Ana Sayfa Yazarlar Koalisyondan Kim Kaçtı?

Koalisyondan Kim Kaçtı?

240
PAYLAŞ

2065 yılında, yani bundan 50 yıl sonra Türk Siyasi Tarihi’ni yazmak isteyen bir tarihçi büyük bir ihtimalle o dönemin canlı tanıklarını bulmakta zorlanacaktır. Bulduğu tanıklar ise bugün 15-20 yaşında olan siyasetin dışındaki kimseler olacaktır. O zaman devlet arşivleri bu olayların belgelerini okuyuculara sunarlar mı, tam olarak bilemiyorum. Ama gazete haberleri ve gazetelerin köşe yazarları birinci el kaynak olarak tarihçiyi yönlendirecektir.
7 Haziran 2015 seçimleri sonucunda % 41 oy alan hükümet kuracak güce ulaşamadı. Başbakan Davutoğlu hükümeti kurmakla görevlendirildi. Yaklaşık 30 gün ile “istikşafî görüşmeler” yapıldı. Hükümet kurulamadı. ile görüşüldü. Hükümet kurulamadı. HADEP ile görüşmeye gerek duyulmadı. Davutoğlu görevi Cumhurbaşkanına teslim etti. Cumhurbaşkanı ana muhalefet partisi liderine hükümet kurma görevi vermeyi gereksiz buldu. Meclisin yeni bir hükümet çıkaramayacağı anlaşıldığından Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir seçim hükümeti kurularak seçimlerin 1 Kasım 2015’de yenilenmesine karar verildi.
İşte genel hatları ile tarafsızca özetlemeye çalıştığımız bu seçim serüveni, 50 yıl sonra yazılmak istendiğinde ne şekilde yazılacaktır. Koalisyon niçin kurulamadı? Koalisyonu kim istemedi, niçin istemedi? Tarihçi bu sorulara cevap vermek istediğinde Cumhuriyet gazetesini okuduğunda farklı, Sabah gazetesini okuduğunda farklı bir resim görecektir. Peki, tarihçi sonuca nasıl ulaşacaktır?
Atatürk, “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” derken elbette bu zorluğu ortaya koymak istiyordu. Öyleyse değişmeyen gerçek nedir?
Önce şunun altını çizmemiz gerekiyor ki hiçbir parti “Koalisyonu ben istemedim. Gerekçem de şu idi” demiyor. Koalisyon kurma potansiyeli olan her üç parti de koalisyon kurulamamasının, ülkenin yeniden seçim ortamına taşınmasının sorumluluğunu diğerlerinin üzerine atıyor.
Bu olay bana Genç Osman’ın tahttan indirilmesi ve Yedikule zindanlarında kötü bir şekilde öldürülmesinin sorumluluğunu Yeniçerilerin de Sipahilerin de üstlenmeyerek birbirlerini suçlamalarına benziyor. O zaman halk genç padişahın bu şekilde öldürülmesinden dolayı çok üzülmüştü. Halkın nefretinden çekinen Yeniçeriler de, Sipahiler de olayı üstlenmekten bundan korkarak çekinmişlerdi. Nitekim Erzurum’da bulunan pek çok Yeniçeri bu suçlama ile Abaza Mehmed Paşa isyanı (1624) sırasında öldürüldü.
7 Haziran seçimleri sonunda görevini yapmış olmanın rahatlığı içerisinde işine gücüne dönmek isteyen halk yeni bir seçim külfeti altına girince gerçekten kızdı. Hele seçimlerin hemen ardından anarşi ve terör birden bire artma eğilimi gösterince, şehit cenazeleri gelmeye başlayınca, ekonomik veriler bozulunca halkın öfkesi daha da arttı. Yeni bir seçim ortamında bu öfkenin muhatabı olmak istemeyen AKP diğer iki partiyi sorumlu tutarken CHP ve MHP ise doğrudan AKP’yi koalisyonu gerçekten istememekle, sadece seçim hükümeti kurmaya çalışmakla suçladılar.
Koalisyondan kim kaçtı? İşte bütün mesele bu. Bu soruya bugün cevap bulamazsak 50 yıl sonra Türk Siyasi Tarihi’ni yazmak isteyen tarihçi çok daha fazla zorlanacaktır. Bu soruyu tarihi yapanların tamamı, olayın şahitlerinin büyük kısmı hayatta iken şimdi cevaplandırmak daha kolay olacak gibi. Bu konuda söyleyecek sözü olanlar ya şimdi konuşacaklar ya da sonsuza kadar susacaklar.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

2 Yorumlar

  1. Bu olay bana Genç Osman’ın tahttan indirilmesi ve Yedikule zindanlarında kötü bir şekilde öldürülmesinin sorumluluğunu Yeniçerilerin de Sipahilerin de üstlenmeyerek birbirlerini suçlamalarına benziyor. O zaman halk genç padişahın bu şekilde öldürülmesinden dolayı çok üzülmüştü. Halkın nefretinden çekinen Yeniçeriler de, Sipahiler de olayı üstlenmekten bundan korkarak çekinmişlerdi. Nitekim Erzurum’da bulunan pek çok Yeniçeri bu suçlama ile Abaza Mehmed Paşa isyanı (1624) sırasında öldürüldü.

  2. Atatürk, “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” derken elbette bu zorluğu ortaya koymak istiyordu. Öyleyse değişmeyen gerçek nedir?

Comments are closed.