İSTANBUL Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sinan Alçın, yakın dönemde Merkez Bankası’nın (MB) döviz kuru politikasında radikal değişikliklere gidebileceğini ve esnek döviz kuru sisteminden vazgeçebileceğini söyledi.

Piyasalardaki dalgalanmanın şiddetli olduğunu ancak gemiyi batıracak nitelikte olmadığını söyleyen Doç. Dr. Sinan Alçın, şöyle konuştu:

“Ekonomide belirsizlikler ve bu belirsizliklerin şekillendiği beklentiler çok belirleyicidir. Eğer beklentiler kötüyse, döviz kurunun yükselmesi, düşmesi, ona müdahale edilmesi, insanların döviz bozdurması gibi müdahalelerin bir anlamı olmaz. Tüm bunlar kısa vadede etkili olur. Bir taraftan da aslında sembolik bir şey bu. Yani insanların düşüncesi eğer geleceğe yönelik iyileşme beklentisine dönüşürse o zaman sanayici yatırım yapar, tarımsal üretici ekim yapar. Dolayısıyla bu tip motivasyon araçlarının kullanılıyor olması iyi fakat yeterli değildir.Esas olarak karşısında güçlü bir TL. ne zaman yeniden ortaya çıkar dersek yapısal olarak üretim şartlarının sağlıklı biçimde dönmeye başladığı zaman bu mümkün olacaktır. Çünkü bir ülke parasının değerini belirleyen özde en önemli şey, kendi ekonomik gücüdür. Yakın dönemde Merkez Bankası’nın döviz kuru politikasında ciddi radikal değişikliklere gitmesine tanıklık edebiliriz. Örneğin yakın dönemde esnek döviz kuru sisteminden vazgeçilebileceğini düşünüyorum. Bu tip müdahaleler de olabilir. Netice itibariyle bu dalga, önemli bir dalga ama gemiyi batırmaz.Fakat geminin biraz su aldığı ve biraz daha alacağı ortada. Önemli olan bu süreçten nasıl sağlıklı çıkılabileceği. Onun da tek yolu, reel ekonominin sağlam ayaklar üzerine daha fazla oturtulmasından geçiyor. “

“ÜRETİM DÜZEYİ İLE FAİZ ORANI ARASINDAKİ İLİŞKİ GERÇEKLİKTEN UZAKLAŞIYOR”

Türkiye’deki genel üretim düzeyi ile faiz oranı arasındaki ilişkinin git gide gerçeklikten uzaklaştığını söyleyen Doç. Dr. Alçın,

“Türkiye’deki genel üretim düzeyi ile faiz oranı arasındaki ilişki de git gide gerçeklikten uzaklaşıyor. Bunun sonucu olarak da faizler düşük kaldığı sürece uluslararası fonların ülkeye girişi de engellenmiş oluyor. Dolayısıyla doları bir mal olarak düşünecek olursak, ülkeye giren dolar musluğu kısılırken, ülkeden çıkan dolar musluğu sonuna kadar açılmış durumda. Doğal olarak Türk Lirasının dolar karşısında diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha hızlı değer kaybetmesi sonucu ortaya çıkıyor”

dedi.

“REKABET GÜCÜNÜN NASIL ETKİLENECEĞİ YAPISAL REFORMLARLA ŞEKİLLENİR”

Ekonomideki olayların kısa ve orta dönemde farklı sonuçlar yarattığının unutulmaması gerektiğini altını çizen Doç. Dr. Alçın, sözlerini şöyle noktaladı:

“Şu an felaket gibi gözüken şey, sonsuza kadar felaket olarak devam etmez. Neticede ciddi bir dalgalanmayla karşı karşıyayız. Henüz krize girmiş değiliz ama girme ihtimalimiz yüksek.Yine de‘Kriz kesin kapıda’ diyemeyiz. Bu dalgalanmadan nasıl çıkılacağı ya da çıkılıp çıkılamayacağı önemli. Tabii ister istemez normalleşme süreci olacak. Fakat şu an ortaya çıkan tahribatın boyutları biraz büyük. Bu durum özellikle kısa dönem için riski artırıyor. Orta ve uzun dönemde ise Türk Lirasının değerinin ne olacağı, ekonomik koşulların ve Türkiye’nin rekabet gücünün nasıl etkileneceği ancak yapısal reformlarla şekillenebilir.”