Ana Sayfa Yazarlar Lanetliyoruz tabii ki, ama nereye kadar?

Lanetliyoruz tabii ki, ama nereye kadar?

89
PAYLAŞ

Tabii ulusça yastayız, tabii ki, ulusça içimiz kan ağlıyor Tabii ki, üzgünüz, tabii ki ulusça yastayız. Peki, nereye kadar? Demek de içimizden geliyor.

Burada suçlu aramanın zamanı değil tabii ki, ancak bu kan neden bir anda bu kadar akmaya başladı. Ne oldu kapalı, kapılar ardından da bu vahşetler, bu dehşetleri yaşıyoruz. Bir bilen varsa niye anlatmaz. Neyin pazarlığının bedelini ödüyoruz. Neler taahhüt edildi de Türk milleti ulusça bu yaslara gark edildi.
Kim bunların sorumlusu? Yanıtı almamız en doğal hakkımız. Huzurlu bir Türkiye bugün kan ağlıyor ve yasta.
Bu kan ne zamana kadar akacak?
Bu vahşetler, kaç kişinin ocağını söndürecek?
Bu yaslar ne kadar sürdürülebilecek?
Bu insanlar, niçin ölüyor ya da öldürülüyor? Bütün terör örgütleri Türkiye’ye karşı bir olduklarını deklare edip bir savaş, bir kaos yaratmak için ellerinden geleni ardına koymazken, hükümet nerede?
Mademki, savaşacaksın, o zaman da kırsal da şehir de dağda tepeden kuş uçurtmayacaksın.
Nasıl sizler özel korunuyorsanız, sokaktaki insanların da korunması için ne yapılacaksa yapılacak.
Bu saatten sonra bu gözü dönmüş insanlara ortalığı bırakın  demek tabii ki olmaz. Ancak bugünlere niçin gelindi diye sormak gerekir.
Sonuçta, insanlar günahsız yere ölüyor. Bir zamanlar, akil insanlar çıkararak, Anadolu’ya salan zihniyet, barış süreci aldatmacası ile bazı dengelerle oynamasaydı. Belki de bugünlere gelmeyebilirdik.
Yanı halk arasında bir tabir vardır. Arı kovanına parmak  atıp, sonra çekilirsen işte bunlar olur. Bugün Türkiye’nin başına gelenler, işte arı kovanına eline sokmaya benzetiyorum.
Örneğin PKK ile barış safsatası ile verilen tavizler, sonra yaşananları hala bu saldırılardan ölen insanlardan saklanıyor. Ancak, 1 Haziran 2015 seçimleri öncesine kadar sükûnet içerisindeki Türkiye’den şimdi eser kalmadı. Türkiye başkenti Ankara’sı ile arka arkaya vuruluyor.
PEKİ, NEDEN ANKARA HEDEFTE
Çok sayıda ölümlerin yaşandığı Ankara saldırılarına baktığınız zaman neden hep Ankara hedef alınıyor sorusunu da beraberinde getiriyor. Yani karşı taraf öyle bir mesaj veriyor ki, “bak seni kalbinde, başkentinde de vurabilirim. Ayağını denk al” diyor.
Bu kadar yıllık yaşam tecrübemden bir şey öğrendim. Giden canlar, akan kanlar hiçbir zaman barış getirmez. Aksine düşmanlığa hizmet eder. Bunu ben diyorsam, devletin en üst düzeyindekilerinde görmemesi beni hayrete düşürüyor.
Öldürme ile nereye varılmış ki, bu PKK’da olsun Suriye meselesinde olsun. Nerede olursa olsun. Can alma ve kan akıtma, yeni düşmanlıklar ve acıyı beraberinde getirir.
İşte bugün Türkiye bunu yaşıyor. Hele böyle bir siyaseti tribüne oynayarak yapıyorsan, en acısı da bu. Batsın, sizin koltuk hevesiniz, hayranlığınız.
Barışı, dostluğu, kardeşliği kendine rehber almayan bir siyasi anlayış devamlı kaybetmeye mahkûmdur. Devlet devletliğini bilecek.
Devlet her şeyin üzerindedir.
İşte en son hep izlediğimiz Güneydoğu’da kentlerde yuvalanan terör.
Demek ki, devlet zamanında orada yokmuş gibi bir hava var. Sanki orayı düşman istila etmiş, devlet bugün oraya giremiyor. Girmeye kalktığı zaman da Ankara’ya bombalı araçlar gönderiliyor.
Suriye meselesi. Aşağıya tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali, Türkiye’yi dönüşü olmayan bir köşeye aciz bir şekilde sıkıştırdılar.
Türkiye’yi bugünlere getirenler, şapkalarını önüne alıp düşünsünler. Böyle acılar ve vahşetleri Türkiye uzun yaşayamaz. Ya da bu işi beceremiyorlarsa, topluca istifa etsinler.
Türkiye başının çaresine bakmalıdır. İnsanların eskisi gibi acısız, mutlu ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye yaratacak bir siyasi istikrara ihtiyacı var. Bugünkü tablo bu hükümetle bunlar aşılamaz.
İki kere iki dört eder gibi bir gerçek bu.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam