Anadolu Selçukluları’nın en parlak döneminde Sultan 1’inci. Alaeddin Keykubad tarafından 1220’li yıllarda inşa ettirilen ancak, daha sonra yıkılan ’nda kazı çalışmaları 4’üncü yılına girdi.

Kayseri Şeker Fabrikası arazisi içinde bulunan saraydaki kazı çalışmalarına Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden Prof.Dr. Ali Baş Başkanlığında, Prof.Dr. Remzi Duran, Araraştırma Görevlileri; Şükrü Dursun, Ayben Kayın, Hazal Orgun, 13 öğrenci ve kazı işçileri ile devam ediliyor. Prof.Dr. Ali Baş, Anadolu Selçuklu döneminin önemli yönetim merkezlerinden ve Sultan Keykubad’ın öldüğü yer olan Keykubadiye Sarayı’nın, 2’nci Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde de bir süre kullanıldığını bildirdi. Prof.Dr. Ali Baş, şöyle dedi:

“1243 ’ndan sonra Moğollar’ın Kayseri’yi istilası sırasında Kaykubadiye Sarayı yakılıp, yıkılmıştır. Tarihi kaynaklarda geçen bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, istilanın etkilerinin çok büyük olması sebebiyle saray artık kullanılmayacak kadar harap duruma düşmüştür. Ancak, sürdürülen kazılarda ortaya çıkan çini ve seramik buluntular, sarayın Selçuklu dönemi yazılı kaynaklarında anlatılan bilgilerle örtüşen güzellikte ve çok gösterişli olduğunu ortaya koymaktadır. Sarayın 2 yapı kalıntısı günümüze ulaşmış olup, bunlar da oldukça harap durumdadır. 2017 yılı çalışmaları, bunlardan Dört Kemerli Yapı veya Küçük Köşk olarak adlandırılan kalıntının çevresinde gerçekleştirilmektedir. Oldukça verimli geçen çalışmalarda sarayın muhtemelen Selçuklu sonrasında çeşitli müdahaleler sonucunda yeniden kullanıldığı anlaşılmıştır.”

Kazı Başkanı Prof.Dr. Ali Baş,1220’li yılların ortalarında inşa edilen bu sarayın, Anadolu Selçuklu döneminin aslında ilk önemli saraylarından birisi olması sebebiyle de büyük önem taşıdığını belirtti. Prof.Dr. Baş, şöyle devam etti:

“2014 yılında Kayseri Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi tarafından alandaki iki yapının restorasyonuna yönelik olarak bir girişimde bulunuldu. Bu girişim çerçevesinde özellikle her iki yapıda da temizlik çalışması yapılıp röleve ve restorasyon projeleri hazırlanarak yapıyı ayağa kaldırma düşüncesi hakimdi. Biz, 2014 yılında Kayseri Şeker’in desteği ile burada bir sondaj çalışması gerçekleştirdik ve o çalışma sırasında ortaya çıkan veriler bizim burada bir kazı yapmamızı zorunlu kıldı. 2016 yılında önemli verilerle karşılaştık. 2015 ve 2016 da, 2017 yılında da benzer şekilde çalışmalarımız sırasında önemli veriler ortaya çıkmakta.”