Kurulduğu günden beri AKP’nin “Milli Ekonomi Programı” hiç olmadı!
Erdoğan ve AKP ekonomi kurmayları, Vahşi Kapitalizmin tetikçileri tarafından önlerine ne konuldu ise onu yediler ve Türk Milletine de yedirdiler.
Ne karşılığında;
“Aman Türkiye’de ekonomik kriz çıkmasın, biz de oy kaybetmeyelim!”
AKP’nin ve Erdoğan’ın bu “Aman ha, sakın ha” davranışları diğer alanlarda da uygulandı! Lütfen hatırlayın;
Her seçim öncesi, İmralı Öcalan’ı ile görüşmeler yapıldı ve PKK Narko-Terör örgütü liderinden “Seçimlere kadar eylem yapılmasın, geçici ateşkes sağlayalım, biz seçimi kaybedersek siz de kaybedersiniz” şeklinde talepler oldu ve gerçekleşti. Tabii ki karşılığında PKK’nın bazı talepleri kabul edildi!
Neydi bu kabul edilen talepler;
-Güneydoğu Bölgesine atanacak Vali-Kaymakam-Polis Müdürleri örgüte danışılarak atanacaklar!
-Örgüt elemanlarının girişleri takip edilmeyecek! Bu konuda Valilere emir verilecek ve özellikle Asker kışlasından çıkarılmayacak.
-Örgütün kırsaldan sonra şehirlerde de etkinlik kazanmasına göz yumulacak. Kazılan hendek ve barikatlar Vali-Kaymakam-Savcıların gözleri önünde kazılacak, onlar karışamayacak!
Uluslararası Para Baronlarının da talepleri hiç düşünmeden yerine getirildi.
Türkiye, tüm Cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı borcun 3 katından fazlasını
14 yılda yaptı.
Kumarhane Kapitalizminin temsilcileri, ellerindeki “finansal kitle imha silahları” denilen “Borsa-Faiz-Finans oyunları-Fonlar-Türevler-Ödenmemiş borçların yeniden yapılandırılması” gibi sanal oyunlarla servetlerine servet katarlarken, bizim borcumuz sürekli arttı!
Uluslararası Para Baronları Babacan’ı niçin çok severler hiç düşündünüz mü?
Herhangi bir Avrupa ülkesinde, devletini böylesine yüksek faizle borca sokan adamı, bacaklarından asarlar…
Erdoğan ve AKP 14 yılda ne yaptı?
Dışarıdan çok miktarda sıcak para getirdiler. (Bunlar mutlaka incelenmelidir)
Gelen parayı, üretime-istihdama-sanayileşmeye, geri dönüşü mümkün olan yatırımlara değil, İthalata, yol-ev gibi kısa bir zaman sonra yenilenmesi gereken “ölü yatırımlara” ve vatandaşın gözünü boyama amaçlı yerlere harcadılar.
Sonunda, borçlar döndürülemez hale geldi, Erdoğan ve hükümeti duvara dayandı! Üretmeden, tamamen ithal ekonomisine dayalı bir politika uygularsanız, olacağı budur.
Türk Milletinin 41 Milyon kişisi bankalara borçlu durumda. Bunun yaklaşık 6 Milyon civarındaki kişisi, borcunu ödeyemez ve ekonomik sistemin dışına itilmiş vaziyettedir! (Açlığa mahkûm haldeler)
Geldiğimiz noktada durumumuz şudur;
-Türkiye, Cumhuriyetin yaptığı tüm eserleri 67,5 Milyar Dolara sattı mı, sattı. (Bu satışlar tek tek incelenmeli, gizli ortakları açığa çıkarılmalı, stratejik konumda olanlar yeniden devletleştirilmelidir.)
-Türkiye 2015 sonunda döviz açığını 431,2 Milyar Dolara ulaştırdı mı, ulaştırdı.
-Türk Milletinin 41 Milyon kişisi bankalara borçlu mu, borçlu.
-Türk Özel sektörü, tarihinin en yüksek borç oranına geldi mi, geldi.
-Hileli iflaslar ve İflas erteleme talepleri sayıca patlama yaptı mı, yaptı.
-İşsizlik iki haneli rakamların üzerinde mi, üzerinde.
Tüm bunları bilgisiz, vizyonsuz, kendi ile kavgalı, tarih ve bilim fakiri, biat kafasına sahip demokrasi düşmanı kişileri Türk Devletinin başına getirirsek neler olduğunu göstermek için yazdım.
Türkiye’yi esir almış olan Vahşi Kapitalizm asla kaybetmez. Yalnız bu kapitalizm kimyasal tedavi gibidir. Bazı hücreleri onarırken, faydalı çok hücreleri bilerek yok eder.
Dünya ile beraber yaşamaktan, karşılıklı ekonomik faaliyetlerde bulunmaktan vazgeçemeyeceğimize göre, sosyal devlet hem kendini hem de vatandaşını koruyacak tedbir alır ve yetkili kurullar oluşturup, harekete geçirir.
Fakat bunları Erdoğan ile yapamazsınız. O, kendisinden önce kurulan “Özerk Yapıları” bile kendisine bağlı hale getirdi. (TMSF-BDDK-KİK-Merkez Bankası vs)
Yazıyı halkın filozofu Bergamus’un bir sözüyle bağlayalım;
Bir kişiyi bir defa denersiniz, yanıldığında kimse size bir şey demez, şanssızlıktır.
Aynı kişiyi, ikinci defa denemeye kalkarsanız, deneyene maalesef aptal derler.
Hele, aynı kişiyi üçüncü kez denemeye kalkarsanız, deneyen ihanete kadar varan tüm kötü tanımlamaları hak eder.
Sahi, AKP kaç defa üst üste seçim kazanmıştı? Üç mü?