Kral’ın lazımlık sefası

0
273

Zülfü Livaneli’nin, “en çok satanlar” listesinde aylardır liderliği bırakmayan “Elia ile Yolculuk” kitabını birkaç saat içinde okuyup bitirdim.

İstanbul’da doğan, henüz 4 yaşındayken ailesiyle Amerika’ya göç eden ve orada dünyanın en büyük sinema yönetmenlerinden biri olup üç defa Oscar ödülü kazanan Elia Kazan’ın yaşamının son döneminde Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve ailesinden, özellikle de annesinden izler bulabilmek amacıyla Kayseri’ye yaptığı yolculuk anlatılıyor kitapta.
Livaneli, anlaşılması zor hırçın yaşlı dostunu şöyle tanımlamış:
“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu. Belki de hiç biri. Hem hepsi, hem hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam.”
Kitabın sayfaları boyunca Elia Kazan’ın dışarıdan çok renkli görünen yaşamına karşın huzuru da, mutluluğu da bulamadığını, yaşlılık günlerinde ise derin kederlere, bitip tükenmeyen hüzünlere gömüldüğüne tanık oluyoruz.
++
Kitapta Livaneli’nin Elia Kazan’ı anlattığı bölümlerin yanısıra Fransa Kralı 14. Louis’yi anlattığı bölüm de son derece ilginç geldi bana.
Kendisine “Güneş Kral” unvanını veren ve 72 yıl tahtta kalan 14. Louis 21 santim yüksekliğinde topuklu ayakkabılarla gezermiş.
Devamını birlikte okuyalım:
“Güneş Kral her sabah iki kere uyanırdı. Bunlara Kralın Küçük Uyanışı ve Kralın Büyük Uyanışı derlerdi.
Majestelerinin ilk uyanışlarında çevresinde soylu insanlar bulunurdu; prensler, üst düzey devlet görevlileri, bürokratlar, muhafızlar.
Kral bu süslü püslü, bu şatafatlı insanlar arasında, tam ortada, altına uzatılan lazımlıkta hacet giderirken, onlar gündemi aktarırlardı.
Kral bazen en önemli kararlarını o anda verirdi. Bu durum sindirim ve boşaltım sisteminin dünya politikasında taşıdığı büyük önemi ortaya çıkarıyor.
Mesela Güneş Kral o gün kabızlık çekiyorsa, o sinirli haliyle bir savaşa karar verebilirdi.
Kral doğrulduktan sonra, Güneş Kral’ın kıçını silme ayrıcalığına sahip en önemli saray görevlisinin vazifesi başlardı: Elindeki özel bir bezle –ipek ve işlemeli elbette- sonsuz bir hürmet içinde majestenin mabadına eğilen görevli, bu önemli görevini iç huzuruyla yerine getirir, bu görev dolayısıyla da ‘Güneş Kral’ın Baş Kıç Silicisi’ olarak her yerde saygı görür, bütün soylularca kıskanılırdı. Yarım saat süren bu uyanışın ardından kral ikinci kez uyanırdı. Kralın ikinci uyanışı törenine 100 üst düzey saraylı katılırdı.”
++
Bugün konuşunca mangalda kül bırakmayan, ülkelerini uygarlığın beşiği sanan, her fırsatta Türkiye’ye ayar vermeye kalkan Fransa’nın daha birkaç yüzyıl önceki halini görüyor musunuz? (14. Louis 1643-1715 tarihleri arasında krallık yapmıştı.)
++
“Elia ile Yolculuk”, Elia Kazan’ı yakından tanımak isteyenler kadar, Avrupa’yı yakından tanımak isteyenlere de ışık tutacak özellikler taşıyor.

Reklam