CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, OHAL kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin, hükümete muhalefet eden herkese karşı bir baskı yöntemine dönüştüğünü söyledi.

Bu süreçte, parlamentonun işlevsiz kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı ülkemizde OHAL mağdurlarının hak arama yollarının adeta kilitlendiğini ifade etti.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak, Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması kapmasında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK), Türkiye üzerinde yarattığı olumsuz etkilere değindi.

3 AY DEDİLER, HALEN DEVAM EDİYOR

21 Temmuz 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından üç ay süreyle ilan edilen OHAL’in günümüze değin uzatmalarla geldiğini ve ne zaman sona ereceğinin bilinmediğini anlatan Ömer Fethi Gürer, “Bu kapsamda kanun hükmünde kararnamelerle düzenlemeler yapıldı. İhraçlar, gözaltılar, tutuklamalar gerçekleşti. Haklarında adli işlem yapılan binlerce kişi tutuklandı. Bunun yanında, görevlerinden ihraç edilen ve neden ihraç edildiğini bilmeyenler de var” dedi.

KHK’LAR, MUHALEFETE BASKI ARACINA DÖNÜŞTÜ

KHK’ların giderek Hükûmetin muhalefet eden herkese karşı bir baskı olarak uyguladığı yönteme dönüştüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, “OHAL kapsamında, grev hakkı yok edildi, emekçilerin hak mücadelesinin önüne duruldu. Haklarında ihraçlarını gerektirecek kesin bir hüküm yokken ihraç edilen binlerce kamu görevlisi açlığa terk edildi. İhraç işlemi açığa alma işlemine dönüştürenlerin bazıları neden ihraç edildiklerini dahi bilmiyorlar” diye konuştu.

GECİKEN ADALET…

OHAL süresinde 50’ye yakın kişinin intihar ettiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, haksızlıklar karşısında başvuru ve hak aramanın âdeta kilitlendiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “OHAL Komisyonu kuruldu, 7 kişilik kurul binlerce başvurudan bir yılda daha 3.110 dosyayı inceleyebildi. 14 0 bin 398 kişinin daha başvurusu bekliyor. İncelenenlerden 40’ı hakkında iade kararı verildi. Mağduriyetler bitmiyor. Geciken adalet, adalet olarak gerçekleşiyor mu? O, soru olarak askıda kalıyor” şeklinde konuştu.

PARLAMENTO İŞLEVSİZ KALDI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, KHK’ya parlamentonun işlevsiz kaldığını, KHK ile her konuda karar alınmaya başlandığını vurguladı ve OHAL kapsamında Anayasa’nın dahi askıya alınarak, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını belirtti.

OHAL MAĞDURLARI ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI

2.173 kişiyle görüşen bir platformun hazırladığı araştırmayla silgili sonuçları da açıklayan Ömer Fethi Gürer, “ OHAL mağdurları arasında mevcut işsizlik oranı yüzde 65. Kimse iş vermiyor. OHAL mağdurlarının çektiği sıkıntıların en büyüğü yüzde 92’yle ekonomik sıkıntı, yüzde 87’yle psikolojik, yüzde 86 da sosyal dışlanma yaşıyor. Yine, OHAL’le ilgili, işlerinden atılanların yüzde 99’u 15 Temmuz öncesi herhangi bir cezai soruşturmaya dahi uğramamış yani yüzde 99’u mahkemeyle, savcıyla hiçbir işi olmamış kişiler. OHAL mağdurlarının yüzde 50’si 15 Temmuz sonrası bulundukları mahallelerden ve şehirlerden ayrılmak zorunda kalmışlar” dedi.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teröre bulaşmamış ve haklarında yapılan incelemede herhangi bir sonuca erişilmediği halde, ihraç edilmiş olanların derhâl işlerine iade edilmesi gerektiğini de kaydetti.

NEDEN İHRAÇ EDİLDİM MEKTUBU…

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, OHAL kapsamında, neden ihraç edildiklerini bilmeyen 2 sağlık görevlisini mektubunu da okudu. 1 çocuk annesi röntgen teknisyeni Melike Özcan’ın neden ihraç edildiğini bilmediğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, Niğde SSK ve Devlet Hastanelerinde 23 yıl hemşire olarak görev yapan 2 çocuk annesi Hatice Kayacan’ın ise 14 Temmuz 2017’de KHK ile ihraç edildiğine dair mektubunu okudu. Gürer, konuşmasında Kayacan’ın mektubundaki şu sözlerine de yer verdi: . “..Son dokuz yılı çalışma koşulları en zor olan üçüncü basamak yoğun bakım servisinde yirmi dört saat nöbet tutarak, yirmi üç yıl boyunca idarenin takdir ettiği her serviste itiraz etmeden, daha kolay, nöbeti olmayan servislere torpil yaptırmaya teşebbüs etmeden, dilekçe dahi vermeden çalıştım. Görevimi severek yapan biriyken byLock kaydım olmadığı, Asya Katılım Bankası AŞ’de hesabım bulunmadığı, terör örgütleriyle gazete veya dergilere, sitelere aboneliğim olmadığı, çocuklarımı terör örgütüyle irtibatlı dershane, kurs, etüt okullarına göndermediğim, terör örgütüyle iltisaklı sivil toplum kuruluşlarına üyeliğim görülmediği, sohbet ve benzeri adı altında hiçbir toplantıya gitmediğim, katılmadığım, kimseyi göndermediğim, yurt dışına çıkış yasağım olmadığı, yeşil pasaport hakkım varken pasaport bile almadığım ve yurt dışı çıkış kaydım bulunmadığı, bu yapıda dernek ve vakıf üyeliğim olmadığı, iş yerim başta olmak üzere hiçbir yerde hiçbir örgütün övgüsünü yapmadığım, himmet ve benzeriyle hiçbir terör örgütüne yardım etmediğim, para vesaire vermediğim, bırakın silahlı terör örgütü üyeliğini çantamda tırnak makası bile taşımadığım hâlde 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle bir anda işsiz, sosyal güvenceden yoksun kalmış bulunuyorum. Bu idari işlemin gerekçesi olarak da silahlı terör örgütü üyeliğinin gerekçe gösterilmesi bir anne, bir eş olarak kanıma dokunuyor. Neye itiraz edeceğimi, neyi savunacağımı bilmemekteyim. Önce kendime bir suç yakıştırıp daha sonra onu savunmak zorunda kalıyorum. Örneğin ‘Sağlık Sosyal Hizmet Sendikası üyesi ve eski il yöneticisi olduğum için ihraç edilmiş olabilirim.’ deyip bunun mümkün olmayacağını, kanunen sayma gibi bir saçmalığa sürükleniyorum. Ekte sunduğum hizmet belgemden anlaşılacağı üzere görevimi başarıyla yaptığım ve 2009 yılından 2015 yılına kadar son altı yıllık sicilim 90 ve üzeri olduğu için bir kademeyle ödüllendirilirken, cumhuriyet başsavcılığından aldığım adli sicil kaydım temizken, kurumumdan aldığım personel ceza bilgileri belgesinde hiçbir adli ve idari cezanın bulunmamasına rağmen ihraç edilmem; Hükûmet yetkililerinin ‘Bir kişi bile mağdur edilmesin, bir hain dahi cezasız kalmasın.’ beyanının inandırıcılığını çürütmektedir. Sağlıkçıdan terörist olmaz, terörist can kurtarmaz. Şahsıma yapılan bu uygulamanın savunulamaz olduğu inancımla çalışmalarınızda başarılar.”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bunun gibi mağduriyet yaşayanların yaşadıkları sorunlara Hükûmet duyarlı olmalı ve araştırma yapmalı. ‘Suçum ne?’ diyor, Adalet Bakanlığına soruyor, ilgililere soruyor, yetkililere soruyor, ‘Benim suçum ne? Çoluğum, çocuğum mağdur ’diyor. Onun için de ekmeğini geri istiyor” ifadelerini kullandı.

ASKERİ ÖĞRENCİLER DE MAĞDUR

İhraç edilen askeri öğrencilerin yaşadığı mağduriyete de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “Askerî öğrenciler ihraç ediliyorlar ama bunlarla ilgili hiçbir işlem yok. Bu çocuklar için Sosyal Güvenlik Kurumuna şerh konmuş, askerî öğrenciler için. İhraç edildi diye hiçbir yerde işe giremiyorlar” dedi.

TAŞERON BİLE KHK İLE ÇIKARILDI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, taşeron işçilerin kadroya geçiş süreciyle ilgili uygulamanın KHK ile getirilmesini eleştirerek, “Bu hüküm de burada yasayla düzenlense taşeron sorunu ortadan kalkacaktı, ne yazık ki bunu kanun hükmünde kararnameyle düzenlediler. Sorunlar çözülmedi. Bunun gibi yaratılan haksızlıklar ve olumsuzluklar var” diye konuştu.