Ana Sayfa Yazarlar Koalisyona Mecbur muyuz?

Koalisyona Mecbur muyuz?

223
PAYLAŞ

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 2 gün sonra erken genel seçimde oy kullanacak.
Bu seçim erken seçimden daha çok, bir seçim tekrarı oldu. Halk 3 ay içerisinde ikinci kez sandığa gidiyor. Büyük bir çoğunluğun korkusu ise üçüncü bir seçime mecbur olmak. Umarım böyle bir felaket yaşamayız.
Seçim propagandaları sırasında partiler birbirlerini “koalisyondan kaçmak”la suçladılar. Gerçekten koalisyondan kim veya kimler kaçtı?
Benim kanaatime göre koalisyon kurması beklenen her üç parti de kaçtı.
kaçtı, çünkü yeni bir seçimde % 41’den % 44’e çıkabileceğine ve böylece “ortaksız” bir hükümet yapabileceğine inanıyordu. AKP’nin koalisyondan kaçmış olduğu düşüncesine beni götüren şey ile yapmış olduğu 32 gün süren “istikşâfî” görüşmelerdir.
Kendisine taban olarak en yakın olan parti olan ile 32 gün ayırsa, CHP için 2 gün ayırsa belki koalisyon -Bahçeli’ye rağmen- kurulabilirdi.
CHP, ana muhalefet partisi olarak iktidar ortağı olmak istemiyordu. Hem de yıllarca aşırı dozda eleştirdiği bir parti ile ve onun eski ve yeni genel başkanları ile. Bu yüzden ileri sürdüğü Milli Eğitim’de 8+4 ve Suriye politikası bile bu koalisyonun olmayacağının açık kanıtı idi.
CHP de 45 günlük sürenin bitmesi için ayak sürüdü.
MHP, daha 7 Haziran akşamında talihsiz bir beyanla koalisyonun bütün çözüm yollarını kendisinin dışında işaret etmişti. “AKP, barış görüşmelerini birlikte yürüttüğü HDP ile koalisyon yapabilir. CHP ile koalisyon yapabilir. Bu üç parti birlikte koalisyon hükümeti kurabilir” denildi. Ama ihtimallerin içerisinde hiçbir şekilde MHP yoktu. Bu demeç hiç unutulmadı ve hiçbir zaman da unutulmayacak gibi. Tıpkı daha önceki seçimlerde “DYP dinlensin” demeci gibi.
MHP, koalisyondan kaçtı. 1999 seçimlerinde Rahşan Ecevit’in “içine sinmeyen” bir koalisyonu içine sindirdi ve 28 Şubat sürecinde 3,5 yıl Ecevit’e koltuk değneği oldu. Oysa 129 milletvekili vardı. Koalisyona girmese ana muhalefet partisi olarak kalsa bundan sonraki seçimde büyük bir ihtimalle iktidarda idi. Ama o günün şartları değişikti. MHP ve DYP, Milli Güvenlik Kurulu tarafından “izlenmesi gereken parti” listesine alınmıştı. Belki de bu tehdit onu, bu tabanı memnun etmeyen koalisyona girmeye mecbur etmişti.
Sonuç, 2002 seçimlerinde barajın altında boğulmak oldu.
MHP belki de bugün, bu korku altında koalisyona girmek istemedi. Ama bu sefer durum değişikti. Bu sefer taban AKP-MHP koalisyonunu istiyordu. Bu sefer de tavan, hatta “tavanın tavanı” bu koalisyonu istemiyordu. Koalisyona karşı olduğunu daha 7 Haziran sonuçları kesinleşmeden açığa vurmuştu. Hem de hiç kimseye sormadan, danışmadan, tabanın nabzını yoklamaya bile gerek duymadan.
Ülke 1 Kasım seçimlerine hazırlanırken MHP bir ölçüde 7 Haziran’daki “her şeye hayır”cı duruşunu gevşetmek eğiliminde görünüyor. Ama yine de “4 Şart” dayatması sürüyor. Aslında “çözüm süreci” fiilen ortadan kalktığı için şartlar da üçe inmiş durumda. 1982 anayasasının giriş protokolünde diretmek daha çok tribünlere mesaj vermek gibi. Aksi ihtilal anayasasını kutsamak anlamına gelir.
Ama başta PKK olmak üzere MHP’nin AKP ile koalisyon yapmamasını isteyen birçok grup var. Elbette bunlar yine “Savaş Kabinesi kuruluyor” yaygarasını ayyuka çıkaracak. Doğan Medya grubu, Paralel Medya grubu, DHKP-C, MLKP, ÖYP, ÖDP, PYD, PYG hepsi birden aynı koroya başlayacaklar. MHP il ve ilçe büroları saldırıya uğrayacak, MHP’liler açık hedef haline getirilecek. Bunların hepsi mümkün. Ama bu olabilir diye yapılması gereken bir şey varsa bu ertelenmemelidir.
İki kişinin ortak bir bakkal dükkânı açamadığı bir ülkede koalisyon ortağı olmak kolay bir şey değil. Bu olgu, parti hesapları dikkate alınmadan büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilen bir gerçeklik gibi.
Ancak neyin doğru olduğuna karar verecek makam milletin iradesidir. Millet 7 Hazirandaki tavrını değiştirmez % 41’i % 44’e çıkarmazsa o zaman koalisyon kaçınılmaz. Ve koalisyonu yapabilecek iki parti yine çoğunluk partisi AKP ve aynı tabandan gelen MHP olacaktır.
1 Kasım akşamı millet yine koalisyon diyecek olursa o zaman AKP için de, MHP için de tek seçenek, hiç kapris yapmadan koalisyon hükümetini oluşturmaktır. Üçüncü bir seçimi Türkiye ekonomisi de, Türkiye halkı da istemeyecek ve üçüncü seçim yapılırsa “beşinci” parti, belki de “altıncı” parti devreye girecek, işler iyice Arapsaçına dönecektir.
1 Kasım seçimlerinin ülkemize, milletimize hayırlı olması; adil, temiz, olgun bir seçim geçirmemiz dileklerimle.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

3 Yorumlar

  1. Orhan Bey, millet sorunun cevabını vermiş oldu. Vatanımıza, milletimize, demokrasimize hayırlı olsun. Milletin kararı saygıdeğerdir. Kılıçdaroğlu’nu bu gerçeği olgunlukla kabul ettiği için tebrik ederim. Bu aynı zamanda Utanyahu (Netenyahu)’ya, ABD’ye verilmiş bir cevaptır.

  2. AK Parti’nin CHP ile koalisyonu MHP’den daha kolay olur. İstikşafi görüşmeleri hazır nasıl olsa. Ayrıca AK Parti ister CHP ister MHP ile koalisyon yapsın önemli olan uzun vadeli bir koalisyon hükümeti olur mu?

  3. İki kişinin ortak bir bakkal dükkânı açamadığı bir ülkede koalisyon ortağı olmak kolay bir şey değil. Bu olgu, parti hesapları dikkate alınmadan büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilen bir gerçeklik gibi.
    Ancak neyin doğru olduğuna karar verecek makam milletin iradesidir. Millet 7 Hazirandaki tavrını değiştirmez % 41’i % 44’e çıkarmazsa o zaman koalisyon kaçınılmaz. Ve koalisyonu yapabilecek iki parti yine çoğunluk partisi AKP ve aynı tabandan gelen MHP olacaktır.
    1 Kasım akşamı millet yine koalisyon diyecek olursa o zaman AKP için de, MHP için de tek seçenek, hiç kapris yapmadan koalisyon hükümetini oluşturmaktır. Üçüncü bir seçimi Türkiye ekonomisi de, Türkiye halkı da istemeyecek ve üçüncü seçim yapılırsa “beşinci” parti, belki de “altıncı” parti devreye girecek, işler iyice Arapsaçına dönecektir.

Comments are closed.