Ana Sayfa Yazarlar Meclis’i tanısalar istifa etmezlerdi

Meclis’i tanısalar istifa etmezlerdi

21
PAYLAŞ

Müsteşardan genel müdüre, daire başkanından danışmana çok sayıda bürokrat çeşitli partilerden milletvekili adayı olmak için istifa etti.
Söz konusu bürokratların Meclis’i yakından tanıdıklarını sanmıyorum. Şayet tanısalardı görevlerini kesinlikle bırakmazlardı.
++
Türkiye’de bugün Meclis, Anayasa’da yazıldığı anlamda bir güç kullanamıyor. Yürütme organı yani Hükümet, Meclis’in yetkilerini de elinden bulunduruyor.
Kanun yapmak ve Hükümeti denetlemek Meclis’in iki önemli görevidir. Ancak Meclis ne yazık ki bu iki görevini de hakkıyla yerine getiremiyor.
Kanun tasarıları bakanlıklarda, genel müdürlüklerde hazırlanıyor, ’nda konuşulduktan sonra Meclis’e sevk ediliyor. İktidar partisinin milletvekilleri bu tasarıya evet, muhalefet partilerinin milletvekilleri ise hayır diyor. Tasarının Meclis görüşmeleri sırasında değiştirilmesi pek mümkün olmuyor. Arada sırada yapılan değişiklik ise Başbakan ve Bakanların onay vermesi halinde gerçekleşiyor. Bütçe kanunları bile Meclis’te neredeyse kelimesi değiştirilmeden geçiyor.
Meclis’in denetleme görevini yaptığını söylemek de zor. Bakanlar hakkında verilen gensoru önergeleri iktidar partisi milletvekillerinin adeta otomatik biçimde kalkan parmaklarıyla reddediliyor. Araştırma önergelerinin kabul veya reddi yine Başbakan ve Bakanların istedikleri biçimde oluyor. Milletvekillerinin verdiği soru önergeleri ise Başbakan ve Bakanlar tarafından çoğu kez üstünkörü biçimde yanıtlanıyor.
Neredeyse tüm partilerin milletvekillerinin kapıları her gün işsiz gençler tarafından aşındırılıyor. Ama onlara iş bulmak pek mümkün olmuyor. Bunun birinci nedeni devlet kadrolarının zaten şişkin olması. Ayrıca kamuya yıllardır sadece merkezi sistemle eleman alınabiliyor. En güçlü milletvekili bile kamuya ancak birkaç taşeron işçi yerleştirmekten başka bir şey yapamıyor.
Milletvekillerinin kamuoyu nezdindeki itibarları da iyi değil. Milyonlarca seçmen, milletvekilini, yüksek maaş alan, lüks içinde yaşayan, Meclis’te parmak kaldırıp indiren, ara sıra da birbirleriyle kavga eden kişiler olarak algılıyor.
++
Şu sözleri daha 10 gün önce Ak Parti Milletvekili ve Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. , Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a söyledi:
“Hükümet, Parlamento içinden çıkıyor. Parlamentodan çıkınca da Bakanlar ile milletvekillerinin kankalığı söz konusu oluyor. Bu nedenle milletvekilleri kendi partilerinden olan Bakanların aleyhinde oy kullanmıyorlar. Bir denetim olmuyor yani. Evet, şeklen gensoru müessesesi var ama bu müessese işlemiyor.
Kanun yapma yetkisi Meclis’te. Ama hazırlığında yok. Müzakeresinde yok. Arka planda ne olmuş haberi yok. Kanunların yüzde 98’i Hükümetten geliyor. Geri kalan yüzde 2’si de Hükümetin istediği ama kamuoyu baskısından korktuğu için dolaylı olarak milletvekillerine getirttiği kanunlar. Aslında yüzde yüzü Hükümetten geliyor. Milletvekilleri ne yapıyor? Grup başkan vekillerine bakıyor. Sürü psikolojisi. Grup başkan vekili parmağını kaldırıyorsa kaldırıyor, indiriyorsa indiriyor.
Para musluklarının mili irade adına Meclis’ten geçmesi gerekir. Şu anda öyle oluyor, Meclis’ten geçiyor. Ama ne önerge vererek azaltmak mümkündür bütçeyi ne de çoğaltmak. Bütçe konusunda da Hükümetin dediği olur. Bütçe görüşmeleri aslında bir seremonidir.”
++
Yaklaşık 15 yıl Meclis’te gazetecilik yaptım. Gördüğüm şudur: Her seçimde pek çok değerli bürokrat, bilim adamı, hukukçu, doktor, mühendis büyük umutlarla Meclis’e gelir. Bu kişilerin kanun ve denetim yapamadıklarını, ülke yönetiminde söz sahibi olamadıklarını anlamaları, “Biz galiba hata yaptık” demeleri uzun sürmez.
Milletvekili olmak için görevlerinden istifa eden bürokratlar adına üzüldüm.
Onları ekonomik olarak olmasa da psikolojik olarak zor yıllar bekliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam