Ana Sayfa Yazarlar “Kürt Meselesi”nin Osmanlı Ayağı…

“Kürt Meselesi”nin Osmanlı Ayağı…

123
PAYLAŞ

Osmanlı Devleti’nde “millet” dinî grupları ifade etmek için kullanılıyordu. Müslüman milleti, Hristiyan milleti, Yahudi milleti vardı. Millet kelimesi Arapça’daki anlamından uzaklaşarak günümüzde kan bağı ile bağlı toplulukları ifade etmeye; dinî gruplara ise “ümmet” denilmeye başladı.
Bu bağlamda Müslüman milleti içerisinde yer alan Kürtler de hiçbir sorunla karşılaşmadan devlet mekanizmasında yer aldılar.
1502 yılında İran’da Şah İsmail, mezhep temeline dayalı Şii Safevî Devleti’ni kurduğunda genişleme alanı Anadolu idi. Antalya’ya kadar olan bölgede faaliyete geçen Safevî dâiler (propagandistler) halk aşığı, derviş, dede, baba sıfatlarıyla birçok Türkmen aşiretin İran’a göç etmesine sebep oldu.
Türk tarihinde ilk defa “batıdan doğuya” bir göç yaşandı. Bu Türkmenlerden çoğu İran’dan geri dönmediler ve Safevî Devleti’nin temel taşı oldular.
Doğu Anadolu’da yaşayan ve çoğunluğu Şafiî mezhebinde olan Kürtler ise Şah İsmail’in baskılarına karşı direndiler. Bunlardan pek çoğu Safevî’lerce acımasızca katlama tabi tutuldular.
1514 Çaldıran Zaferi bu Şafiî Kürtler için kurtuluş oldu. Yavuz Sultan Selim bu insanlara Kürt asıllı ünlü tarihçi İdris-i Bitlisî eliyle kurtuluş beratlarını verdi.
Yerli Kürt beylerinden pek çoğu bulundukları bölgede “Yurtluk ve Ocaklık” statüsünde imtiyazlı bir yönetici oldular. Bir kısmı ise “hükümet” statüsünde daha ileri imtiyazlar kazandılar. Bu imtiyazlı beylere verilen hak, yönetimde ırsî olarak bulunmak hakkı idi.
Bitlis, Palu, Kulp, Cizre (El-Cezire) beyleri savaş sırasında kendi askerleri ile Beylerbeyilerinin emrinde orduya katılıyorlardı. Bu beylerden birisi, bir sebeple görevden alınır veya idam edilirse yerine oğlu; oğlu yoksa kardeşi tayin ediliyordu.
Kürt beyleri kendilerine “yurtluk ve ocaklık” olarak verilen yerleri satamazlar, vakıf yapamazlardı. Buna rağmen Hakkâri yöresinde bazı yurtluk ve ocaklık yerlerin satışı istisna da olsa görülmüş buralarda yurtluk ve ocaklık sahipleri daha sonra bu hakları karşılığında devletten aylık almışlardı.
Bu bakımdan Hakkâri yöresinin terörle bağlantı kaynaklarının daha derin olarak incelenmesi gerekir.
Osmanlı topraklarından bir kısmı üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kurulunca Osmanlının toprağını da sorunlarını da devir almış oldu.
Bu sorunlardan birisi de Doğu ve Güneydoğu’yu bu sefer İranlılara karşı korumak değil, Ermenilere karşı korumaktı. 1850’lerden sonra palazlanmaya başlayan Ermeni ayaklanmalarında Doğu ve Güneydoğu bu sefer de Ermeni toprağı olarak gösteriliyordu.
Özellikle bazı şehirlerde Hristiyanların sayısı Müslümanlardan fazla idi. Van, Diyarbakır (Diyarbekir/ Amid), Midyat bu şehirlerdendir.
Van şehir merkezinde yaşayanların neredeyse tamamı Ermeni idi. Diyarbekir şehir merkezinde Gayrı Müslimlerin oranı (Yahudiler dahil) % 57 idi (1563 yılında).
Mardin şehir merkezinde ise Arap asıllı nüfus ağırlıkta idi. Bu şehirlerde yaşayan az sayıda Kürt nüfusu korumak da yine Osmanlı’nın görevi idi.
Kırsal kesimde Gayrı Müslim nüfusu göçebe Kürt ve Türkmen aşiretlerin saldırılarından korumak da devletin görevi idi. II. Abdülhamid zamanında Ermeni isyanlarını bastırmak ve Müslüman köyleri korumak için Hamidiye Alayları kurulmuştu.
1915’ten yani Zorunlu Göç / Tehcir’den sonra sürgün edilen Ermenilerin yerlerine kırsaldan gelen ve çoğunluğu Kürt asıllı olan konargöçer köylüler yerleşti veya yerleştirildiler.
Şehirlerde demografik yapı bozuldu. Bozulan bu demografik yapı 1970’lerden sonra gelen ikinci, üçüncü göçlerle tekrar, tekrar bozuldu.
Yeni gelen göçler üzerine eski mahalle sakinleri/ medenî Kürtler bu şehirleri bırakarak, İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere göç ettiler.
Cumhuriyet döneminde devletin Kürtlere karşı politikası ne idi ve ne gibi değişiklikler yaşandı? Bunu da bir başka yazımızda ele alacağız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

2 Yorumlar

  1. Bu sorunlardan birisi de Doğu ve Güneydoğu’yu bu sefer İranlılara karşı korumak değil, Ermenilere karşı korumaktı. 1850’lerden sonra palazlanmaya başlayan Ermeni ayaklanmalarında Doğu ve Güneydoğu bu sefer de Ermeni toprağı olarak gösteriliyordu.
    Özellikle bazı şehirlerde Hristiyanların sayısı Müslümanlardan fazla idi. Van, Diyarbakır (Diyarbekir/ Amid), Midyat bu şehirlerdendir.
    Van şehir merkezinde yaşayanların neredeyse tamamı Ermeni idi. Diyarbekir şehir merkezinde Gayrı Müslimlerin oranı (Yahudiler dahil) % 57 idi (1563 yılında).
    Mardin şehir merkezinde ise Arap asıllı nüfus ağırlıkta idi. Bu şehirlerde yaşayan az sayıda Kürt nüfusu korumak da yine Osmanlı’nın görevi idi.

  2. 1915’ten yani Zorunlu Göç / Tehcir’den sonra sürgün edilen Ermenilerin yerlerine kırsaldan gelen ve çoğunluğu Kürt asıllı olan konargöçer köylüler yerleşti veya yerleştirildiler.
    Şehirlerde demografik yapı bozuldu. Bozulan bu demografik yapı 1970’lerden sonra gelen ikinci, üçüncü göçlerle tekrar, tekrar bozuldu.

Comments are closed.