KHK ile ihraç edilen zabıt kâtibi ilk kısa filmini çekti

0
16

DİYARBAKIR Adliyesi’nde zabıt kâtibi olarak görev yaparken, kanun hükmünde kararnemi (KHK) ile ihraç edilen ve hakkında yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verilen Lütfü İrdem (31), kendi yazdığı, yönettiği ve başrolünü oynadığı ilk kısa filmini çekti.

Diyarbakır Adliyesi’nde 7 yıl zabıt kâtibi olarak görev yapan Lütfü İrdem, geçen aylarda KHK ile memurluktan ihraç edildi. Hakkında açılan soruşturma sonunda herhangi bir suç unsuru bulunmadığı için takipsizlik kararı verilen İrdem, işsiz kaldıktan sonra ‘Şapşik Fotoğraf Stüdyosu’ ismiyle çocuk fotoğrafları çekilen bir stüdyo açtı. 10 yıldan bu yana Diyarbakır Sanat Merkezi’ndeki etkinlikleri takip eden Lütfü İrdem, burada sinemayla ilgilenen arkadaşlarıyla sohbetlerinden etkilenerek kendi filmini çekmeye karar verdi. Daha önce Ali Kemal Çınar’ın ‘Veşarti’ ve ‘Genco’ ile Salih Demir’in ‘Cano’ filminde küçük rollerde oynayan İrdem, ilk kısa filmini çekmek için kâtiplik yaptığı dönemde hazırlıklara başladı. Senaryo aşamasından itibaren yönetmenler Salih Demir ve Ali Kemal Çınar’dan destek alan Lütfü İrdem, bazı uzun metraj filmlerin kamera arkası ve önünde de görev aldı. Çalışmalarını sürdüren İrdem, ihraç edildikten sonra da ilk kısa filmini çekti. İrdem, Zazaca çektiği ve ‘Cênîya Nêeysayî’ (Görünmez Kadın) ismini verdiği filmi yazıp yönetti, ayrıca başrolü oynadı.

KADIN CİNAYETİNİN ÖNCESİ VE SONRASI

Türkçe ve İngilizce alt yazı ile izleyiciye sunulan filmde, bir kadın cinayetinin öncesi ve sonrası ele alınıyor. Amed Film Festivali’nde gösterilen filmde, erkeklerin kadınlara zulmettiği eski zamanlarda, bu duruma dayanamayan bazı kadınların değişime uğramaları ve görünmez olmaları hikâyesinden yola çıkılarak, günümüzde yaşayan bir kadının da bu değişimden etkilenmesi anlatılıyor. Görünmez olan kadın ve bunu kabul edemeyen eşinin ilişkisinin işlendiği filmde, başrol karakterini canlandıran Lütfü İrdem, eşinin gözlerine bakabilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Filmin sonunda bir cinayete kurban giden kadın, öldürüldükten sonra görünür hale geliyor. Film, 10 dakika 40 saniye sürüyor.

‘KÂTİP BARTLEBY’ OLARAK TANINIYOR

İlk kısa filmini video paylaşım sitelerinde de paylaşan Lütfü İrdem, bundan sonra fikir aşamasındaki senaryo projelerini hayata geçirmek istediğini söyledi. İmkânları elverdiği müddetçe bir senaryo yazıp film çekmek isteyen İrdem, kurdukları ekiple gönüllülük esasına göre birlikte iş yaptıklarını belirtti. Diyarbakır Sanat Merkezi’nde çok iyi arkadaşlıklar edindiğini belirten İrdem, “Çektiğim kısa filmin senaryo aşamasından son haline kadar bu arkadaşların çok katkısı oldu. Görünmez Kadın filminde bir kadın cinayetinin birkaç gün öncesini ele aldım. Bu hikâyeyi nasıl daha görülebilir yapabileceğimi düşünürken, kadının görünmez olmasına karar verdim. Ayrıca yok olan bir dil vardı. Filmin dili Zazaca, yani unutulan bir dil. 7 yıl boyunca adliyede kâtip olarak görev yaptım. Sinema ile içli dışlı biri olduğum için çoğu arkadaşım bana Herman Melville’in efsanevi karakteri olan ‘Kâtip Bartleby’ diyordu. Şu an küçük bir yerde çocuk fotoğrafları çekiyorum. Diyarbakır’da daha önce olmayan bir yer açtım. Elimde fikir aşamasında olan birkaç projem var. Çekilebilirlik durumunu düşünerek birinin senaryosunu yazmaya başlayacağım” dedi.

Lütfü İrdem, memurluktan ihraç edildikten sonra psikolojisinin bozulduğunu, ihraç nedenini bilmediğini söyledi. İrdem, şöyle konuştu:

“Zaten soruşturmada takipsizlik kararı verildi. 7 yıl boyunca çok yoğun çalıştım. İhraç edildikten sonra boşlukta kaldım. Sonra çocuk fotoğrafları stüdyosu açtım. Yıllardır adliyede insanların hikâyesini yazdım. Kimi bizi üzdü ama bunların hikâyesini yazmak zorundaydık. Ancak yönetmenlik ve görüntü işleri zor işler. Bir dilin gelişiminin sanatla başlayacağını düşünüyorum. O nedenle filmi kendi ana dilimde çektim. Senaryosunu yazdım, oyuncu olarak kendim oynadım. Babam da küçük bir rolde oynadı. Zabıt kâtipliği ve sinema birbirinden çok uzak ama aynı zamanda çok yakın. Memurluktan geri kalan zamanımı sinemaya ayırıyordum. İleride daha iyi işler yapmak istiyorum. Memur olduktan sonra da gönlüm sinemadan yanaydı.”