“Komplo teorileri” değil, “gerçek demokrasi” gerek!

0
30

Demokrasinin en kısa tanımlaması “ne kadar ters gelirle gelsin, tüm fikirlere söz hakkı verilmesi” diye yapılabilir ancak…

Her fikre söz hakkı vermenin ters geldiği kişiler her zaman olmuştur ama…

…Ve bunlar, “bazı fikirlerin kendi mevcut durumlarını tehdit ettiğini görüp panikleyenlerdir… Hemen karşı atağa geçip, kötülemeye çalışırlar… Tek amaçları durumu kurtarmaktır…

Bunun için en yaygın yöntem ise farklı fikirler öne sürenlerin, her topumda bulunan ve “tehlikeli olarak kabul edilen” çevrelerle ilişkili olduğunu öne sürmektir…

Bu yöntemin kullananlar açısından da tehlikeli bir tarafı var… O da zaman zaman toplumun “tehlikeli” gördüğü şeylerin değişmesi… Örnek olarak, bir zamanlar “Ergenekoncu” olmak tehlikeliydi, şimdi ise “Fetöcü” olmak…

Bunları neden yazıyorum biliyor musunuz…? Meral Akşener liderliğinde kurulan İYİ Parti’ye yapılan saldırıların ne kadar ipin ucunu kaçırmış olduğunu anlatmak için… Yoksa “Fetö’nün kutsal maklube yemeği ile İYİ Parti logosunun benzeşmesi tesadüf mü?” diyen birinin sözleri kafanızı karıştırabilir…
Sonra benzeyenlerin arasına Vatikan’ın Büyük Meydan’ı da katılıyor ve Fettullah Gülen’in aslında gizli bir Kardinal olduğundan söz ediliyor…
Amaç, Gülen yandaşlarının da İYİ Parti’ye oy vermesini de engellemek mi?
Şimdi gelelim Meral Akşener’in İYİ Partisi’nin logosuna ve bunun Fethullah Gülen’in Vatikan Papalık merkezinden esinlenerek koyduğu ve siyasal yapılanmasının sembolü olduğu, bu nedenle asla geçit verilmemesi gerektiği safsatasına…
O zaman bir belediyenin “logonun onlardan çalındığını” iddia etmesi ne olacak peki… Yoksa o belediye de mi Fetöcü, hatta Papa’nın emrinde..?
Bütün bunlar demokrasiyi içine sindirememiş kişilerin yarattığı şeyler… Çünkü demokrasi kendini korumayı beceren bir sistemdir…
Eğer gerçekten uygulanıyorsa tabi ki…
Herkes fikrini söyleyecek, karşı çıkanlar neden karşı çıktığını anlatacak ve kararı seçmenler verecek…
Tüm demokrasilerde olduğu gibi…
…Ve demokrasinin gerisi ya da ilerisi olmayacağını, ama “sahte” ya da “gerçek” diye bölündüğünü unutmayalım..!