Ana Sayfa Yazarlar Komşudan Çıkartacağımız Dersler

Komşudan Çıkartacağımız Dersler

27
PAYLAŞ

Yunanistan seçimleri ve Çipras Hükümetinin programı ve sonrasında yaşanan gelişmeler güncelliğini korumakta. ABMB, Yunan bankalarına yönelik desteğini kestiğini açıklarken, Standard & Poors da, Yunanistan’ın kredi notunu “B” den, “B-‘ ye indirerek, negatif olan kredi görünümünü pekiştirmiş oldu. Komşudaki gelişmeler, Türkiye açısından da yakından izlenmesi ve ders çıkartılması gereken özellikler taşımaktadır.
Derslerden öncelikli olanı, Türkiye’de yaklaşan 7 Haziran seçimlerinin en yakıcı ve fakat ciddiyetten uzak tartışma konularından başta geleni olan “Seçim Barajı” dır. Türkiye’de 12 Eylül 1980’nin üzerinden 35 yıl, Askeri Darbe sonrası 1983’de yapılan ilk seçimin üzerinden 32 yıl geçmiş bulunmaktadır. Ancak, 10 Haziran 1983 gün ve 2839 Sayılı Yasa ile konulmuş olan “seçim barajı”, arada “seçim çevresi barajı” ve “ülke barajı” olmak üzere değişim göstermesine karşın egemenliğini korumaktadır. Baraj oranının saptanmasında ilkeler “siyasal kararlılık” ile “temsilde adalet” olarak sunulmasına karşın, örtük amaç, kimi istenmeyen partilerin parlamentoda yer almamasını sağlamak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en doğrudanını 12 Eylül Cuntası dürüstçe (!) yapmış, seçime hangi siyasal partilerin gireceğine doğrudan karar vermiştir. Ondan sonra oluşan parlamentodaki partiler ise, bunu örtük biçimde “temsilde adalet”, “siyasal kararlılık/tek parti iktidarı” söylemi ile sürdürmüşlerdir. Ancak, temsilde adalet ilkesinin kurban edilmesi, siyasal kararlılığın sağlanmasını da mümkün kılmamıştır. Özel koşullarda yapılan 1983 seçimi ile 1987 seçimlerini bir yana bırakırsak; 2002 seçimlerine kadar olan dönemlerde yapılan seçimlerde “tek parti hükümeti” ereği de gerçekleşmemiştir.
Bütün bu gerçekler ortada iken, “temsilde adalet ilkesi” nin, barajı aşan partiler uğruna “kurban edilmesi”, kararlılıkla sürdürülmektedir. Ancak, geride bıraktığımız on üç yıla baktığımızda, temsilde adaletin kurban edilmesine ve tek parti iktidarının varlığını sürdürmesine karşın, siyasal kararlılığın ve toplumsal huzurun sağlandığını ileri sürebilecek tek aklı başında insan düşünmek mümkün değildir. Hemen her gün renkli camdan yapılan “siyasal cihat çağrıları” (!), dışa vurulan kin ve öfke, ülkenin ortasından yarıya bölünmüş durumu, bunun kanıtlarını oluşturmaktadır.
Komşuda seçim barajı % 3’tür ve SYRİZA’nın % 36,3 ile 300 parlamenterden 149 unu kazandığı son seçimde, parlamentoda temsil hakkı kazanan parti sayısı yedi olmuştur. Eğer Yunanistan da, bizim gibi, siyasal kararlılık (!) için, temsilde adaleti kurban edip, % 10 baraj uygulamış olsa idi, parlamentoya girecek parti sayısı, tıpkı 2002 seçimlerinde Türkiye’de olduğu gibi ( ve ) iki parti (SYRİZA ve Yeni Demokrasi) ile sınırlı olacaktı. Ve parlamentoda temsil edilmeyen seçmen oranı % 36,3’ü bulacaktı. Oysaki barajın % 3 olması, parlamentoda temsilci bulamayanların oranını % 10,4’e düşürmüştür.
Türkiye parlamentosundaki temsilin, silah zoruyla üçe düşürüldüğü 1983 seçimlerini bir yana bırakırsak ve ondan bile daha ağır temsilde adaletsizlik yaratan seçim, 2002 seçimleri olmuş, parlamentoda yalnızca iki parti (AKP ve CHP) yer bulabilmiştir. 2002 seçimlerinde % 34,4 oy ile birinci parti olan AKP, parlamentoda sandalyelerin % 66,4 ünü ele geçirirken, parlamentoda temsilci bulamayanlar % 46,6 sı olmuştur. Parlamentoya üç parti ve bağımsızların girdiği 2011 seçimlerinde ise, seçmenlerin % 95.45’i temsilci bulurken, birinci parti AKP, temsilde 10 puanlık bir avantaj elde ederek, 274 milletvekilliği yerine 326 milletvekili ile temsil olanağını ele geçirmiştir. Temsilde adaletsizlik, siyasal partiler arasında kutuplaşmayı azdırırken, parlamento zemininde uzlaşmayı değil, dayatmayı yaratmakta ve bu ise, siyasal kararsızlığı ateşlemektedir.
Ve Türkiye’de seçmen, önseçimle aday belirleme yerine, genel başkanların atadıklarını seçme zorunda kalmanın yanı sıra, ideolojik olarak desteklemediği partilere kerhen oy vermeye mahkûm kılınmaktalar. Bu ise, ulusun egemenliğinin temsilcisi olması gereken parlamenterleri, parti liderlerinin biatçılarına dönüştürürken, temsilcisi olmaları gereken halka karşı sorumluklarını ortadan kaldırmaktadır.
Komşudan çıkartılacak derslerden birincisi budur. Ekonomik alanda çıkartılacak dersler izleyen yazımda olacak.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam