Ana Sayfa Yazarlar Kıbrıs’ta yeni bir oyun mu?

Kıbrıs’ta yeni bir oyun mu?

56
PAYLAŞ

Bir Rus uçağının, sınır ihlali gerekçesiyle uçaklarımız tarafından düşürülmesinin yarattığı sıkıntılı bir dönem nedeniyle, Kıbrıs’ta meydana gelen gelişmelerin ülkemiz kamuoyunca fark edildiğini sanmıyorum.

Esasen, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum kesimi lideri Nikos Anastasiadis arasında son 6 aydan fazladır temaslar sürdürülmektedir.
Bahis konusu temaslar kapsamında, diğer konuların yanı sıra, adadaki haklarımız ve orada bulunan Türk ve Kıbrıslı vatandaşlarımızın yaşam güvencesini oluşturan askeri varlığımızın ortadan kaldırılması konusunda esaslı görüşmelerin yaşandığı anlaşılmaktadır.
1960 yılında kabul edilen Kıbrıs Anayasası ile ülkemize sağlanan garantörlük hakkının ve ’ne devredilmesi amaçlanmaktadır.
Kıbrıs’ın, ENOSİS (Yunanistan ile birleşmesi) kavramıyla tanışması 1963 yılında olmuştur. Yunanistan’daki cunta rejiminin kışkırtması sonucu adada yaşanan Türk kıyımı ve ardından 1974 yılında garantörlük hakkımızı kullanmak suretiyle müdahalemiz hepimizin belleklerindedir.
Yıllarca süren müzakereler sonucunda 2004 yılında adadaki Türk ve Rum toplumlarının bir idare şeması altına getirilmesi amacıyla BM şemsiyesi altında yapılan ve adı ‘Annan Planı’ olarak ortaya konan çözümün Rum tarafınca referandumda reddedilmesine rağmen, adanın Rum tarafının AB tarafından üyeliğe kabul edilmiş bulunması, AB’nin ikiyüzlü politikasını ortaya koymuştur. Zira aynı AB, Rum tarafının bu referandumu kabul etmemesi halinde bu kesimi üye olarak almayacağını belirtmişti.
Bugün gözlenen gerçek ise; Ada’nın Rum kesiminin AB üyesi bulunması nedeniyle, KKTC Yönetimi’nin de neredeyse 11 yıl sonra bu kez BM havucu yerine AB havucunu tercih etmeye yöneldiğidir. İşin daha vahim tarafı; Rum tarafıyla yapılan görüşmelerin içeriğinin KKTC önderleriyle değil; yalnızca Erdoğan’la paylaşılmakta oluşudur!
Anastasiadis’in, bulunulacak bir çözümde, adada her dört Rum’a karşı bir Türk’ün varlığının esas alınmakta olduğu yönündeki ifadeleri ne anlama gelmektedir? Belli ki, sözde dönüşümlü bir başkanlık sisteminin görüşülmekte olduğu bir ortamda artık Kıbrıslı Türkler bir azınlık durumuna düşürülecektir.
AB ve BM gözetiminde dahi olsa, azınlıkta kalacağı anlaşılan Kıbrıs’taki Türk varlığının hakları gerektiğinde nasıl savunulacaktır?
Ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs’taki yöneticilerin oynanmakta olan oyunun farkında olmadıkları kanaati hâsıl olmuştur.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam