Kolumuzu da kaptırdık!

0
72

22 Eylül’de bu köşede “El Bab’a elini veren kolunu kurtaramaz” başlığını kullanmış şöyle demiştik:

“Suriye’deki operasyon, IŞİD ve PYD’nin sınırımızda tehdit oluşturmasını önlemekle sınırlı kalmalı, daha ileri gidilmemeli… Önümüzdeki günlerde binlerce Türk piyadesinin El Bab’a doğru hareketlenmesi bekleniyor. Burada şiddetli çarpışmalar olabilir ve çok sayıda şehit verilebilir.”

Ne yazık ki haklı çıktık.
El Bab’a yönelik operasyonda şimdiye kadar 35 şehit verdik. Sadece dün 14 askerimiz şehit oldu, 6’sı ağır 33 askerimiz yaralandı.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Sonsöz gazetesinin mütevazı bir yazarı kadar öngörü sahibi olmaması, belaların üzerine adeta balıklama dalması çok acı değil mi?
Bakın, dinleyen olursa bundan sonra olacakları da tek tek söyleyeyim:
-Esat rejimine karşı çıkan Türkiye, bu rejimin en büyük düşmanı IŞİD’i yok etmeye çalışırken yeni şehitler ve gaziler verecek.
-Sonuçta IŞİD bizim ve Rusya’nın gayretleriyle etkisiz hale getirilecek ve o bölgede de Esat rejimi egemen olacak.
-Önümüzdeki yıllarda Suriye’de Rusya himayesinde Esat rejimi hüküm sürecek.
Daha yakın tarihlerde “katil” ilan ettiğimiz ve bir an önce devrilmesi gerektiğini belirttiğimiz Esat’ın Suriye’yi baştan sona yeniden kontrol altına alması için Türk askerinin savaşması ve şehitler vermesini kim hangi akılla izah edebilir Allah aşkına?
Parlamenter sistemde sorunlar Meclis’te ve Bakanlar Kurulu’nda enine boyuna tartışılır, atılması gereken adımlar buralarda belirlenir.
Bizde ise sorunlar Beştepe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı ile birkaç yakın arkadaşı arasında tartışılıyor, neler yapılacağı saptanıyor, Meclis ve Hükümet buna göre adımlar atıyor.
Genç yaşta hayattan kopan evlatlarımıza yazıktır, günahtır…
Topraklarımızı savunmak için değil başka ülkelerin çıkarları için ölüme gidiyorlar…