Makaron ekonomisi!

0
588

Bu makaron ne derseniz, bir Fransız tatlısı, bizim bezeye benziyor. Alıyorsunuz iki bezeyi, arasına krema koyuyorsunuz, afiyetle yiyorsunuz. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la ilgisi yok, harfler çağrıştırıyor.

Bizimle ne ilgisi var derseniz, ekonomi yönetimimiz bu makarona özel tüketim vergileri (ÖTV) koyacakmış. Demek millet simidi bırakıp makarona dönmüş, her yerde makaron sarayları açılmış, çılgınca tüketiliyor, büyük vergi potansiyeli var ki ÖTV ekleniyor. Kaç para derseniz, tanesi üç lira. Şimdi buna yüzde 50 ÖTV koysan, sağlayacağın vergi tane başına 1,5 lira. Seksen milyon insanımız her gün iki tane yese, günde 240 milyon, yılda en az 90 milyar lira. Deli para, bütçede açık kalmaz.
Maliyemiz bugüne kadar bu konuyu nasıl atlamış, nasıl görmemiş, anlaşılır gibi değil. Şu olabilir, yakın zamanda Maliye Bakanlığı civarında makaron satan yerler açıldı, maliyeciler öğle tatilinde makaron yerken “yahu bunun KDV’si üzerine bir de ÖTV koyalım” diye düşünmüşler.

Bu arada bakmışlar, millet makaronla birlikte gazoz içiyor, gazoza da vergi koymuşlar. Bu da yetmemiş, millet, makaron gazoz tüketirken bir yandan da cep telefonu ile konuşuyor, “şu cep telefonu iletişim vergilerini de düzenleyip artıralım” demişler, artırmışlar. Makaron yerken içeriye piyangocu girmiş, “bu piyango, loto bize çıkmıyor, piyango çıkana çok para gidiyor” diye tartışmışlar, yükseltmişler ikramiye vergisini yüzde 20’ye.

İş bunla bitse iyi, yine bakmışlar, Bakanlık civarında trafik sıkışık, adım başı binek otomobil, “bu ne iş, bundan da daha fazla nemalanalım” fikrini ortaya atmışlar, motorlu taşıtlar vergisini çıkarmışlar yüzde 40’a. Maliye Bakanı diyor ki “zaten yüzde 15 artacaktı, biz şimdiden yüzde 40 yaptık”. Ya belediyelerin emlakta yaptıkları gibi yüzde 3 bin oranında vergi koyulsaydı? Şükürler olsun, emlak vergilerini yüzde 50’de, taşıt vergisini yüzde 40’da bıraktılar.
İyi de, sayın maliyeci, refahın, zenginliğin, servetin ölçüsü olan otomobil ve gayrimenkulün vergileri böyle yükselirse, buna karşılık vatandaşın geliri artmıyorsa, artsa bile enflasyon yutuyorsa, nasıl ödenecek bunlar? Açılsın icra, haciz davaları, olmadı gelsin erteleme, yapılandırma, öteleme, taksitlendirme. Hiç mi ödemediniz, maliye bu; olmadık yerden sıkıştırır, eninde sonunda alır alacağını.

Vatandaşa vergi üzerine vergi ekleyen maliyemiz ve hayaller dolu, yazarken bile eskiyen rakamlarla açıklanan OVP’de ne yapılacak? Bol tasarruf edilecek.
Önceki yazımızda tasarrufa “kamunun kiralık makam aracı ve binalarından başlayın” demiştik. Sağ olsunlar, sesimizi duymuşlar ama getirilen tasarruflardan biri dehşet verici: öncelikle depreme dayanıksız lojmanlar satılacakmış. Demek insanlarımız, memurlarımız bugüne kadar depreme dayanıksız lojmanlarda oturuyordu. Yarın bir deprem olsa, lojman enkazının hesabını kim verecek?

OVP ne getiriyor derseniz, her şeyden önce gelecek üç yıl en az yüzde 7 enflasyona, yüzde 10 işsizlikle yaşamaya alışın. Yıllık yüzde 5,5 büyüme, kişi başına 13 bin dolar hedefi derseniz, makarondan gelecek vergiler var ya, olur mu olur.
Yarın okullarda tüketilmesi zorunlu derler, yatırımcısına faizsiz kredi açarlarsa şaşırmayın, mümkünse bugünden makaron işine girin. Bu işte çok para var, çok!

Makaron ekonomisi (2)

Yüce maliyemizin iç çamaşırımıza kadar ne var ne yoksa her bir şeyimize “vergi” adıyla göz diktiğini önceki yazımızda dile getirmiştik. Fransız tatlısı makarona kadar vergi saldığını, memleketin buradan sağlayacağı gelirleri hesaplamıştık.

Ancak bizi arayan bazı dostlar “bu vergi koyulacak bu makaron Fransız tatlısı değil sarma sigara filtresi, buna sarma sigara boş tüpü, ev üretimi sarılmış sigara adı da veriliyor” dediler. Biz de “bu sigara makaronunu biliyoruz, memleketin ne hale geldiğini, farkındalık yaratarak göstermek için konuyu Fransızlara bağladık, böyle değerlendirme yaptık” dedik. O zaman gelelim bu makaron işlerine.
Efendim, bu makaron denilen sigara filtresinin 200 adetini kutu içinde beş liraya satıyorlar. Bir kilo tütünün fiyatı, o da en kalitelisi, 150 lira. Beş paket makaron alıp evde tütün sararsanız 50 pakete, bin adete yakın sigara üretebiliyorsunuz. Bir adet sigaranın maliyeti 100 kuruşa bile gelmiyor. Hazır sarılmışını alırsanız 150 kuruş.
Büfeden aldığınız sigaranın adeti en ucuzu 300 kuruş. Evde sigara sararsınız bir ayda en az 600 lira cebinizde kalıyor. Aradaki farka bakın. Şimdi, bizim maliyemiz bu farka göz dikmiş, ÖTV getirecekmiş. Peki, ev yapımı sigaraya takılan makarona ne kadar vergi getireceksin de büfe fiyatına yaklaşacak? En az i yüzde 200–300, yani makaron paketi en az 6 lira olacak ki, millet “aman çok pahalandı, bu makaron sigarayı bırakalım” desin.
Buradan devlete vergi gelir mi? Gelmez. Çünkü bu işler kaçak göçek işler. Sadece Ankara’nın göbeğine Kızılay’ına gidin her yerde her kalitede tütün satılıyor. İthali de var ama tercih edilen yerli tütünün faturası, irsaliyesi, fişi, faturası yok. Adam tütünü üretiyor, alıyor makaronu, kağıdı, sarıyor dolduruyor bavula, ver elini Ankara, İstanbul. Daha da ileri gidenler internetten sipariş alıyorlar, adrese teslim ediyorlar. Kayıdı olmayan mala nasıl vergi koyacaksın? Düzen kurulmuş. Yine Kızılay’a gidin, her yer bandrolü dâhil Türkiye’de üretilenlerin yarı fiyatına satılan ve tıpkısının aynısını kaçak sigara ile dolu. Kaçağı önleyemeyen bir yapı, sarılmış yerli sigarayı nasıl durduracak?
Esas şunu soralım: Memlekette nasıl bir makaron ekonomisi oluştu da maliyemiz bunu vergilerle öldürmeye çalışıyor? Millet niye kendi sigarasını saracak duruma geldi? Cevabı ortada: Bugün Türkiye’de bir paket sigaradan yüzde 83 oranında vergi alınıyor. Yani on liralık sigaranın 8 lira 30 kuruşu devlete nakit olarak gidiyor. Yıllık sigara geliri 30 milyar liraya yakın. Günde bir paket sigara içseniz, dumanı size, parası devlete kalıyor. Bu gelir azalmaya başlayınca ve sigara daha fazla zam yapılmayacağına göre çözüm yer altına inen sigara üretime vergi koymak.
Bu durum, rakıda farklı mı, hayır, dörtte üçü vergiye gidiyor. Hesaplamışlar, ev yapımı bir rakının fiyatı 40 lira, bakkalda 120 lira. Basarsan olur olmaz zamları, millet kendi sigarasını da sarar, rakısını da yapar.
İstediğiniz oranda KDV, ÖTV, koyun millet işi öğrendi. Daha önce ifade etmiştik, evde sigara saranları, rakısını yapanları yasal hale getirin, hatta teşvik, kredi filân verin, SGK priminin yarısını ödeyin, işsizlik yarı yarıya düşer, büyüme de patlar.
Arkadaş ister Fransız tatlısı makaronu ister sigara makaronu olsun, konu, beş kuruşluk işlere vergi salmaya kadar geldiyse durum kötünün de ötesinde vahim.