Ana Sayfa Güncel Kültür kopukluğu yaşadık

Kültür kopukluğu yaşadık

124
PAYLAŞ

Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (OTAM) Müdürü Prof. Dr. Yılmaz Kurt ile Osmanlıca Dersleri hakkında konuştuk. Prof. Dr.Yılmaz Kurt: “Cumhuriyetin kurucuları eskiden yeni rejimin geleceği konusunda çok korkuyorlardı. Cumhuriyet kuruldu, aradan 90 yıl geçti. Artık o korkuyu üzerimizden atmamız lazım”dedi.
Kaç yıldır Osmanlıca dersi veriyorsunuz?
30 yılı aşkın bir süredir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi‘nde Osmanlıca derslerine giriyorum. Osmanlıca, hayatımın bir parçası. Osmanlıca derslerine girdiğim zaman okutmandım. Bana, „Ankara Valiliği var, bir de Osmanlıca okutmanlığı var, hangisini istersin?“ deseler inanın bana saniye tereddüt etmem Osmanlıca okutmanlığı derdim. Bu dersi okutmak, öğretmek benim için hayatın bir parçası haline gelmişti. O kadar istiyordum. Ve hala aynı görüşteyim.
Osmanlıca neden önemli?
Bin yıllık tarihimiz Osmanlıca ile yazılmış. Cumhuriyetten beş yıl sonra biz batı ile ilgimizi çoğaltmak amacıyla eski harfleri, Arap harflerini bıraktık, Latin harflerine geçtik. Ama bizim bin yıllık tarihimiz Arap harfleriyle yazılmıştı. Biz bundan kopamazdık. Cumhuriyetin yeni kurucuları eski rejimden çok korkuyorlardı. Eski geri gelecek, padişahlık geri gelecek, halifelik geri gelecek diye korku içerisindeydiler. Kolay bir şey değil, 623 yıllık bir imparatorluğu yıkmışsınız, çok zor şartlarda yeni bir devlet kurmuşsunuz. Eskiye doğru hemen kayıvermesi de mümkündü. O zaman böyle bir tehlike söz konusuydu. Bundan dolayı da çok teyakkuz durumundaydılar. Her konuda teyakkuz durumundaydılar. Harf konusunda da, giyim kuşam konusunda da teyakkuz durumundaydılar. Ve onlara hak vermemek de mümkün değil.
Osmalıcayla Osmanlı rejimine geçisin zemini mi hazırlanmak isteniyor?
Cumhuriyet kuruldu, aradan 90 yıl geçti. Artık o korkuyu üzerimizden atmamız lazım. O da bizim tarihimiz. Nasıl Uygurlara, Göktürlere sahip çıkıyorsak, birinci atamız Osmanlı, önce onlara sahip çıkmak zorundayız. Osmanlıya sahip çıkmak demek onun bütün yanlışlarını, kurumlarını yaşatmak demek değil. Elbette cumhuriyeti kurduk, cumhuriyetten hiçbir şekilde taviz veremeyiz. Vazgeçemeyiz artık o bizim bir parçamız oldu.
Hükümetin gelecek nesillere çağımızın gereği olan İngilizceyi mi yoksa Osmanlıca’yı mı öğretmesi lazım, hangisi ihtiyaç?
Bence burada bir tercih söz konusu değil; ekmek mi istersiniz; su mu istersiniz? Hürriyet mi istersiniz; ekmek mi istersiniz? gibi bir ikilem olur. Ikisi de bizim için önemli. Ben öğrencilerime “Bu fakültede alacağınız üç önemli husus var diyorum. Bunlar; sağlam bir tarih metedolojisi, sağlam bir batı dili ve sağlam bir kaynak dili. Ingilizceyi söylüyorum, söylüyoruz. Ama İngilizce öğreneceksiniz, Osmanlıca öğrenmeyin. Ya İngililzce ya Osmanlıca, öyle bir durum söz konusu değil. İngilizce zaten mecburi dil. Ya da Almanca. Bir batı dili öğrenmek mecburi zaten. Bunca yıldır İngilizceyi öğretemeyen bir eğitim sistemi nasıl Osmanlıca’yı öğretecek? Söylediğinizden çok haklısınız. 50 yıldan beri bunu beceremeyen bir Milli Eğitimimiz var. Şimdi batı dilini öğretemeyen bir kimse Osmanlıca’yı nasıl öğretecek. Diyecek ki, seçmeli. Nerede mecburi? İmam-hatip liselerinde mecburi. Normal liselerde, anadolu liselerinde seçmeli. Isteyen seçecek, istemeyen: ‘Ben Osmanlıca’yı ne yapacağım, ben İngilizcemi ilerletirim bana yeter’ diyecek. Günümüzde pek çok liseli genç bir batı dili ile yetinmeyerek ikinci bir batı dili alıyor. Osmanlıca dersi alıp mezun olacak öğrenciler, okur-yazar olmayacak. Yüzde 98’i okur olarak mezun olacak. Hem okuyup hem yazamayacaklar. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı da o yönlü zaten.
Osmanlıca öğrenmek kolay mı, gençlerimize bir faydası var mı?
Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Osmanlı Tarihi adlı Türkçe bir kitabı var. Yazısı da Türkçe, alfabesi de Türkçe. 15 yıl önce yeni gelen öğrencilere bu kitaptan bir anket uyguladım. Bu kitaptan 100 kelime çıkarıp öğrencilere anket yaptım. Sonuç yüzde100 bildikleri 2 kelime vardı: Biri garp, diğeri zevce kelimesi. Bu ikisinin dışında yüzde 100 bilinen hiçbir kelime yoktu. Lise mezunu bir öğrencinin günlük 200-500 kelime arasında kelime dağarcığı var. Öğrenci bize bu kelime dağarcığıyla geliyor. Osmanlıca Türkçesini okuttuğunuz zaman anlamıyor. Halbuki bu genel bir tarih kitabı. Bütün halk için yazılmış, akademisyen seviyesinde değil. Mesela ben şöyle düşündüm; Tarih öğrencisi, yeni harflere çevirdiğim zaman, bunu anlar. Anlamıyor! BugünArap harflerinden Latin harflerine çevirdiğiniz halde öğrenci anlamıyor.
Osmanlıca gerekli mi?
Osmalıca olayını, rejim olayından ayırıp, tamamen kültürel bazda ele almak gerekiyor. Ben CHP’nin de bunu pek istediğini sanmıyorum. İsmet İnönü’nün bir demeci var. Yaklaşık şöyle diyordu; “Biz yönümüzü Doğudan çevirdik, Batıya döndük. Yeni bir devlet kurduk, yeni bir parti, yeni bir rejim getirdik; bu rejim kendi kitaplarını yaratacak; kendi kütüphanesini yaratacak. Eskiyi okumasın, eskiyle irtibatı kesilsin, yeni yetişen gençlik CHP ekolünün getirdiği kitapları, makaleleri okusun, onda yetişsin, onun dışında başka bir şey okumasın. Olur ya eski yazılardan bir kısmı gençliğin konsantrasyonunu bozabilir.” Aynen bu manaya gelecek sözler kullanılmış. Mantıklı olarak düşündüğünüz zaman da haklı. Niye haklı? O dönemde Yunan klasikleri çevrildi. Kültür Bakanlığı harıl harıl Yunan klasiklerini çevirdi. Kötü mü yaptı? Hayır, o da gerekiyordu. Ama batı klasiklerini çevirirken doğu klasikleri ihmal edildi.
Osmanlıca ile ilgili bir çalışmanız oldu mu?
3 yıl önce burada bir çalıştay düzenledik. Ben 5 yıldır Osmanlı Tarihi Araştırma Uygulama Merkezi’nin müdürlüğünü yürütüyorum. Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak Türkiye çapında bütün üniversitelere yazı yazdık ve oradan birer tarihçi,birer edebiyatçı çağırdık. 93 kişiyle burada bir çalıştay yaptık. Orada bir karar aldık. Dedik ki: Osmanlıca derslerinin öğretilmesi sadece edebiyatçılara veya tarihçilere bırakılacak bir şey değil, nasıl fizik, müzik, beden eğitimi öğretmeni belli bir merkezden yetiştirilip gönderiliyorsa, bunun için de ayrı bir merkezin olması lazım, ve Osmanlı Araştırmaları Enstitüleri açılmalı. O çalıştayın sonunda çıkan fikir buydu. Osmanlı Araştırmaları Enstitüleri açılmalı, bu enstitüde tarihçi, dilci, edebiyatçı, Osmanlı sanatlarını bilen kimseler de yer almalı ve Osmanlı Araştırmaları Enstitüleri’nde yetişen, mezun olan öğrenciler, liselerde Osmanlıca öğretmenliği yapacak. Yüksek lisans, doktorayı bitirenler de üniversitelerde Osmanlıca Okutmanlığı yapacaklar. Bizim o zaman ki görüşümüz, bildirimiz bu şekildeydi. Ama bunu Türkiye’ye ne duyuracak gücümüz vardı ne de o zaman buna kimse itibar ediyordu. Aradan 3 yıl geçikten sonra şimdi siyasilerin konuya el atması ve konuyu öne çıkarmasıyla Türkiye’nin gündemine oturdu.
Hükümetin zorunlu Osmanlıca atağını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erbakan, Erdoğan belli bir siyasi görüşten geliyorlar. Onların gündeminde bu konu zaten var. Biz bin yıllık tarihimizden koparıldık. Sağ kesimden olanlar genellikle doğu kültüründen, eski yazıdan koparılmış olmayı, bilmiyor olmayı bir eksiklik olarak her zaman görmüşlerdir. Bugün Arap harflerinden Latin harflerine çevirdiğiniz halde öğrenci anlamıyor. Anlaması için tekrar oturup bunu da sadeleştireceğiz. Kültür kopukluğu yaşadık.
Osmanlıca’yı kim okutacak, yeterli öğretmen var mı?
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde eskiden 4 yıl bocunca Osmanlıca okutuluyordu. 1. 2. sınıfta zorunlu, 3.4. sınıfta da seçmeli okutuluyordu. Pekçok yerde aynı şekilde tüm tarihçiler, edebiyatçlar en az 3 yıl boyunca bu dersi alıyordu. Şimdi hükümet de “Tarihçilerden ve edebiyatçıladan yararlanacağım”diyor. Bütün tarihçilerin bunu vermesi mümkün değil, bütün edebiyatçıların da bunu vermesi mümkün değil. Önce eleman yetiştirilip sonra yaygınlaştırılsaydı belki çok daha iyi olurdu. Bana göre bu biraz acele oldu. Daha sosyal bilimler lisesindeki Osmanlıca dersleri ne kadar başarılı geçiyor, ne durumda? Bilemiyorum, ama eleman açığı çekecekleri kesin.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

1 YORUM

  1. Osmanlı Türkçesi Dersleri’ni okutacak öğretmenlerin de özel olarak yetiştirilmesi gerekiyor. Bunun için de Ankara Üniversitesi’nde OSMANLI ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ açılması en akıllıca çözüm olacaktır. Burası mezun verinceye kadar da tarih ve edebiyat bölümü mezunlarından yararlanılacaktır.

Comments are closed.