Ana Sayfa Sağlık Lenfödem (Fil hastalığı) tedavisi

Lenfödem (Fil hastalığı) tedavisi

366
PAYLAŞ
Lenfödem (Fil hastalığı) tedavisi
Lenfödem (Fil hastalığı) tedavisi

BOLU’daki Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, son dönemde giderek artan fil hastalığı (lenfödem) tedavisinde önemli bir merkez haline geldi.

Yüksekokula 2007 yılından bu yana başvuran yaklaşık bin 800 lenfödem hastasından yüzde 95’i sağlığına kavuştu.

Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Yeşim Bakar, lenfödemin kontrol edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.

AİBÜ bünyesinde 1997’de kurulan Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, tıbbın pek çok alanında ihtiyaç duyulan fizyoterapistleri yetiştirdiği gibi, ortapedi, pediatri, kadın hastalıkları ve lenfödem ünitelerinde pek çok hastaya şifa dağıtıyor. Özellikle de Lenfödem Ünitesi, son dönemde giderek artan ve halk arasında ‘fil hastalığı’ olarak bilinen lenfödemde önemli bir merkez haline geldi. 2007 yılından bu yana yüksekokula başvuran 1800 hastanın yüzde 95’i, Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Yeşim Bakar başkanlığındaki 5 kişilik uzman ekibin uyguladığı ‘kompleks boşaltıcı fizyoterapi’ tedavisiyle sağlığına kavuştu.

‘ÖZEL MASAJ VE BANDAJ’

Doç. Dr. Yeşim Bakar, lenf sisteminin doğuştan ya da daha sonradan hasar görmesiyle oluşan hastalığın dünyada ve Avrupa’da geçerli en gelişmiş tedavisinin masaj, bandaj, cilt bakımı ve egzersiz parametrelerinden oluşan ‘kompleks boşaltıcı fizyoterapi’ tedavisi olduğunu söyledi. Doç. Dr. Yeşim Bakar, bu tedavinin 1980’li yıllarda Almanya’da Profesör Földi tarafından bulunduğunu ve kendisinin de lisans, yükseklisans, doktora eğitimlerinden sonra 2001’de Almanya’da söz konusu tedavi üzerine eğitim gördüğünü söyledi. Türkiye’de 2008’den itibaren bu tedaviye ilişkin Földi Schule lisansıyla verilen kursun eğitim direktörlüğünü de yapan Doç. Dr. Yeşim Bakar, şöyle konuştu:

“Tedavinin temeli ‘manuel lenf drenajı’ diye adlandırdığımız özel bir masaj ve bandaj tekniğine dayanıyor. Tıkalı olan lenf bölgelerini açıp sağlıklı bölgelere doğru yönlendiren bir masaj çeşidi uyguluyoruz. Akabinde cilt bakımı yapıyoruz. Cilt bakımı, bandaj ve egzersiz yaptırıyoruz. Ödem inene kadar bu tedaviyi her gün tekrarlıyoruz. İndikten sonra da varis çorabı tarzında kişiye özel üretilmiş bir çorap veriyoruz.”

TÜRKİYE’NİN HER YERİNDEN HASTA VAR

Söz konusu tedavinin Türkiye’de çok yaygın uygulanmadığını ifade eden Doç. Dr. Yeşim Bakar, “Bu tedafi fizyoterapistler tarafından yapılıyor. Ancak bunun eğitiminin alınması gerekiyor. Lisans eğitimlerini aldıktan sonra ayrı bir eğitim almaları gerekiyor. Şu anda Türkiye’de bu konuda uzmanlaşmış fizyoterapist sayısı çok kısıtlı. Bundan dolayı bizim merkeze talef çok fazla. Adıyaman, Urfa, Samsun, Bursa, Mersin gibi Türkiye’nin her yöresinden hastamız var. 2007’den bu yana bu lenfödem tedavisi yapıyoruz. Yılda ortalama 200 hasta başvuruyor. Toplam başarı oranımız ise yüzde 95-98. Ayrıca öğrencilerimiz de bu tedavi süreçlerinin değişik aşamalarında aktif rol alıyor. Ama mezun olduktan sonra kesinlikle kurs almaları gerekiyor” dedi.

‘HASTALAR NEREYE BAŞVURACAKLARINI BİLMİYOR’

Kanser vakalarının artmasıyla, özellikle de meme, prostat ve rahim kanserindeki artışla birlikte lenfödemde de son yıllarda artış olduğunu belirten Doç. Dr. Yeşim Bakar, “Ülkemizde çok fazla lenfödem hastası var. Ancak nereye başvuracaklarını bilemedikleri için çok uzun yıllar tedavisini bulamıyorlar. Bize gelen çoğu hasta ‘9-10 sene bunun tedavisini aradık’ diyor. Lenfödem, uygun tedaviyle kontrol edilebilir bir hastalıktır. Ama hastaların tedaviden sonra kendisini koruması gerekiyor. Ciltlerini korumaları, dar kıyafet, yüzük, kolye, bileklik takmamaları gerekiyor. Tırnak bakımlarını iyi yaptıkları, cilt bütünlüğünü sağladıkları taktirde lenfödemle başedilebilir” diye konuştu.

‘BACAKLARIMI HİÇ BU KADAR İNCE GÖRMEDİM’

Merkezde tedavi gören hastalardan 24 yaşındaki Zuhal Özcan, ayaklarındaki ödem nedeniyle erkek kardeşinin 40 numara spor ayakkabılarını giydiğini söyledi. Tedavinin 3’üncü haftasının tamamlandığını belirten Zuhal Özcan, “Bacaklarımı hiç böyle görmemiştim. Ameliyat olduktan sonra bile bu kadar ince değildi. Şu an iniyor git gide. Kemiklerimi hissedebiliyorum dokunduğumda. Önceden hissetmiyordum kemiğimi. Ayakkabı seçiminde zorlanıyorum. Normal bir ayakkabı olmuyor. Büyük bir ayakkabı giyiyorum. En büyük hayalim 37 numara olan kendi ayakkabılarımı giyebilmek” dedi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam