Her gün ilginç gelişmelere şahit oluyoruz. Burnuma kötü kokular geliyor. Avrupa’da Sırpların tekrar horozlandığı bir döneme giriyoruz ki bunu çok tehlikeli buluyorum.

Bu yılları bizzat yaşamış olan bizler İyi biliriz ki Sırpların acıması yoktur ve Avrupalı Müslüman katliamına epeyce bir seyirci kalmıştır. Kaşla göz arasında tarih tekerrür edebilir, hele böyle bir ortamda görmezden de gelinebilir diye vurguluyorum.

Bununla da bitmedi insanlarda son günlerde görülen bir Türk düşmanlığı yükselmeye başladı, yurt dışındasınız çok daha fazla hissedebiliyorsunuz gurbetçi Yunanlılardan…
Bitmedi İran’dan farklı sesler gelmeye başladı ve içten bir İran düşmanlığını körükleyenler de var ki bu çok tehlikeli.

Bunca olayın içinde bir de üzüldüğüm Müjdat Gezen gibi, sanat eğitimi veren aynı zamanda yoksul çocuklara maddi yardım yapan bir sanatçının, bugüne kadar attığı iftiralarla ve yalan haberlerle, gazetecilik dışında her şeyi yapan bir gazete tarafından hedef gösterilmesidir.

Binayı yaksalar önemi yok yeniden yapılır, ama içindeki insanlara zarar verilirse bunun önüne geçebilecekler mi?
Emniyet güçleri suçluları bulup adalete teslim etmelidir. Emniyet güçleri hepimiz için var, evetçiler içinde, hayırcılar içinde varlar ve öyle olmak zorundalar.
O halde zaten kamera görüntüleri de olan bu suçların derhal yakalanması halkın beklentisidir.

Tabi suçluların yakalanması ile bitmiyor iş. Müjdat Gezen ne derse desin, kundaklamak hiç kimsenin hakkı olamaz.
İş buraya gelince tepkiler doğar, insanlar tam tersini ona sahip çıkarlar. Yani o gazete hedef göstererek karlı çıkacağını zannetmemelidir.
Müjdat Gezen’i tanımıyorum bile, ama yıllardır oynadığı oyunları, sanatçılığını, yetiştirdiği onca öğrencisini yok saymamız mümkün değil.
Saldırganları ve bu olayı alkışlayanları da ayıplıyorum.
Memleketin içinde bulunduğu duruma bakarsanız o kadar çok problemle karşı karşıyayız ki.
Tünelin ucunda ışık görmek dileğiyle yatıyoruz her gece.