Ana Sayfa Yazarlar Kürt Beyleri’nin Yavuz Sultan Selim’e Mektubu

Kürt Beyleri’nin Yavuz Sultan Selim’e Mektubu

1006
PAYLAŞ

1501 yılında İran’da Şah İsmail’in Şii temelleri üzerine Safevî Devleti’ni kurmuştu. Bu olay Osmanlı Devleti’nin iç ve dış siyasetinde büyük değişikliklere sebep oldu. Rekabete konu olan iki şey vardı:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Musul ve Bağdat kimin olacak?
İslâm’ın gerçek temsilcisi kim olacak?
Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtlerin çoğunluğu ehl-i sünnet olup Şafiî Mezhebine mensuptular. Bu yüzden Safevîlerden büyük baskı ve zulüm görmekteydiler.
Şah İsmail 1501- 1514 yılları arasında o çağın en büyük istihbarat ve propaganda ağını kurmuştu. Halk şairi, aşık, derviş gibi propagandistleri bütün Anadolu’da faaliyet gösteriyorlar ve Anadolu’nun yerli Alevi (Kızılbaş) halkına İran’ı dünya Cenneti gibi gösteriyorlardı.
Bu propagandalar zaman zaman etkili oluyor ve birçok Türkmen aşireti göçün yönünü batıdan doğuya çevirerek Tebriz’e gidiyorlardı.
Devlet 1511 yılında ortaya çıkan Şahkulu İsyanı’nı bastırmakta epeyce zorlanmıştı. Safevî kaynaklı isyanlar bundan sonra da devam edecektir.
1514 Çaldıran zaferi sırasında Kürt Beyleri savaşın sonucunu beklemeyi tercih etmişler Osmanlılara açıktan destek vermemişlerdi.
1515 yılında Yavuz Sultan Selim Kemah Kalesi’ni aldı ve Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey’in topraklarını silah zoruyla ülkesine kattı.
Kürt Beyleri bundan sonraki seferin Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerine olacağını anlamışlardı. Şii Safevî Devleti’nin baskılarından bunalmışlardı. Bu yüzden Maraş taraflarına gelmiş olan Yavuz’a ünlü tarihçi İdris’i elçi olarak gönderdiler.
İdris-i Bitlisî vasıtasıyla Yavuz Sultan Selim’e gönderilen Kürt beylerinin ortak arzuhalinde bugünkü Türkçemizle şöyle denilmekteydi:
“İslâm’ın Sultanının sultanımız olduğunu büyük bir içtenlikle kabul etmekteyiz. Dinsizliği çok açık bulunan İran Kızılbaşlarından yüz çevirdik. Yaya yürüyüşle bir aylık yola yakın genişlikte bulunan Kürdistan memleketlerinde İran Kızılbaşlarının sapkınlıklarını ortadan kaldırıp tekrar Sünnet ehlinin ve Şafii mezhebinin kurallarını yürürlüğe koyduk”1
Kürt beylerinin şu iki tespitini önemsemekteyim:
“Amid-i mahrûse ki, kilid-i fütûh-ı Memâlik-i İran ve pay-ı taht-ı selâtîn-i Bayındırhanî’dir” . Bugünkü dille söylemek gerekirse: Amid yani Diyarbekir bütün İran topraklarının kilididir ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Bayındırhan’ların başkentidir. Bakınız Kürtlerin başkentidir demiyorlar, Bayındırlıların başkentidir diyorlar.
Kürt aşiretlerini tarif ederken kendilerinin İran zulmünü durdurmaya kadir olamadıklarını bildirdikten sonra: “ Ekrâd-ı mülûk tavâyif, akvâm ve aşair-i muhtelifâtdır. Allahu ta’âlâyı bir bilüb Muhammed ümmeti olduğumuzda müttefikleriz. Sair hususda birbirimize mutâbaʿat mümkün değildir. Sünnetullah böyle cârî olmuşdur” demekteydiler.
Bugünkü dille söyleyecek olursak Kelime-i şahadetten başka hiç bir şeyde birlik olamadıklarını itiraf etmektedirler. 1516 yılında bizzat Kürt beyleri tarafından yapılan bu tespit bence çok önemlidir.
Bu konuya bir başka yazımızda devam edeceğiz ve Osmanlı’nın başarı ile uyguladığı Yurtluk ve ocaklık uygulamasından “öz yönetim” taleplerine nasıl geldiğimizi açıklamaya çalışacağız.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

4 Yorumlar

  1. Amid yani Diyarbekir bütün İran topraklarının kilididir ve Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Bayındırhan’ların başkentidir. Bakınız Kürtlerin başkentidir demiyorlar, Bayındırlıların başkentidir diyorlar.

  2. Biz Kürtler Allah’ın birliği ve peygamberin Onun resulü olduğu gerçeği dışında hiçbir şeyde fikir birliği yapamamışızdır.

  3. Kürt aşiretlerini tarif ederken kendilerinin İran zulmünü durdurmaya kadir olamadıklarını bildirdikten sonra: “ Ekrâd-ı mülûk tavâyif, akvâm ve aşair-i muhtelifâtdır. Allahu ta’âlâyı bir bilüb Muhammed ümmeti olduğumuzda müttefikleriz. Sair hususda birbirimize mutâbaʿat mümkün değildir. Sünnetullah böyle cârî olmuşdur” demekteydiler. Bugünkü dille söyleyecek olursak Kelime-i şahadetten başka hiç bir şeyde birlik olamadıklarını itiraf etmektedirler. 1516 yılında bizzat Kürt beyleri tarafından yapılan bu tespit bence çok önemlidir.

Comments are closed.