Ana Sayfa Yazarlar Mandacıların kumpası nasıl bozuldu?

Mandacıların kumpası nasıl bozuldu?

80
PAYLAŞ
ÖncekiSonraki

11 “Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bütündür; birbirinden ayrılamaz. Manda ve himaye kabul edilemez” kararlarının alındığı Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919), uzun süren Amerikan mandası tartışmalarına da sahne olmuştu.

Mandacıların kumpası’nın bozulduğu ve dolayısıyla Amerikan mandasının püskürtüldüğü Sivas Kongresi’ndeki bu tartışmalarda bir de Amerikalı gazetecinin adı geçiyordu: Edgar Louis Browne.

Chicago Daily News gazetesi muhabiri Browne’ın, Sivas Kongresi’ne gönderilmesine Halide Edip Adıvar önayak olmuştu. Halide Edip, Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı 10 Ağustos 1919 günlü, Nutuk’ta da yer alan mektubunda, Sivas Kongresi toplanıncaya değin, “Amerikan komisyonunu alıkoymaya çalıştıklarını” bildiriyordu. Halide Edip’in sözünü ettiği “King-Crane” (Henry Churchill King – Charles R. Crane) adlı başkanlarının adıyla anılan “Türkiye Mandaları için Müttefiklerarası Komisyon”, 3 Haziran 1919’da İstanbul’a gelmiş, ağustos sonuna kadar çeşitli görüşmelerde bulunmuştu. 31 Ağustos 1919 günlü The New York Times’da yer alan haberde, Paris Barış Konferansı’na katılan komisyon üyesi C. R. Crane, “Aklı başında olan bütün Türkler de, sorunlarına en iyi çözüm yolu olarak ABD mandasını görüyorlar” diyordu.

Halide Edip, aynı mektubunda, Mustafa Kemal’e “Kongreye Amerikalı bir gazeteci göndermeyi bile belki başarabileceğiz” diye yazıyordu.

Edgar Louis Browne da, King-Crane Komisyonunun başkanlarından C. R. Crane tarafından bu işe “memur” edilmişti.

Haydarpaşa’dan 20 Ağustos 1919 sabahı trene binerek Eskişehir’e hareket eden C. R.Crane’nin özel temsilcisi E. L. Browne, daha önce Halide Edip ile görüşüyor,
yolculuğunun ana hatlarını birlikte belirliyorlardı. Halide Edip, Kuvayımilliye’den gereken onayı alıyor; “parola”, “rehber” gibi konularda Browne’a yardımcı oluyordu. Browne’a,kurşun kalemle bir ok işareti çizilen ve ortasından yırtılan bir kâğıdın yarısı ile parola veriliyordu.

Eskişehir’e doğru iki saat yol aldıktan sonra, Browne’ın kompartımanına, biri çok şık Çerkes giysili, tabancalı ve hançerli iki kişi giriyor ve Browne’a işaretli kâğıdı gösteriyorlardı. Browne, gece ulaştığı Eskişehir’den, Ankara’ya gidecek trene yerleştiriliyor ve on iki saat süren yolculuktan sonra Ankara’ya ulaşılıyordu.

Browne’ı istasyonda iki İngiliz subayı karşılıyor, kendilerinin konuğu olmasını istiyorlardı. Ancak Ali Fuat Paşa’nın (Cebesoy), komutasındaki 20’nci Kolordu’ya mensup yirmi beş Türk askeriyle iki subayın geldiğini gören İngilizler, oradan hızla uzaklaşıyorlardı.
Ali Fuat Paşa, Browne’ı konuk ediyor, ona Sarıkışla’da yemek veriyordu. Yemekte, Browne’nın bazı sorularını -bir yabancı gazeteciye söylenecek kadarıyla- cevaplandırıyordu Ali Fuat Paşa.

Browne: Millî mukavemetin gayesi nedir?

Paşa: Vatanın kurtuluşu.

Browne: Kolordunuzun kontrolü altında bulunan bölgede İngilizler bir işgal teşebbüsüne girişirlerse tedbirleriniz ne olacaktır?

Paşa: Böyle bir teşebbüse girişeceklerini sanmıyorum.

Browne: Ya girişirlerse?

Paşa: O zaman kendileri zararlı çıkacaklardır.

1. “Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bütündür; bi...

