Ana Sayfa Kültür-Sanat “Kutadgu Bilge”den ilk kitap: “Kızlarıma Notlar”

“Kutadgu Bilge”den ilk kitap: “Kızlarıma Notlar”

185
PAYLAŞ
Kutadgu Bilge'den ilk kitap:
Kutadgu Bilge'den ilk kitap: "Kızlarıma Notlar"

“Bilge” denilince gözümüzün önünde şöyle bir yüz belirir değil mi: Sevimli bir sakalı olan, dalgın ve düşünceli gözleriyle bakan ve biraz da yaşını başını almış…

Ancak, size anlatmak istediğim kitabın yazarı , hiç de zihnimizdeki “bilge” görünümüne uymuyor. O güleç yüzlü, sakin bakışlı ve etkili konuşma üslubuyla dikkatleri üzerine toplamayı başarabilen biri ve henüz 53 yaşında… Ama bence o bir bilge. Kanıtı da kitabında var zaten.

Bakın Ahter Kutadgu kendisini nasıl anlatıyor: “… artık yaylaya varmış, yeşilin tonlarını ayırt edebilen, çiçeklerin kokusunu fark edebilen yaşa ermiştim.” Ve yazdıkları, sadece kız babalarına yönelik, bir kişisel gelişim kitabı değil. Bir babanın, çocuklarına verdiği öğütlerden çok öte; Türkiye Cumhuriyeti olarak geçmişten bugüne özüyle yaşadıklarımız, ne yapmamız ve geleceğe neler bırakmamız gerektiği üstüne eşsiz bir deneyim sunumu.

Yaşadığımız güzellikleri fark edilir kılmalı ve geleceği kuracakların ellerine öyle bir özenle bırakmalıyız ki gelecek onların ellerinde, bizim de bıraktıklarımızdan öte daha da güzel şekillenmeli değil mi? İşte bu amaçla Sayın Ahter Kutadgu ile sözleştik ve size keyifle okuyacağınız bir söyleşi hazırladık.

Ahter Bey, sizi sosyal medyadan takip edenler biraz da olsa tanıyorlar. Sizi okurlara kısa da tanıtabilmeme yardım eder misiniz?

Memnuniyetle. 1963 İstanbul doğumluyum. Rumeli kökenli anne ve babanın çocuğuyum. Benden dört yaş büyük bir ağabeyim var. Ortaöğrenimimi Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi’nde 1982 yılında tamamladım. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1987’de mezun oldum. Çeşitli ulusal ve uluslararası şirketlerde önce hukukçu sonra ağırlıklı olarak iletişim alanında yöneticilik görevleri üstlendim. Şu anda Doğan Holding’te Başkan Yardımcısı olarak sorunluluk üstlenmiş bulunuyorum. Evliyim; 25, 9 ve 6 yaşlarında üç kız babasıyım.

akkizlarla13082016” ilk kitabınız; bunun eşsiz duyguları olmalı.

Evet, Kızlarıma Notlar ilk kitabım ve bir nevi yaşamımın özeti. Aslında sadece benim değil aynı nesilden olduğum, benzeri dönemlerden geçmiş, benzeri umut ve kaygıları paylaşan pek çok vatandaşın duygularını yansıttığımı düşünüyorum. Bunu yaparken özellikle şunları yazmalıyım, bunları yazmamalıyım şeklinde özel bir kurgu yapmadım. Profesyonel bir yazar değilim, sadece bir baba olarak, bir yurttaş olarak tamamen içimden geldiği şekilde yazdım. Sanırım tam da bu nedenle pek çok insan kendinden bir şeyler buldu Kızlarıma Notlar’da… Gerçekten de sizin de belirttiğiniz gibi eşsiz bir duygu bu. Sizin duygu ve düşüncelerinizi paylaşan hatta duygu ve düşüncelerine bir nevi tercüman olduğunuz binlerce insanın olması harika bir duygu. Bunun dışında, umutlarınızı, kaygılarınızı, önemli bulduklarınızı kâğıda dökmek ve kalıcı hâle getirmek ve yıllar boyu okunacağını bilmek yani “bir iz bırakmak” çok güzel bir duygu. Sanırım “Kızlarıma Notlar” üç kızımla birlikte ardımda bu dünyada bırakacağım en gurur verici eserlerim olacak. Tüm bu nedenlerle gerçekten de benim için eşsiz.

Kitabınıza yoğun ilgi gösteriliyor. Bu sizi tabii ki memnun etmiştir; beklentinizin karşılığını görebildiniz mi; şimdi hedefinizde neler var?

