Ana Sayfa Yazarlar Kraldan Fazla Kralı Oynayan Danışmanlar

Kraldan Fazla Kralı Oynayan Danışmanlar

46
PAYLAŞ

2002 Kasım Seçimleri sonrası kurulan hükümetler döneminde (58 ile 62 nci Cumhuriyet Hükümetleri) kurumsallaşan bir meslek/geçim dalı da, “danışmanlıklar ordusu” olmuştur. Geçmişte çok sakınımlı ve özenli kullanılan ve bilgi-deneyim birikimine sahip kimselerin akıl terinden yararlanma amacı güden bu görevlendirmeler, niceliksel açıdan hızlı bir artış gösterirken, niteliksel açıdan ise, bunun tam tersi bir eğilim sergilemiştir. Danışmanlık kadrolarının dağıtımı, ahbap-çavuş ilişkisinin görüntüsünü vermiştir. Bu yarışa, parlamento üyeleri de katılmış, ”milletvekili danışmanları” da, birden fazlaya çıkartılmıştır. Daha önceleri, dönem ile sınırlı olan görevlendirmeler, giderek kadro ile güçlendirilmiş ve çatısı altında “danışmanlar
örgütlenmesi” de gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Yine daha önceleri, danışmanlarını kendileri seçen milletvekilleri, danışmanlar havuzundan kendileri ile bağlantılanan danışmanlara katlanmak
zorunda olmuşlardır. 1991 seçimlerinden sonra, ben de, görev yapmakta olduğum üniversitemden izin alınarak, Başbakanlıkta “danışman” sıfatı ile hizmet üretmiştim. ANAP Hükümeti sonrasında kurulan DYP-SHP Hükümeti döneminde, Başbakanlık koridorlarında gezinirken, hemen her kapıda “bir isim ve danışman” tabelasına rast geldim. Birlikte çalıştığım Bakan Erman Şahin’e, “bu danışmanları ne yapacağız” diye sorup, görevlendirilme nedeni ve yöntemini açıkladığımda, izinli olarak geldikleri kurumlarına geri gönderilmeleri istedi. Ve, danışılmayan bu danışmanları- çoğu da, öğretim elemanı kıtlığı çekilen taşra üniversitelerinden görevlendirilmişlerdi- kurumlarına geri gönderme yazılarını yazmıştık. Bizim gereksiz istihdamı önleyici ve
onları kendi kurumlarına geri yollayıcı bu girişimimiz, beklenen sonucu vermedi. Onlar, Ankara’da kalma ve ikinci bir gelir kaynağından yoksun kalmamamın yolunu, daha önceden öğrenmiş olmalılar ki, başka bakanlık ve kamu kurumlarına kendilerini, kısa zamanda yeniden görevlendirdiler. Milenyumla birlikte kurulan hükümet dönemlerinde, “danışmanlar ordusu” giderek
genişledi. Bakanlıktan ayrılan kimi bakanlar, yani milletvekilleri, önce Başbakan, sonrasında ise, Cumhurbaşkanının “danışmanı” sıfatı/etiketi ile dolaşır oldular. Bunlardan en şöhretlisi, önce
Başbakan Erdoğan’ın, sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı diye tanımlanan “Binali Yıldırım”dır. Oysa, bu türden bir görevlendirme, görev üstlenme yada bu sıfatla kimi kamu kaynaklarını kullanma, Anayasanın 82 nci maddesine açıktan aykırıdır. Bu aykırılığa, önceki İçişleri Bakanının, “Anayasayı tanımadığını, uymayacağını” Meclis Kürsüsünden basbas
bağırarak duyurmasının karşısında, bunun esamesi okunur mu diyebilirsiniz. Türkiye’de kendilerini bir siyasal çizginin devamı olarak tanımlayanların fıtratlarında sanırım “Anayasaya uymamak”, “yargı kararlarına meydan okumak” var. Benzer durumu, şimdiler Cumhurbaşkanlığında da izlemekteyiz. Son “Cumhurbaşkanı- MB Başkanı” düellosunda, Cumhurbaşkanı danışmanları öne çıktı. Gerçi, siyasal iktidarının amansız düşmanlarından devşirilen danışmanlar, sahibinin sesinin gereğini yaparak, “ti borusunu” duyar duymaz, hedef alınan odaklara karşı salvo atışlarına başlıyor ve saldırıyordu. Sorumlu Bakan ve MB Başkanı’nı alt etmenin doyumsuz tadına varmak istiyordu, ancak bu başarılamadı, galiba. Kraldan fazla krala öykünenleri üniversitelerde de görebiliriz. Rektörlüğün, servet ve güç kazandırıcı mesleğe dönüşmesi, rektörlük aday adayı belirleme süreçlerini, amansız bir yarışa dönüştürmüştür. Pastadan pay kapmak isteyen seçmenler, rektör adayları üzerine altılı ganyan oynamaktalar ve post kapmak için çaba göstermekteler. Rektör yardımcılığı ve birim yöneticiliği sayısının azlığı, post kapmak isteyenlere yetmemekte. Bu nedenle rektörler, seçim sürecinde üzerine bahse tutuşan yandaşlarına “danışmanlık” ulufesini dağıtarak, onları mutlu kılmaktalar. Oysa ki, akademisyenin ve üniversite kurullarının görevi, rektöre danışmanlık
yapmaktır. Ayrıca, 2547 Sayılı Yükseköğretim Yasasında danışmanlık, hukuk danışmanlığında olduğu gibi, 657 Sayılı Yasaya göre istihdam edilenlere özgüdür. Bu yağma ve hukuksuzluklara son verilmeli diyorum ama, balık baştan ve alttan kokmuş bulunmakta.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam