TİSK, sanayi üretimini ve ihracatını geliştirmek ve mümkün olan tüm ülkelerle dış ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere ekonomik ilişkileri güçlendirmek gerektiğini ifade etti.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından hazırlanan Ekim Ayı Ekonomi Bülteni’nde, dünya ekonomisindeki belirsizlikler ve Türkiye’nin içinde bulunduğu özel süreçlerden kaynaklanan riskler nedeniyle büyümedeki iyimser hedeflerin gerisinde kalınabileceği uyarısında bulundu.

TİSK, yılın dokuz ayını geride bırakırken Türkiye ekonomisinin yılın son çeyreğine düşük büyüme oranı, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik oranı ile girdiğine dikkat çekti. TİSK, ekonomik durumu “Türk Lirası son bir ayda ABD doları karşısında yüzde 1,5 dolayında değer yitirmiştir. Büyüme oranı düşük seyrederken cari açık tekrar yükselmeye başlamıştır. İç denge ya da mali istikrar açısından birincil öneme sahip olan bütçe dengesi Eylül ayında 17 milyar dolayında açık vermiştir” şeklinde özetledi.

Sanayi üretimini ve
ihracatını geliştirecek reformlara ihtiyaç var

Hükümetin talebi artırmak amacıyla finansal kaynaklara erişimi kolaylaştırıcı önlemler aldığı bir dönemde TCMB’nin faiz indirimine ara verdiğini vurgulayan TİSK, “TCMB, döviz kurundaki artışın önce enflasyon oranına, ardından belirli bir gecikme ile faiz oranına yansıyacağını görmüştür. Bankanın, aynı zamanda, kur-enflasyon-faiz üçgeninin yeniden etkili hale gelmesinin, 2006 yılından itibaren uygulanan ve çoğu kez hedefin tutturamamasına rağmen sürdürülen ‘enflasyon hedeflemesi’ programının da sonu olacağını gördüğü anlaşılmaktadır. Bu durum sadece TCMB için değil, 2017-2019 Orta Vadeli Programını kamuoyuna açıklayan Hükümet için de önemlidir. OVP oldukça iyimser temelde hazırlanmıştır. Ancak mevcut koşullarda hedeflediği sonuçlara erişmesi zor görünmektedir. Daha şimdiden, Program hedeflerine temel teşkil eden Brent petrol fiyatı varsayımı gerçekçiliğini kaybetmek üzeredir. Programın hedeflerine yaklaşabilmesi için, özellikle sanayi üretimini ve ihracatını geliştirecek, ülkemizi tekrar yatırım yapılabilir ülkeler konumuna yükseltecek reformlara ihtiyaç vardır. Bu çerçevede, ekonominin kurumsal yapısını güçlendirici düzenlemelere öncelik verilmelidir” yorumlarında bulundu.

IMF’in 2017 büyüme tahmini yüzde 3

Ekim ayında IMF tarafından yayınlanan “Düşük Talep: Belirtiler ve Çareler” başlıklı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda dünya ekonomisine ilişkin büyüme tahmininin yüzde 3,1’e düşürüldüğünü aktaran TİSK Bülteninde, aynı raporda artan belirsizliklerin 2016 ve 2017’de Türkiye’nin büyümesini kısıtlayabileceğinin kaydedildiği de hatırlatıldı. Son dönemde artan terör eylemleri ve başarısız darbe girişiminin bu yoruma yol açtığı ve IMF’in Türkiye’nin büyüme oranını 2016 için yüzde 3,3, 2017 için ise yüzde 3 olarak açıkladığı ifade edildi. Ekim ayında açıklanan Orta Vadeli Program’ın (2017-2019) önümüzdeki dönemde uygulanacak iktisat politikasının çerçevesini çizdiğini kaydeden TİSK, OVP’nin hedeflerini iyimser buldu. OVP’de 2017 yılı GSYH büyüme hedefi yüzde 4,4 olarak belirlendi, 2018 ve 2019 yıllarında ise GSYH’nin yıllık yüzde 5 artacağı öngörülüyor.