Köy Gerçeği ve Köy Enstitüleri

85

Köy gerçeğini bütün yönleriyle esas alarak yurdumuzun her tarafında 1940 yılında kurulan eğitim kurumu KÖY ENSTİTÜLERİ, büyük bir atılım yaparak köyü ve köylüyü kısa sürede çağın gereklerine ulaştırmayı amaçlamıştır.

“Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.”

Cumhuriyetin ilk yıllarında devrimlere ve öncelikle köy, köylü, eğitim ve kalkınma alanlarına öncelik ve önem veren “Köylü milletin efendisidir” diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, dünyaca tanınmış J.Dewey, O.Buyse ve A.Malch gibi eğitim otoritelerini Türkiye’ye davet ederek görüşlerini ve raporlarını almıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda okul eğitimi toplumun bütün katlarına hiçbir zaman yayılamamıştır. Yalnız köylerde değil büyük kentlerde ve kasabalarda da çocukların büyük çoğunluğu eğitimden yoksun kalmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında TBMM eğitim konularını tartışıyor ve çözümler aranıyor. Tokat Milletvekili Mustafa Bey şöyle diyor: “Benim ilimin nüfusu 100 bin küsurdur. Burada aydın olarak iki kişi bile yoktur. Neden okulların tümünü İstanbul ve Bursa’ya yaptılar da bizi eğitimden yoksun bıraktılar.”
1927 Nüfus sayımına göre nüfus 16.200.694,bunun 12.400.952’si(%75) köylerde yaşıyor. Türkiye’de 1935 istatistiklerine göre 34.876 köy var.
1928 yılının sonlarında okuma-yazma kurs sayısı 5500 ve bu kurslara devam eden öğrenci sayısı 220.000 ‘i bulmuştu. Bütün kitaplar yeni yazı ile basılarak okullara dağıtıldı. 1-X1.1928’de Latin harflerinin kabulü hakkındaki 1353 sayılı kanun TBMM ‘den geçti.
“Okuma yazmayı, her yurttaşa, kadına, erkeğe; hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik ödevi biliniz” diyen Atatürk; 24 Kasım 1928 tarihinde 1048 sayı ile resmi gazetede yayımlanan “Millet Mektepleri Talimatnamesi” nin 4. Maddesinde ifade edildiği gibi : ” Bu teşkilatın reisi umumiliğini ve Millet “Mektebi” nin Baş muallimliğini Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hz. kabul buyurmuşlardır.”
Köy Enstitülerinin kurucuları zamanın Cumhurbaşkanı İnönü’yü, MEB Yücel’i, Arıkan’ı ve İlk Öğretim Genel Müdürü Tonguç’u rahmetle anıyoruz. Bir genelgesinde, köy enstitülerinin kuruluş gerekçesini İsmail Hakkı Tonguç dile getiriyor:
” Köylerin kültürel ve genel hayatlarında ileri bir seviye yaratabilmek yalnız klasik anlamda öğretmenle mümkün olmaz. Köy hayatı bir bütün olarak ele alınmaz da, şimdiye kadar olduğu gibi yalnız klasik bakımdan işlenmek ve bu vasıta ile gelişme yaratılmak istenirse bu çalışmadan olumlu sonuç alınamaz. Köylere öğretmen yetiştirirken bir yandan öğretmeni çok yönlü işler görebilecek biçimde eğitmek, diğer yandan da öğretmenle birlikte köye giderek diğer iş sahalarında çalışacak elemanı yetiştirmek için gerekli tedbirleri almak gerekir… Köye yollanacak öğretmenlerin bu gerçeklere göre hazırlanması gerekir. Bunun için okul üretici olmalı, yaşayabilmek için gereken bütün araçları kendisi üretmelidir… Köy genel hayatının ilerlemesine yarayacak birkaç meslek birden öğretilmelidir… “
Columbia Üniversitesi’nde Fay Kirby, “Köy enstitüleri ve Tonguç’un fikirleri ve eğitimle ilgili görüşleri ” üzerinde doktora tezi hazırlamış ve onun, ” Türkiye ‘nin eğitim tarihinde değil, dünya eğitim hareketleri içinde de çığır açıcı, büyük bir eğitimci olduğunu” belirtmiştir.
Şair Orhan Veli’nin, “Ellerinde nasır, yüzlerinde nur, ümitle yarınlara yürüyen” diye seslendiği ve şair Özbek İncebayraktar’ın, “Onlar, köy çocuklarıydı, yalın ayakları ve yırtık mintanlarıyla geldiler. Gönen’e, İvriz’e, Kepirtepe’ye, unutulmuştular bin yıldır; Ferhat oldular, yardılar İdris Dağı’nı, gürül gürül akıttılar suyunu, Hasanoğlan’a. Köroğlu oldular, kafa tuttular Bolu Beylerine…” dediği, köy çocuklarının okulu, köy enstitüleri, çağdaş, yeni bir Türkiye yaratmak düşüncesiyle, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 Sayılı Kanunla kuruldu. Kırsal kesiminde 21 ayrı noktada, yoluna devam eden Köy Enstitüleri, eğitim tarihine damgalarını vurdular. Öğretmen Marşı her şeyi anlatmakta:
“Alnımızda bilgilerden bir çelenk /Nura doğru can atan Türk genciyiz,
Yeryüzünde yoktur olmaz Türk’e denk /Korku bilmez soyumuz.
Candan açtık cehle karşı bir savaş /Ey bu yolda ant içen genç arkadaş
Öğren öğret hakkı halka, gürle coş durma durma koş.
Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.”
1936′ da eğitmenlik sistemiyle başlayan ve 1937- 1946 yılları arasında 8 bin eğitmenin yetiştiği ve eğitimde görev aldığı süreç, 17 Nisan 1940 ‘da yasayla kurulan Köy enstitüleri ile devam etti. On dört yılda 18.200 öğretmen yetişerek yurt hizmetine koştu. Köyden gelerek yetişen çocuklar, öğretmen ve sanatkâr olarak köylere umut ve ışık olarak döndüler.
Âşık Veysel, Ruhi Su, Sabahattin Eyüpoğlu gibi usta öğreticilerin dersler verdiği, her öğrencinin yılda en az 25 dünya klasiği okuduğu, tüm öğrencilerin saz, mandolin, akordion, keman, mandolin, flüt çalmayı bildiği, dersleri arasında arıcılık, el işleri, ciltçilik, demircilik, marangozluk, sağlık, inşaatçılık gibi sanatları öğrendiği, ülkenin acil ihtiyacı olan konularda uygulamalı eğitimin yapıldığı köy Enstitüleri’ni bütün dünya eğitimcileri ve yöneticileri takdirle karşıladılar ve unutmadılar.
Türkiye’ ye özgü olarak kurulan, uygulamalı eğitim ve öğretimi esas alarak kırsal kalkınmayı sağlayan ve dünyaya örnek bir eğitim uygulaması ile köy enstitüleri, Türkiye ve dünya eğitim tarihinde derin izler bırakan örnek eğitim kurumları olarak unutulmaz yerlerini aldılar.
Birtakım siyasi baskılar ve oyunlar sonucunda, 27 Ocak 1954 tarihli 6234 Sayılı Kanunla kapatılan köy enstitülerinin programları değiştirildi ve adı ilk öğretmen okulu olarak belirlendi. Eğitim programları değiştirildi.
Yabancı devlet adamları ve eğitimcilerin köy enstitüleri hakkında görüşleri bulunmakta:
“…Enstitüler, kuruluşunda veya işleyişinde bulunan bir sakatlıktan dolayı değil, dışarıdan gelen amiller yüzünden çökertilmiştir.” Fay Kirby
“Dünyanın hiçbir yerinde böylesine yararlı ve anlamlı eğitim kurumları görmedim. “Duhamel “Köy Enstitülerinde kız ve erkek öğrencilerin oluşturduğu bir müzik topluluğu, bize verdiği batı müziği konserinde, Beethoven ve Mozart’ın parçalarını hatasız çaldılar.”Prof. S. Kessler
UNUESCO’nun,2020 yılını “KÖY ENSTİTÜLERİ VE EĞİTİM YILI” ilan etmesi sağlanmalı ve Hasanoğlan Köy Enstitüsü eski durumu ile korunup onarılarak EĞİTİM MÜZESİ olmalıdır.
Köy enstitüleri, eğitimin çağdaş ışığında, köye, köylüye ve umuda yolculuğun adıdır.78.yılı kutlu olsun.