Son günlerde medyada konut sektörü ile ilgili değişik haberler yer alıyor. Bir müteahhidin “eskiden yap sat derdik, şimdi yap sabır diyoruz”, bir diğerinin de “eskiden bu konutları kimler alıyor diye sorulurdu, şimdi bu konutları kimler satamıyor diye soruluyor” sözleri her şeyi özetliyor.

Sektörde 800 bin arz fazlası olduğu, bazı projelerin ağırlaştırıldığı, hatta durdurulduğu da konuşuluyor, çözüm için hükümetten teşvikler, destekler bekleniyor. Bunların başında da konut kredi faiz oranlarının indirilmesi geliyor.
Bankaların konut kredisi tutar ve faiz oranlarına bakalım: Konut kredileri tutarı 2017 Ocak ayından buyana 28,2 milyar artarak Şubat ayının ilk haftasında 192,3 milyar liraya ulaşmış. 2015–2016 döneminde bu artış 20 milyar lira.
Ancak bu yılın ilk beş haftasındaki kredi tutarı dikkat çekici, sadece 300 milyon lira alınmış, yani 300–400 konuta ancak yetecek kadar. Başka bir deyişle geçen yıl bir haftada açılan kredi tutarına şimdi beş haftada ulaşılmış.
Faizler ise; 2017 başında yüzde 16,4 olan oran, bu Şubat ayının ilk haftasında yüzde 20,1’e çıkmış. Bu 2008 yılından buyana en yüksek düzey. Ancak aynı dönemde diğer kredi türlerinin faizlerinde de üç-dört puan arttığını ve sanki konutta faizler yüzde 7–8 imiş, birden bire yüzde 20’ler çıktı algı hatasını belirtelim.
Şu da var, geçen yıl bir milyonun üzerinde konut satıldı diye sevinçten yerinde duramayanlar biliyorlar ki, bunun sadece 400 bini banka kredisi ile satıldı. Gerisi ikinci el veya kredisiz satışlar.

KONUT FİRMALARI RİSKLİ Mİ?

Konun vatandaş yönü: Konut kredisinde tasfiye olunacak alacaklar toplamı ise 820 milyon liraya ulaşmış. Kişi başı ortalama konut kredisi riski ise 79 bin 289 liraya, sadece İstanbul’da kişi başı ortalama konut kredisi riski 108 bin liraya çıkmış.
Bankacılık yönü: Geçen yıl bankaların kullandırdıkları toplam kredilerin mevduata göre oranı yüzde 125 olarak gerçekleşti. Aradaki fark yurt dışı borçlanma ile sağlandı. Şimdi, hem dışarıda ucuz kredi kalmadı, hem de verilen bu kredilerin geri ödemelerinin seyri bilinmiyor. Bu da bankalar için “risk” sayılıyor ve faizleri yükselterek kredi vermeyi ağırlaştırıyorlar.

İnşaat firmaları yönü: Bankadan konut kredisi alan bu parayı hiç görmüyor. Banka otomobilde olduğu gibi bunu doğrudan satıcıya, yani inşaat firmasına gönderiyor. Ancak ipotek koysalar dahi inşaat firmasının alacağı vereceği, inşaat zamanında teslim edip etmeyeceği risk hanesine yazılıyor.
Demek ki buralarda hem vatandaş hem de sektör firmaları açısından bir tıkanma var, Yoksa daha üç yıl öncesinden kadar güle oynaya yürüyen kredi trafiği neden böylesine dursun?

Hem bankaların hem de konut inşaatçılarının ticari itibarlarını sarsacak daha fazla iddiayı dillendirmeyelim ama neler olup biteceğini kestirmek zor değil. Sadece ne kadar vatandaş ve tedarikçi firma mağdur olacak sorusunu açık uçlu bir tarafa yazalım.
“İndirin şu faizleri!” baskısının altında önce inşaat sektörü mü geliyor?
Hangi firmalar konutlarını satamıyor, kredi bitti inşaat paydos mu?