Avrupa Birliği’nde bugün başlayan iki günlük Dışişleri Bakanları toplantısı ve 15 Aralık’ta gerçekleşecek olan AB Zirvesi öncesi “Türkiye, AB’yi ikiye böldü” yorumları yapılıyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz Türkiye ile üyelik müzakerelerinin durdurulmasına karşı çıktı. Ancak Avrupa Halk Partisi Grup Başkanı Manfred Weber, AP’nin Türkiye ile katılım müzakerelerinin dondurulması kararının “Ezici bir çoğunluk” tarafından alındığı için AB Zirvesi’nde  bu yönde açık bir sinyal verilmesi gerektiğini öne sürdü.

Mülteci anlaşması ve vize muafiyeti dahil Türkiye ile ilişkilerin ele alınacağı bu haftaki toplantılar öncesi konuşan Avrupa Parlamentosu(AP) Başkanı Martin Schulz “Bild” gazetesine verdiği demeçte Türkiye ile üyelik müzakerelerinin durdurulmasına karşı çıkarak, bunun Türkiye ile gerilimi daha da artırabileceği uyarısında bulundu.

Schulz, diyaloğun kesilmesinin hiçbir zaman sonuç vermeyeceğini söyledi.

DWelle Türkçe’ye göre, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn da Türkiye ile müzakerelerin durdurulmasının hata olacağını belirterek, “Böyle bir şey yaparsak, Türk hükümetinin değil, ama Türk halkının çıkarları açısından hata yapmış olacağımıza inanıyorum” sözlerini kullandı.

Buna karşın, AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi Grup Başkanı Manfred Weber, AP’nin Türkiye ile katılım müzakerelerinin geçici olarak dondurulmasına ilişkin bağlayıcı olmayan kararının “Partiler üstü ezici bir çoğunluk” tarafından paylaşıldığını, bu nedenle AB devlet ve hükümet başkanlarının da bu haftaki zirve toplantısında bu yönde açık bir sinyal vermek zorunda olduğunu savundu.

AP Başkanvekili Alexander Graf Lambsdorff da “Die Welt” gazetesine verdiği demeçte AP üyelerinin amacının Türkiye ile köprüleri atmak olmadığını vurgulayarak, “Üyelik sürecine veda edilmesinin Türkiye ile yeniden mantıklı bir diyaloğa girilmesini mümkün kılacağını” iddia etti.

Bu arada, AP Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok da Türkiye ile müzakerelerin sadece geçici olarak askıya alınması gerektiğini vurguladı.

Olağanüstü hal döneminde Türkiye ile müzakereler yürütülmesini akılcı bulmadığını belirten Brok, “Ancak Türkiye, düşünce özgürlüğü, bağımsız yargı gibi önemli demokratik ilkeleri yeniden uygulamaya geçirirse müzakerelerin tabii ki devam ettirilmesi gerekir” görüşünü dile getirdi.