Koyun deyip geçmeyin

0
20

Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar hiç hız kesmedi. Şimdiye kadar yapılan araştırmalardan gazete veya televizyon yoluyla haberdar olabiliyorduk. Ancak sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla bu tür araştırmalarda daha kolay ve anında haberdar olmaya başladık.

Mesela bir tanesi Cambridge Üniversitesi’nin koyunlar üzerinde yaptığı bir mini araştırma. Araştırmanın konusu, koyunların insanların yüzlerini tanıyıp ayırt edebilmesi ile ilgili. Çıkan sonuç ise koyunların insanların yüzünü tanıyabildiği ve fotoğrafları bile ayırt edebildiği üzerine.
Diyeceksiniz ki ne önemi var?
Biz hiçbir şeyden anlamayan insanları genelde koyun lakabını takarız, öyle değil mi? “Millet koyun gibi” veya “Koyundan farkı yok” gibi sözler İnsanları koyun yerine koymak ile ilintilidir. Yani koyun gibi güdülür hiçbir şeyden anlamaz anlamına gelir.

Ancak bu basit araştırma koyunların hiçte öyle hiçbir şeyden anlamayan varlıklar olmadığının adeta kanıtı. Köpek nasıl sahibini tanıyorsa, koyun da sahibini; üstelik fotoğrafından bile tanıyabiliyor. Araştırmanın küçük bir videosunda yayınlamışlar gözlerinizle görüyorsunuz zaten. Koyun doğru kişinin fotoğrafını seçtikten sonra alttaki bölümden ödüllendiriliyor. Artık sahibine ödül için mi tanıyor onu bilemeyiz ama tanıyor mu, tanıyor, bizi ilgilendiren de bu kısmı zaten.
Yani sizin, benim gibi, tanıdığınız insanları ayırt edebilme özelliğine sahipler. Bu da onların bir beyni olduğunu ve düşünebildiğini gösterir.
Hal böyle olunca benim kadar zeki olmasa da, benim gibi bir beyni olan, doğum yapıp anne olan bir canlıyı yemek istemek zorlaşıyor.

Yine sosyal medyada son bir yıldır yayımlanan bir mini video aklıma geldi. Küçücük bir kız çocuğu, annesi veya bakıcısı olduğunu bilemediğim bir kadınla konuşuyor. Ağlamaklı bir sesle, hayvanlar hariç, masaya konan her şeyi ama her şeyi yiyebileceğini söylüyor. Ağlamaklı bir tonla da hiçbir şekilde bir daha bir hayvan eti yemek istemediğini söylüyor. Cevabını o kadar basit ve net açıklıyor ki, İnsan etkileniyor. “Hiçbir hayvanın, hiçbir tavuğun, bir tencerede pişmekten hoşlanacağını” sanmıyorum diyor ve başlıyor ağlamaya. O kadar duygusal ki hayvanların acı çektiğini hissediyor anlatırken. O küçük kızı çok iyi anlıyorum. Ben daha yedi-sekiz yaşlarında iken, dedem bir koyun (veya koç olabilir) almıştı. Hayvanın tek gözünün çevresi siyahtı. Evimizin bahçesinde bağlı duran bu hayvana Karagöz adını takmıştım. Okuldan gelir gelmez onun yanına gidip onu okşayıp konuşuyordum. Birkaç gün sonra bahçemizde bir kalabalık oluştu. Dedem benim kara gözümü yere yatırmış elindeki bıçakla boynunu kesmeye çalışıyordu. Karagöz ise ayaklarıyla tepinip bağlardan kurtulmaya çalışıyordu. Onun o çırpınışı gözümün önünden gitmiyor. Anneannem hemen beni içeriye çekti “buraya gel” dedi. Bakmamdan rahatsız olmuştu. Ben bağırmaya başladım anlamıştım çünkü. “Dedeeee kesme onu, lütfen kesme, yalvarırım” diye bağırıyordum. Dedem de bana “içeri gir” diye bağırdı. Sonra gün boyu hayvanın etlerini doğradılar ve pişirdiler. O et kokusu günlerce burnumdan gitmedi ve herkesin aksine ben kebap kokusundan tiksindim nefret ettim hep.

Kurban bayramıyla tanışıklığım böyle olmuştu. O günden sonra Almanya stüdyolarından İstanbul’a dönene kadar ağzıma 1 gram dahi et sürmedim. Taa ki bir gün doktor tavsiyesi ile ve teyzemin onlarca deneyiminden birinde başarılı olana kadar.
Benimki vejeteryanlık değildi, canlıları yemeye kıyamamak duygusuydu. O yıllarda başlayan bu duygu hala devam etmekte. Eğer çok açsam ve bir restorandaysam, çok pişmiş bir eti yiyebiliyorum. Ama bu da o kadar seyrek ki. Sene de birkaç kez gerçekleşebiliyor çünkü midem almıyor. İnternetteki o küçük kızı öyle iyi anlıyorum ki işte o benim çocukluğum…

Paylaş
Önceki İçerikO defterlere bile sahip çıkamadık!
Sonraki İçerikSaray cam filmlerini kurtardı
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.