Günün en güzel haberiydi. Düştüğü 60 metrelik kuyuda 10 gündür yaşam mücadelesi veren henüz 3 aylık Kangal köpeği, itfaiyenin, kurtarma ekiplerinin, sivil toplum kuruluşlarının, öğrencisinden emeklisine yüzlerce vatandaşın gece-gündüz süren olağanüstü çabası sonucu kurtarıldı ve koruma altına alındı.

Keşke yaşadığımız her sorunda vicdanlar böyle ayaklansa, ayaklanabilse…
yörelerinde her yaz bitiminde sokağa terkedilen binlerce köpek ve kediye rastlanır. O zavallı hayvanların çoğu kışı geçiremez, açlık ve soğuktan telef olup gider.
Yine belediyelerin bilgisizliği ve ilgisizliği yüzünden büyük kentlerin sokakları bir lokma ekmek peşinde koşan kedi ve köpeklerle doludur.
Ne yeterince barınak vardır onlar için ne de aşılama ve kısırlaştırma yapmayı düşünen ekipler…
Bir avuç iyi niyetli insanın verdiği yiyeceklerle bir kısmı ayakta kalır ama çoğu ölüp gider…
15 yıldır iktidarda olan Ak Parti, sokak hayvanları konusuna ne yazık ki eğilmedi. Devletin büyük kaynaklarından onları kurtarmaya yetecek minicik bir pay ayırabilirdi oysa.
Ana Muhalefet Partisi CHP ise, sokak kedisi Şero’ya genel merkezin kapısını açınca hayvanlara karşı görevini yaptığını sandı, sokaktaki bakıma muhtaç milyonlarca kediyi, köpeği görmedi.
MHP de, sadece Kurt’u, oda fotoğraf, flama ve afişlerde seviyor…

Oysa Avrupa’da partiler kimsesiz hayvanlar konusuna özel önem veriyor.
Hollanda’da hayvan haklarını koruma amacıyla kurulan bir parti var ve bu parti 150 kişilik parlamentoda iki milletvekiline sahip.

Her gün bu ülkede ortalama 12 kişi trafik kazalarında ölüyor…
Yine her gün 5 kişi iş kazası sonucu hayata veda ediyor.
Milyonlarca kişi açlık sınırında yaşıyor.
İşsizlik her geçen gün biraz daha büyüyor.
Cinayetler, gasplar, soygunlar bir türlü bitmiyor.
3 aylık köpeği kurtarma çabasına, bu yöndeki vicdan ayaklanmasına büyük saygı duyuyorum.
Ama aynı vicdanlar bütün sokak hayvanları ile ülkenin yaşadığı diğer sorunlar için de ayağa kalkabilmeli.