22 BÖLÜM 2

>BROWNE’IN HABERLERİ

At sırtında on gün süren yolculuktan sonra Sivas’a ulaşan Browne’ın haberleri, Chicago Daily News’da, 7 Ağustos 1919’dan başlayarak “Özel muhabirimiz Louis Edgar Browne”dan anonsuyla yer almaya başlamıştı.
Browne, “Konya, 1 Eylül 1919” günlü haberinde şöyle diyordu:

“Bütün Anadolu haksızlık karşısında alevlenmiş durumda. Hükümet, Müslüman halkı sessizce teslim olmaya zorluyor. Kurul, -yani Mustafa Kemal tarafından sevk edilen milliyetçiler- Hükümetin ya müzakere yolu ile Yunanların memleketten gitmelerini sağlamasını yahut da memleketi savaşa götürmesini istiyor.”

Browne’ın bundan sonraki haberi, “Ankara, Asya Türkiyesi, 4 Eylül” tarihliydi ve şöyle başlıyordu:

“Yarın Sivas’ta toplanacak olan Müdafaa-ı Hukuk Kongresi, Padişah ve tahtını korumak istiyor; fakat eğer Padişah milletin isteğini dinlemezse Kongre bunun sonuçlarından mesuliyet kabul etmeyecektir.”

Uzun süren Amerikan mandası tartışmalarına sahne olan Sivas Kongresi’nde, Amerikalı gazeteci Edgar Louis Browne’ı “kozları” olarak gören manda yanlılarının bu niyetini, Mustafa Kemal Paşa boşa çıkarıyordu.

Browne, Sivas’a 2 Eylül 1919’da gelmiş, başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kongre üyeleriyle görüşmeler yapmıştı. Mustafa Kemal, onu Nutuk’ta, “Karşısındakini kolayca anlayan çok akıllı bir genç” olarak tanıtıyor.

SIVAS1 SON ÇAĞLord Kinross, Mustafa Kemal ile Browne arasında geçen gizli konuşmaları anlatırken, Mustafa Kemal’in Browne’ı iyi karşıladığını ve bir dizi konuşma sırasında, “manda” sözcüğü yerine, “Türk onuruna daha uygun düşen” Amerikan yardımı (Amerikan müzahereti) deyimini kullandığını yazıyor. Mustafa Kemal’e göre, bu yardım da “siyasal” değil, “toplumsal ve ekonomik” bir nitelik taşımalıydı. Browne’ın, Sivas Kongresi’nin Amerika’yı bu biçimde bir mandayı kabule çağıran bir karar alıp almayacağı sorusuna Mustafa Kemal, “Evet” karşılığını veriyordu… “Ancak siz de bana, böyle bir şey istenecek olursa Amerika’nın bunu kabul edeceğine dair garanti vermelisiniz.” Browne’ın, ülkesinin bunu kabul edeceğine güvenmediğini söylemesi üzerine Mustafa Kemal, elinde böyle bir garanti olmadan, Türkiye’nin bir yabancı yardımı istediğini açıklamak sorumluluğunu üzerine alamayacağını bildiriyordu.

20 Eylül’e değin Sivas’ta bulunan Browne’ın, Chicago Daily News’da, 5 Eylül dâhil, 13 ’e kadar haberi yer almıyordu. Browne, Paris’e gidip, Charles R. Crane’e raporunusunmuş ve haberlerini buradan Chicago Daily News’a ulaştırmaya başlamıştı. 13 ’e kadar 39 gün haber gönderemeyişini, Müttefiklerin sansürüyle açıklıyor, bu durumu, “Harp içinde rastladığı en insafsız sansür” olarak nitelendiriyordu.

2. BÖLÜM 2

33 BÖLÜM 3

>BROWNE’IN KALEMİNDEN KONGREDE HEYECANLI ANLAR

Yaşadıklarını ve bazı belgeleri, “Türkiye 1919” başlıklı dosyada toplayan Browne’ın haberleri, Chicago Daily News’da, seri yazı biçiminde yer alıyordu. Browne, bu yazılarında, Sivas’a nasıl gittiğini, ortamı ve tanık olduğu olayları anlatıyor:
“Küçük Asya’da durumu tetkik için gönderilen Amerikalı Komisyon üyesi Charles R. Crane, Sivas Kongresi’ne delege olarak iştirake davet edildi; fakat kâfi zamanı yoktu, onun yerine ben gittim…

‘İngilizlere birkaç meteliğe satılmış ucuz balık’

Kongre’nin vardığı kararları Dâhiliye Nazırı’na telgrafla haber verdikleri zaman, Nazır bunları Padişah’a bildirmeyi reddetti ve Mustafa Kemal ile Rauf’a ‘Hainler ve caniler’ diye hitap etti. Bunun üzerine onlar da, Dâhiliye Nazırı’na ‘İngilizlere birkaç meteliğe satılmış ucuz balık’ diye hitap ederek cevap verdiler.

