Ana Sayfa Yazarlar Kıbrıs seçimleri yalancıların garantörlüğünde gerçekleşti!

Kıbrıs seçimleri yalancıların garantörlüğünde gerçekleşti!

75
PAYLAŞ

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) genel seçimler dün (22 Mayıs) yapıldı. 540 bin seçmenin kayıtlı bulunduğu seçimler, Temsilciler Meclisi’nde temsil olunan sağcı ‘Demokratik Birlik Partisi’, solcu Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) ve merkeziyetçi Demokratik Parti’nin katıldıkları seçimde 56 üyenin seçimi gerçekleşmiştir.

Henüz seçim sonuçları açıklanmamış olmakla birlikte, bu seçimin, Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades’in lideri bulunduğu Demokratik Birlik Partisi ve Anastasiades açısından bir güvenoyu teşkil etmekte olduğu kaydedilmektedir.
Seçim propagandaları, adı geçenin, KKTC ile yürütmekte olduğu müzakerelerin anlamsızlığı ile ülkenin bankacılık sistemini uluslararası kara para aklama faaliyetlerinde bulunan başta Rus finans kuruluşlarına açması üzerinde yoğunlaşmıştır. Seçimde AKEL Partisi’nin daha şanslı görüldüğü ifade olunmaktadır.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, KKTC ile yapılacak müzakerelerde bugün olduğu gibi yarın da önemli aşamaların kaydedilemeyeceği ortadadır. Bilindiği gibi BM öncülüğünde sürdürülen barış çabalarının bir meyve vermemiş olduğu, GKRY’nin geçen yıl Mısır ve İsrail ile Akdeniz’de petrol ile doğalgaz çıkarmak konusunda, ülkemizin itirazlarına rağmen, anlaşmaya varmış olduğu da bir gerçektir.
Yıllardır bir diplomat olarak, Kıbrıs’ın hava sahasının idaresi konusu başta olmak üzere bu sorunu incelediğim ve neredeyse 57 yıldır süregelen Kıbrıs sorununda bir sorunun cevabını bulamadım;
1959 yılındaki Zürih ve Londra Anlaşmalarına uygun olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde Yunanistan, Türkiye ve İngiltere’nin “Kuruluş, İttifak ve Garanti” adındaki üç anlaşmayı imzalaması ile bağımsızlığını kazanan Kıbrıs’ta, Makarios dönemiyle birlikte başlayan şiddet olaylarını, hele ki bu şiddet hareketlerinin önce adadaki İngiliz askerlerine, sonra da ortak Türk kökenli vatandaşlarına yöneltilmesi karşısında olan bitenleri tarih kitapları yazmaktadır. Ancak bilinmeyen bir husus, Adada ’ki Türk nüfusuna yönelik Rum kaynaklı terör hareketlerinin engellenmesi için, yukarıdaki 1960 Anlaşması’nda belirtilen ‘garantörlük’ hakkını kullanmak isteyen Türkiye’nin ilk aşamada 1964 yılında gösterdiği çabanın ABD tarafından engellenmiş olmasıdır (Johnson Mektubu olarak araştırabilirsiniz).
Kısacası sorun şudur; dikkatli tarihçiler ve okurlarımız, İngiltere’nin taraf olduğu bir anlaşmaya niye uymadığını, vatandaşlarının ölümünü niye sorgulamadığını ve ABD’nin niye GKRY’nin hamiliğine soyunduğunu, hatta eski BM Başkanı Annan’ın önerdiği ve KKTC tarafından onaylanmasına rağmen GKRY tarafından reddedilen barış planına karşı Avrupa Birliği’nin niye GKRY’nin üyeliğine olumlu baktığını izah etmek güçtür!
Bu konu belki de uzun bir akademik çalışmaya örnek olmalıdır sanırım.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam