16 Nisan referandum oylamasının sonucu üzerindeki şaibe, maalesef demokrasi tarihimize kara bir leke olarak düştü. Bu halin acı olan tarafı ise, 1946 seçimlerinin şaibesini, onlarca yıldır ağızlarından düşürmeyen bir kadronun, devri iktidarında bunun olmasıydı.

Talihin cilvesine bakın ki;
Dün, neyi siyasetlerine gerekçe yaptılarsa, neye itiraz ettilerse, bugün aynı şeyleri arzu eder ve yapar hale geldiler.
Dün, tek adam eleştirisi yapıyorlardı, bugün tek adamlığı anayasaya derc ettiler,
Dün, milli şefliği eleştiriyorlardı, bugün milli reisliği kutsuyorlar,
Dün, açık oy gizli tasniften şikayetçilerdi, bugün açık oy mühürsüz tasnifi alkışlıyorlar,
İktidar yetkililerinin skor olarak ele aldığı rakamların üzerine bir kaç laf etmemiz gerekirse;
Yüzde kırk dokuz oranında, hayır tercihini yapan kitleyi nicelik ve nitelik açıdan ele alacak olursak
Nicelik açıdan bakıldığında klasik değişimizle “bazen bir, doksan dokuzdan büyüktür” sözünü hatırlatan bir cesameti önümüze çıkarmaktadır. Kaldı ki bu kırk dokuzun, gerçekte 53-54 rakamlarına ulaştığınıda ayrıca not etmemiz gerekmektedir. Rakamların şehvetine kapılmadan, vicdani ve ahlakı değerlendirme yaptığımızda, Kırk Dokuzun nicelik açısından cesameti yadsınamaz.
Nitelik terazisinde ise;
Kırk Dokuz, devletin ve milletin bekası açısından, yarına ümitle bakacağımız adeta bir çiçek bahçesi gibi.
Memleketin; her etniseden, dinden, mezhepten, siyasi görüşten, sosyal sınıftan, ideolojiden, meslekten, cinsiyetten, statüden, gelir düzeyinden, insanının bir araya geldiği, bir irfan abidesi.
Kaygıları ortaklaşmış, demokrasi, barış, medeniyet, özgürlük, adalet, refah, güvenlik, akıl, vicdan, ahlak, bilim, talepkarı bu kitle; HAYIR tercihini, aynı zamanda talep ettiklerine EVET manasına geldiği için yaptı.
Demokrasi tarihimizin önemli bir başlığını oluşturan Kırk Dokuz, sandık skoru lafazanlığının silikleştiremeyeceği derinlikte, belleklerimize ve vicdanlarımıza kazındı.
Bu irfan abidesi kitle; EVET tercihini yapan kardeşlerini dışlamak, aşağılamak gibi bir düzeysizliği sahnelemedi, onların tercihine saygı duydu, onlarla ortak heyacan duyacağı bir başka buluşma günü ile ilgili temennisini yüreğinde hissetti, onları anlamaya çalıştı.
İmdi, Kırk Dokuzun büyüsüne gelelim;
Büyü sözcüğünü, negatif olarak yorumlamayacağınızı bilerek kullanıyorum! Meramım, memleketin siyasetinde, siyasi kurumlarında yeni ve geriye döndürülemeyecek bir iklime girdiğimizi anlatmaktır.
Siyaset yapma biçiminden siyasi partilerin kurumsal yapılarına, siyasetin dilinden siyasi aktörlere, seçmenden seçim sistemine bu büyünün tesirinin hissedileceği bir süreçteyiz. Kırk Dokuz değiştiren dönüştüren bir maniveladır.
Bu büyünün seçmende ki tezahürü alan genişletecek, bunu anlamayan yok sayan siyaset ve siyaset eliti ise anlamsızlaşacaktır.
Demem o ki;
Her şerde bir hayır vardır sözünün tecelli etmesine vesile olan 16 Nisanı, kayıp bir gün olarak görmek yanlıştır, 16 Nisan kazançtır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...