Ana Sayfa Yazarlar Mardin Kriterleri ve 7 başlı ejderha

Mardin Kriterleri ve 7 başlı ejderha

184
PAYLAŞ

Barış Süreci, tarafından yok edildikten sonra hükümet şimdi çok daha tedbirli görünüyor. Sütten ağızı yanmış, yoğurdu üfleyerek yemeyi deniyor.
Başbakan, Cuma günü Mardin’de yeni kriterler ortaya attı: Mardin Kriterleri. Pekiyi şimdi nasıl olacak?

Öncelikle yetkililer, daha önce yapmış oldukları “7 başlı ejderha” ile görüşme sürdürmenin nelere mal olduğunu anlamış gibiler. “7 başlı ejderha”nın gerçek başı Kandil mi; İmralı mı, eşbaşkanlar mı; KCK mı, PYD mi bunun belirlenmesi mümkün olamadığından gerçek temsilciyi bu sefer hükümet kendisi seçmek istiyor? Kolay mı? Elbette zor. Ama imkânsız da değil.
Bir taraftan barış görüşmesi sürdürüp bir taraftan bölgeyi silah deposu hale getirenlere güvenilemeyeceğini T.C. yetkilileri baştan aşağı anlamış görünüyorlar.
Son başkaldırı denemesi Kandil için tam bir fiyasko oldu. Oysa Irak’ta ve Suriye’de ortaya çıkan bu dumanlı havadan yararlanabilseler kendileri açısından büyük bir siyasi sonuçlar doğuracaktı. Sonuç 3.000’den fazla “gerilla”nın kaybı ve halk desteğinin yitirilmesi oldu.
Şimdi T.C. Devleti, PKK’nın “ölün” emrine uymayıp evlerini terk ederek çevreye sığınan bu insanları kazanmak istiyor.
Bunun için kira yardımı, borç ertelemesi, yeni konutlar inşası gibi maddi iyileştirmeler devreye sokuluyor. Devlet, bu maddi iyileştirmeleri yapabilecek güçte. Bütün “Anadolu insanı” da gerektiğinde bu konuda devletine seve seve yardımcı olacağını Cuma günü gösterdi: Diyanet İşleri kanalıyla 90.000 camide halk elini cebine attı. Bu fedakârlığı yapmaya da devam edecek.
Asıl zor olan psikolojik üstünlük sağlamak. PKK’nın bölgede yarattığı korku ve baskı atmosferini dağıtabilmek. Bana göre bu, maddi yardımlar kadar kolay olmayacak. Bunun için Üniversitelerin, STK’ların, Devlet kurumlarının, medya organlarının devreye girmesi gerek.
Bugüne kadar bu konuda kılını kıpırdatmış, hiçbir olumlu katkı sağlamamış olan Üniversiteler bu yardıma hiçbir şekilde hazır değil. Türk Tarih Kurumu bugüne kadar sadece 1 (bir) sempozyum düzenledi: “Tarihte Türkler ve Kürtler Sempozyumu”. Ancak bu sempozyum ne Türkleri memnun etti, ne de Kürtleri. Oysa ki bu meselelerin bilimsel ortamda tartışılması gerekiyordu. Bu konular “tabu” olarak görüldükçe bölücülere daha geniş bir propaganda alanı bırakılmaktaydı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikSherlock Holmes Son Vaka’ya tam not
Sonraki İçerikPAPATYA SARISI
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.