yanadır, dahası revize ve reforma tabi tutulmasını istemektedir dedim, ne çare, kulp takmayı sürdürüyorlar. Bunların kulakları var duymuyor, gözleri var görmüyor. Mahşer midillisi gibi ortalıkta gezip kalem ve konuşma fedaisi kesilenler koro halinde bize saldırıyor, niyet okuyup işlerine geldiği gibi yorum yapıyorlar.

AKP’nin anayasa hazırlık teklifi henüz ortaya çıkmadan, Meclis’te demokratik bir tartışma ve müzakere iklimi oluşmadan hakkımızda hüküm verip infaz edenler sanki Kaf Dağı’ndan kar bağışlıyorlar. TBMM’de evet, referandumda hayır diyecekmişiz. Bunu söylüyorlar. Ve de bir grup Truva atı bunun milletin aklıyla alay etmek olacağını zırvalıyor. Aslında kendilerinin maskaraya döndüklerini ise hiç anlamıyorlar. Havet nasıl olacakmış? Türkçe’yi katletmeleri bir yana, utanmadan bir de böyle sorguluyorlar. Bizim ağzımızdan evet ya da hayıra ilişkin bir irade çıkmamışken, muhtemel anayasa hazırlık teklifinin neleri ihtiva edip etmediği belli değilken referandumu yapıp sonucu ilan edenler bilinsin ki, kaos elçileri, kriz çığırtkanları, darbe şakşakçılarıdır. Bunların hali tamı tamına; Nato Kafa Nato Mermerdir. Önemle ifade ediyor, altını kalın olarak çiziyorum; Milliyetçi Hareket Partisi’nin TBMM’de tercihi ne olursa, milletin karşısında da tıpatıp aynısı olacaktır. Biz siyaset tellalı değil, millet ve vatan sevdalısıyız. Özümüz de birdir, sözümüz de birdir.

Kıvrak bir karakter yapısıyla oraya buraya göz kırpan, herkese mavi boncuk dağıtan bir yaklaşım tarzı bize terstir.Neysek oyuz, neye inanıyorsak onu söyleriz. AKP ne hazırladıysa getirsin görelim, bakıp değerlendirelim.”