Amerika’nın İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanımasının ardından çarşamba günü İstanbul’da bir araya gelen “İslam İşbirliği Teşkilatı” birlikte bir bildirge yayınlayıp Doğu Kudüs’ü, işgal altındaki Filistin’in başkenti olarak tanıdıklarını açıklamışlardı. Son yıllardaki bildiğim, gördüğüm en isabetli karar.

Bu karar yankı buldu ve Çek Cumhurbaşkanının, Filistin’e büyükelçilik açabileceğini açıklamasının ardından, Lübnan Cumhurbaşkanı da büyükelçilik açmayı düşündüklerini açıkladı.
Lübnan’ın Filistin topraklarında bugüne kadar herhangi bir diplomatik temsilciliği olmamasına rağmen, şimdi Doğu Kudüs’te kendilerine bir büyükelçilik açmak için toprak istediler.
Öyle ya Büyükelçilik toprakları, bulunduğu o ülkede bile kendi toprağı sayılıyor. Dolayısıyla dokunulmazlıklar oluyor. Bence derhal yapılan açıklama uygulamaya geçirilmeli ve bütün İslam ülkeleri Filistin’de bir büyükelçilik açmalılar.
Bir anda hep beraber hızla uygulanan bu kararla dünyayı karşılarına alamazlar asıl dünya onların önünde eğilir.
“Sürü ve tek başına kalan hayvan” muamelesi bu iş. Bakınız Avrupa ABD’nin kararını önce eleştiriyordu, şimdi ise yanardöner bir vaziyette geri adım atarak, Amerika’yı desteklemeye doğru yöne birkaç ülke hariç gidiyorlar.

Mesela Almanya günlerdir protestolar karşısında, Yok anti-Semitism yok Irkçılığa karşıyız gibi sözlerle yine Arap dünyasına karşı Amerika’yı ve İsrail’i desteklemeye başladı. Ancak hep birlikte hareket edilir ve çok çabuk bir oldubittiye getirilirse kimsenin söz söyleyecek durumu kalmaz. Tıpkı Amerika’nın, her şeyi oldubittiye getirdiği gibi. Buradan yine tekrar tekrar söylemek istiyorum ki bu fırsatla aradan Kıbrıs’ı çıkartmamız lazım. Aynı Müslümanlar bir araya gelerek hemen Kıbrıs’ta büyükelçilik açmalılar. 15-20 ülkeye birden ambargo uygulayacak ticari ilişkilerini bırakacaklar halleri yok ya.
Yeter ki Türk hükümeti kararlı, ve ısrarcı olsun. Eminim bir araya gelen bu İslam topluluğundaki bazı ülkeler yan çizmeye çok müsaittirler ancak ekonomik gücüne siyasi politik gücüne bakmadan ülke sayısı ile birlikte Kıbrıs’ı tanımalarını istersek ertesi günü birleşmiş milletlerle birlikte masaya oturmamıza gerek dahi kalmayacak bu böyle bilinmeli.

Ha biraz daha beklersek yok Yunanistan’dı, Birleşmiş Milletlerdi diye seneler geçerken, Kıbrıs yakında elden gider, bu kadar izolasyon la birlikte Kuzey Kıbrıs’ın vatandaşı da elden gider.
Tarihte yapılan hataları tekrar etmemek, onlardan ders almak gerektiğine inanıyorum. Çünkü şuan dünyada bir otorite boşluğu var. Bunun sebebi, ABD’nin başında akıllı bir adamın olmayışı.

Totaliter tutumuyla birlikte kimseden saygı görmeyen bir adam Amerika’yı yönetiyor. Bu da birçok yanlışı doğuruyor. Sanki serseri bir mayın ortalıkta dolaşıyor. Kimsenin ciddiye almadığı bir adam, ciddi kararlar vererek, doğru ile yanlışın birbirine karıştığı bir ortam sunuyor. Dünyanın yarısını karşısına almış durumda. İşte böyle bir anda, fırsattan istifade Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini meşrulaştırmak hiç zor değil.
Doğu Kudüs bildirgesine imza atan 56 Müslüman ülkeye KKTC’den de temsilci katılmalı ve yine bu 56 ülke Lefkoşe’yi, KKTC’nin başkenti olarak tanımalıdırlar.
Alın size güçlü bir ittifak. Bunda kokacak, düşünecek bir şey yok, bugün bu adam istediği ülkeyi, başkentini vs. canı istediği şekilde tanıyor ve değerlendiriyorsa eğer, dünyada hiçbir ülke ABD’nin ağzından çıkacak üç kelimeyi o denli önemsemez. Hem bu kadar ülkenin tanıdığı bir yeri de her halde ABD veya Avrupa Birliği, tanımazlıktan gelemez. Ya şimdi, ya hiç…
Kısacası, bu tarihi fırsat hazır gelmişken, elimizin tersiyle itmeyelim. Derhal işe koyulalım. Yıllar önce Bangladeş ve Azerbaycan tanımışken biz istemedik, o zamanki aynı güçler yüzünden. Ama şimdi durum farklı.
Bir an önce KKTC tanınmalı, Lefkoşe’ye temsilcilikler açılmalı ki Güney Kıbrıs, Kuzeydekileri de temsil etmeye devam edemesin.