Bunun üzerine Mustafa Kemal, telgrafhanede, benim de hazır bulunduğum bir genel kurul topladı. Rauf Bey, bütün konuşmaları bana tercüme etti. Mustafa Kemal derhâl zecri hareketlerin lazım olduğunu söyleyince pek sevindi. Bununla beraber Mustafa Kemal, Anadolu’nun desteği olmadan harekete geçmeyi reddetti.

O akşam şahit olduğum kadar verimli bir haberleşme, asla işitmedim. Yarım saat içinde Erzurum, Erzincan, Musul, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Ankara, Malatya, Harput, Konya ve Bursa telgrafla Sivas’a bağlandı. Hattın bir başında Mustafa Kemal, diğer başında da bu şehir ve vilayetlerin askeri komutanları ve mülki amirleri yer almışlardı. Bütün durum
olduğu gibi izah edildi. Bir tek istisna (Konya) ile Anadolu, Mustafa Kemal’e kendi kararlarıyla hareket etmesi ve sonuna kadar işi götürmesi için talimat verdi.”

MANDA KONUSU ETKİSİZ KILINIYOR

Manda konusu, 4 Eylül 1919’da başlayan Sivas Kongresi’nin, 8 Eylül saat 14.30’daki dördüncü toplantısında yirmi beş kadar üyenin imzaladığı bir “muhtıra” ile gündeme geliyor ve birçok üye söz alıyordu.

Başkanlık kürsüsünde bulunan Mustafa Kemal, kimseye söz vermeden önce, mandacıların “Browne kozunu” etkisiz kılan kısa bir konuşma yapıyordu. Mustafa Kemal, kongreye sunulan raporda, Browne’ın elli bin kişilik bir işçi ordusu getireceğini söylediğinin belirtildiğine işaret ederek; aslında Browne’ın “yetkisiz” birisi olduğunu vurguluyor ve şöyle diyordu:

”Efendiler, Mr. Browne: ‘Ben hiçbir sıfatı resmiye ile görüşmüyorum, tamamiyle hususi bir surette görüşüyorum’ diyor ve hatta Amerika’nın mandayı kabul edeceğini değil, belki etmiyeceğini söylüyor! Onun için sözleri Amerika namına değil, kendi namınadır; bu hususu nazarı dikkate almalıdır. Fazla olarak Mr. Browne’ın ifadesine nazaran mandanın ne olduğunu kendisi de bilmiyor: ‘Manda, siz ne derseniz odur!’ diyor…”

“İŞBU MİSTER BROWNE…”

Browne kozları, daha toplantının başında etkisiz kılınan mandacılar, tartışmaları uzatıyor da uzatıyorlardı. Görüşmeler, 9 Eylül günü de sürüyor ve Hüseyin Rauf Bey’in (Orbay) “Amerikan Kongresi”ne mektup gönderilerek, bir heyet çağrılması önerisinin kabul edilmesiyle sonuçlanıyordu. Mustafa Kemal, bu mektuba önem vermemiş; manda tartışmalarının bitirilmesi ve Sivas Kongresi’nde tam bağımsızlığa doğru adımların bir an önce atılması için, bunu “ortalama bir çözüm yolu” olarak görmüştü.

Heyecanlı manda tartışmalarının yaşandığı 8 Eylül akşamı, Mustafa Kemal Paşa’nın odasında yapılan toplantıda, Askerî Tıp öğrencisi Hikmet adlı genç, şöyle konuşuyordu:
“Paşam, delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler, beni buraya bağımsızlık davamızı başarmak yolundaki çalışmaya katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa; bunları her kim olursa olsun, şiddetle reddeder ve kınarız…”
Mustafa Kemal’in bu sözlere cevabı ise kesin ve kıvançlıydı:

“Evlat, gönlünü rahat tut. Gençlikle övünüyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal, ya ölüm…”

Mustafa Kemal Atatürk; o güveniyordu gençliğe… Ve Türk milletine… Ya mandacılar? “Ve Erzurumlulardan ve Sivaslılardan ve Türk milletinden çok, işbu Mister Browne’a güveniyorlardı.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

3. BÖLÜM 3
ÖncekiSonraki
PAYLAŞ
Önceki İçerikTerim affetmedi…
Sonraki İçerikDoğum ağrılarından kurtulmak mümkün
Safa Tekeli
Nokta Haftalık Haber Dergisi'nde 1982'de (1 yıl) başladı heyecanlı serüven; askerlik sonrası Anadolu Ajansı (1985) 25 yıl ve 2011'de Gaziantep'te Telgraf gazetesinde (1 yıl) Genel Yayın Koordinatörlüğü sonrasında, Arkadaş Yayınları'nda 2011'den bu yana editörlük ve şimdi Sonsöz... Serüven tüm coşkusuyla devam ediyor...