Bazı arkadaşlıklar, dostluklar ebediyete kadar sürer. Yıldırım Beyazıt Lisesi 1972-1973 dönemi mezunları da böyle bir dostluğa sahip. İyi günlerinde, kötü günlerinde tam 45 yıl bir arada kalabilmeyi başarmış bir grup.

Günümüzde her türlü imkana çok kolay ulaşabiliyoruz. Bir çok değişken istediklerimize kolay ulaşabildiğimiz gibi, ondan kolay vazgeçmemizede neden oluyor. Günümüzde insani ilişkilerde bu çerçevede yaşanıyor. İlişkiler bir anda yok sayılıp, harcanabiliyor.

Herhangi bir maddenin değerli olabilmesi bizim ona ne kadar değer verdiğimizle doğru orantılıdır. Bakıldığında para sadece bir kağıt parçasıdır ancak onu metalaştıran, değer kazandıran yine insanın ta kendisidir.

İnsan bir maddeden ziyade kimsenin değer verip vermemesine bakmaksızın değerli bir varlıktır. Ancak insanın yaşadığı toplumda değer görmesi, var olduğunu hissedebilmesi için bir gereksinimdir. Değer gören insanlar toplumun şanslı bireyleridir.

45 yıllık dostluk, Fotoğraf: Mehmet Akgün
45 yıllık dostluk, Fotoğraf: Mehmet Akgün

Değer görmek böylesine önemliyken, bu değere 45 yıl kalabalık bir grup halinde koruyup, sahip çıkabilmek büyük bir başarı örneğidir. İşte Yıldırım Beyazıt Lisesi 1972-1973 yılı 6 Edebiyat D mezunları bu başarının sahipleri. Hepsi birer delikanlı, hepsi birer genç kız. Enerjileri hep en üst seviyede. 45 yıl boyunca hiçbir zaman birbirlerine olan saygılarını kaybetmemeleri ise dostluklarının neden bu kadar uzun yıllar sürdüğünün en büyük kanıtı. Üstelik onlara her buluşmalarında Kimya Öğretmenleri Vefa Uysal, Felsefe Öğretmenleri Azmi Gündoğdu’da eşlik ediyor.

1BU KEZ BURUKTULAR

Kaybettikleri Faruk öğretmenleri için dua ettiler.

Yılda birkaç kez bir araya gelerek anılarını paylaşmak, eski günleri yad etmek için toplanan Yıldırım Beyazıt Lisesi mezunları bu kez buruk toplandı. Her buluşmada yer alan değerli Edebiyat Öğretmenleri Faruk Dinçer bu kez aralarında yoktu. Onlarda çok değerli Faruk öğretmenlerini anmak için bir araya geldiler. Toplandıkları yer her zaman olduğu gibi Gençlik Parkı’nda Emirgan Kafe’ydi.

Buruk buluşmada Faruk öğretmenleri için dua ettiler, onunla ilgili anılarını paylaştılar ve hiç bitmeyen anılarını birbirlerine anlattılar. Aradan 45 yıl geçmesine rağmen bir öğretmenin öğrencileri tarafından böyle anılıp, yad edilmesi her öğretmenin, her insanın yaşayabileceği bir durum değil.

2ÖĞRENCİLERİYLE DOSTTU

Buluşmada işleri dolayısıyla katılamayanlar haricinde tam kadro yer aldılar. Faruk öğretmen için edilen duanın ardından söz alan felsefe öğretmeni Azmi Gündoğdu, Faruk öğretmeni anma konuşması yaptı.

Gündoğdu konuşmasında, “Faruk hoca öğrencileriyle arkadaş olmayı başaran bir öğretmendi. Biz ilk olarak Yıldırım Beyazıt Lisesi’nde onunla tanışmıştık, zaten bir çoğumuzun ilk görev yeri orasıydı. Faruk hoca beni biriyle tanıştıracağı zaman benden çocukluk arkadaşım diye bahsederdi, demek ki o dönemlerde bizde çocukmuşuz.
Onunla anılarımız anlatmakla bitmez. Askerliği aynı dönemde yaptık. Dergi çıkarttık başımız belaya girdi. Sol siyaset içinde yer aldık. 

Faruk hoca mezarlık ziyaretlerini sevmezdi. Normalde buluşmamızı mezarı başında yapmayı planlamıştık ama bir türlü kısmet olmadı. Aslında bir nevi Faruk hocanın isteğide oldu diyebiliriz.

1972’de başlayan 45 yıl boyunca birbirimize hiç kırılmadık. İyi ki onunla 45 yıl dostluğum var. Keşke yaşasa, aramızda olsaydı. Siyasi kimliğinin yanı sıra gazeteci kimliğide vardı. Dolu dolu bir hayat yaşadı. Bir konuşma ve anlatma ustasıydı, ruhu şad olsun, ışıklar içinde uyusun.

Faruk hoca öğretmenler arasında dünyaya en eğlenceli, farklı bakan öğretmendi. Görüşlerimizde örtüşürdü onu anmamak mümkün değil.

Bugün aslında çok güzel bir durumu yakalıyoruz. Bir öğretmenin öldükten sonra bile anılması çok güzel bir duygu. Bu Faruk hocanında sizinde büyüklüğünüzün göstergesidir” dedi.

3ÖĞRENCİLERİ DE ANILARINI PAYLAŞTI

Öğrencilerinden İbrahim Bulut ve Davut Köksoy’da öğretmenleri Faruk Dinçer’le ilgili anılarını paylaştı.

İbrahim Bulut, “ Aşık Veysel hasta, hastanede yatıyor. Faruk hocayla ziyaretine gitmiştik. Hastanede Aşık Veysel ve Faruk hoca arasında geçen diyaloğu asla unutamam. Faruk hoca Veysel’e ‘nasılsın’ diye sordu. Aşık Veysel, ‘Dostlar sorarsa iyiyiz, yoksa burada ne işimiz var’ dedi. Faruk hoca bize dönüp hasta yatağında bile şiir gibi konuşuyor değil mi? Diye bize sormuştu. Faruk hocayla olan bu anımızı asla unutamam.’

Faruk öğretmenle ilgili bir diğer anıyı ise Davut Köksoy paylaştı. Köksoy, “ 6 kişi bilgi yarışmasına gittik. Sonuçlar bir türlü açıklanmak bilmedi. Başarılıydık, iyi bir sonuç bekliyorduk ama bir türlü sonuçları öğrenemiyorduk. Faruk hoca araya girdi ben sonuçları öğreneceğim dedi ve gitti. Geldiğinde konuşmak istemiyordu. Israrlarımız üzerine durumu anlattı. Yarışmanın sonucunda aslında bizim birinci olduğumuzu ancak araya birilerinin girerek başka bir okulun birinci seçildiğini dile getirdi. Faruk hoca bu duruma çok sinirlenmişti ve bundan sonra bir daha bu tarz yarışmalara katılmayacağımızı söylemişti” ifadeleriyle Faruk hoca hakkında ki anılarını birbirleriyle paylaştılar.

4BİRBİRLERİYLE İLGİLİ ANILARINI DA PAYLAŞTILAR

Faruk hocayı andıktan sonra birbirleriyle ilgili anılarıda paylaştılar. Özellikle kimya öğretmenleri Vefa Uysal’ın yakışıklılığından bahseden Yıldırım Beyazıt mezunları, öğrencilik yıllarında ki anılarıyla birbirlerini kahkahaya boğdu.

Vefa öğretmene okuldaki tüm kızların platonik aşık olduğunu söyleyen Aynur Mermer, “ Vefa öğretmen çok yakışıklıydı. Hemen hemen okuldaki tüm kızlar Vefa hocaya platonik aşıktı. O geldiğinde kızlar süslenmeye başlar, Vefa öğretmene hayran hayran bakarlardı. Vefa öğretmen sanki ben yokmuşum gibi davranırdı. Öyle davrandığı için ona gıcık olurdum. Hem aşıktım hem de gıcık oluyordum” diyerek Vefa hoca hakkındaki anısını paylaşarak herkesi güldürdü.

Vefa öğretmen yüzünden lisede hiç kız arkadaşı olmadığını söyleyen Vasfi Özçelik, “ Lisede Vefa öğretmen yüzünden hiçbir zaman kız arkadaşım olmadı. Kiminle konuşmak istesem Vefa hocaya platonik aşıktı. Çok yakışıklı bir adamdı, halada öyledir. Böyle yakışıklı bir adam varken kim bizim yüzümüze bakardı ki zaten?” diyerek kalabalığı kahkahalara boğdu.

5KAHKAHALAR EKSİK OLMADI

Kahkahalar eksik olmadı

Söz hakkı doğan Vefa Hoca’da, “ Tabi o dönem gençtik, yakışıklıda sayılırdık böyle şeyler hep kulağımıza gelirdi. Ama o yaşlardaki genç kızlar genelde hep kendinden büyük erkeklere hayranlık besler. Bunun adı hiçbir zaman aşk değildir, hayranlıktır” dedi. Senin yüzünden hiç kız arkadaşım olmadı diyen Vasfi Özçelik’ede takılmayı ihmal etmeyen Vefa Hoca, “Demekki sen beceriksizmişsin bu durumun benimle bir alakası yok” diyerek kahkahaların susmamasını sağladı.

Vasfi Özçelik mezunlar arasında yer alan Artun Talay hakkında da konuşmak istedi.
Özçelik, “ Lise döneminde atletizmle de uğraştığımız için buradaki bazı arkadaşlarla daha sık görüşürüz Artun Bey’de onlardan biridir. Artun Bey duruşuyla, saygısıyla, sevgisiyle çok iyi bir insandır. Aynı zamanda atletizmde milli takım baş antrenörlüğü de yapmıştır.

Artun Beyin haftalık programı vardır. Cumartesi-Pazar ev temizliği yapar, Pazartesi kalkar kahvaltısını yapar, senaryo yazar, öğleden sonra klip çeker. Salı kalkar kahvaltısını yapar, senaryo yazar, öğleden sonra klip çeker. Atletizmle ilgili spor camiasında eksik olan önemli konuları not alır ve bu konu hakkında bir kitap çalışması var. Çarşambaları haftalık yemeğini yapıp dolaba kaldırır. 

Cuma kalkar kimseyle görüşmez ilk işi Anıtkabir’e gitmek olur. Oradan Devlet Mezarlığına oradanda Karşıyaka ve diğer mezarlıklara gider. Spor ve devlet adamlarına dua eder.

Artun Bey, yoksullara para toplar, yardımcı olur. Hastası olan ambulans çağırmaz Artun’u çağırır. Artun ölüm listelerini tutar bu konuda herkes ondan yardım ister. Artun’da İbrahim gibi beni aramaz en yakın arkadaşlar olduğumuz halde. Bende onu çekinerek ararım çünkü Artun her zaman meşguldür onu rahatsız etmek istemem. Sadece Cuma günleri, bayramlarda mesaj atar. O aradığında korkarım çünkü o aradığında mutlaka ölüm haberi verir.

Cuma günüydü Artun’a takıldım. Doğal olarak beni mezarlığa götürdü gün boyu mezarlıkları gezdik. En son Karşıyaka Mezarlığı’na gittik. Artun’a şurada kayınvalidemin de mezarı var gelmişken onada dua edelim dedim. O da kayınvaliden meşhurmu ki ona dua edelim dedi. O gün, bugündür Artun’a takılmamam gerektiğini anladım” dedi ve yine herkesi güldürmeyi başardı.