Sanırım haklısınız, Kızlarıma Notlar oldukça büyük bir ilgi gördü. Benim için çok mutluluk verici bir durum bu. Bu ilginin birkaç nedeni var: Birincisi: herhangi bir profesyonel beklenti ve kurgu kaygısı olmadan tamamen içimden geldiği gibi ve kısa notlar şeklinde yazmış olmam… İkincisi : ortalama bir Cumhuriyet çocuğu olarak aslında toplumumuzun büyük çoğunluğunun bilinçaltında yer alan ama siyasi konjonktür nedeniyle ifade etmekte zorlandığı duygu ve düşünceleri tüm açıklığıyla yazmış olmam. Bu nedenle de hemen herkesin kendinden mutlaka bir parça bulmuş olması… Üçüncüsü ise aslında farklılıklarımızdan çok, ortaklıklarımıza odaklanırsak yalnız olmadığımız duygusunu aşılayan ve birlik olmak konusunda buradan kaynaklanan cesaretlendirici mesajlar içermesi ve bunun tamamen doğal bir dille anlatılması…

ahter-beyBundan sonra iki kitap projem daha var: ilki rahmetli babamın her biri yaklaşık 600 sayfalık 8 cilt tamamen bize özel hazırladığı ve miras bıraktığı kitapları var. Yaşam, felsefe, eğitim, yurttaşlık üzerine. Bunlardan notlar çıkarıp “Babamdan Notlar” adı altında ve babam adına kitaplaştırmak istiyorum. İkincisi, eğer ömrüm yeterse yirmi yıl sonra o günkü aklımla Kızlarıma Notlar’ın benzerini yazmak.

romina-ileRominight’ın programında ilginç bir ölüm ilanı öyküsü var. Bunu bize de anlatır mısınız? (Sevgili okurlar, bu söyleşiyi de kaçırmayın bence: https://www.youtube.com/watch?v=i6d9anbO4Z8)

Evet, ölüm ilanı ilginç bir egzersiz. Şöyle; farz edelim 80 yaşına geldiniz ve ertesi sabah öleceğinizi biliyorsunuz. Sizden kendi ölüm ilanınızı yazmanızı istiyorlar, ilanda ardınızdan nasıl anılmak istiyorsanız yazmanız isteniyor. Bugün 53 yaşımdayım ve bugüne kadar yaptıklarım, hatalarım sevaplarım, gurur duyduklarım belli, yani olan oldu. Ama önümde daha yirmi yedi yıl var 80’e varmaya. İşte bu yirmi yedi yılda aslında tüm hayallerimi gerçekleştirebilirim. Öyle ki ölüm ilanımda anılmaktan gurur duyacağım pek çok şeyi yapacak zamanım aslında var. İşte tüm bunları düşünüp yazmak ve ardından da gerçekleştirmek için kararlılıkla hareket etmek işin özü. Yani hiçbir şey için geç değil. Yeter ki karar verin ve yürüyün. Ölüm ilanı olayı bu… Kızlarıma Notlar da bundan on yıl önce yazdığım ölüm ilanımda karar verdiğim konulardan biri zaten.

“Kızlarıma Notlar”, en başta adıyla çok sevimli bir kitap. Ama içinde duyduğunuz kaygıları da dile getiriyorsunuz, bununla ne amaçladınız?

Daha önce de belirttiğim gibi profesyonel bir yazar değilim. Psikoloji, pedagoji, sosyoloji, siyaset bilimi, felsefe gibi alanlarda akademik bir unvanım da yok. Bir tek unvanım var Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bir baba olmak. Böyle olunca çocuklarına çağdaş bir Türkiye bırakmak isteyen bir baba ne düşünür, ne hissederse onları tamamen içimden geldiği şekilde yazdım. Dolayısıyla içinden geçtiğimiz zorlu dönemde kaygılarım yazdıklarımın içinde ciddi bir ağırlıkla yer aldı. Ancak, bugünlerin geçeceğine inancımı hiçbir zaman yitirmedim. Zira inanç ve umutlarımızı yitirdiğimizde yok olacağımızı biliyorum. Böyle bir şeye hiçbirimizin izin verme lüksü yok. Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet’i her ne pahasına olursa olsun korumak ve ileriye götürmek zorundayız.

Üç kız babası olarak, ayrıcalıklı kız babası olmak deneyiminizi, kız babaları ve adayları ile paylaşır mısınız?

Kız babası olmak harika. Hem kızlarınızın size olan düşkünlüğü hem de belki de daha önemlisi ataerkil bir toplumda yetişen bir erkek olarak insani duygularınızın daha dengeli gelişmesine sağladığı nedenle. Yani kız babasıysanız cinsiyet ayırımcılığı karşısında çok daha duyarlı oluyorsunuz.

Ahter Bey, bu içten cevaplarınız için teşekkür ederim. 1 Cumartesi günü, Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi Özdilek Sanat Merkezi’nde öğleden sonra saat ikide başlayacak imza gününüzün harika geçeceğinden emin olduğumu söylemek isterim.

Ben de size teşekkür ederim.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam