Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamalar Ankara’da Melih Gökçek döneminin sona ermek üzere olduğunu gösteriyor. Gökçek önümüzdeki günlerde istifa etmezse İçişleri Bakanlığı görevden alma sürecini başlatabilir.

Keşke Gökçek işi bu noktaya getirmeseydi, düzenleyeceği bir basın toplantısıyla çeyrek yüzyıla yaklaşan başkanlık döneminde yaptıklarını bir bir anlatıp köşesine gururla çekilseydi.
Demokratik bulmasak da ortada yadsınamaz bir gerçek var:
Ak Parti’de her zaman Erdoğan’ın istediği oluyor. Onun iradesine karşı çıkmak pek mümkün değil.
Yıllarca Cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül’ü aktif politikadan uzaklaştırıp İstanbul’daki evine çekilmek zorunda bırakan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu istifa ettiren, partinin ağır topları Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’i adeta erken emekliliğe zorlayan hep Erdoğan oldu.
Gökçek’in geniş siyasi deneyimiyle bunları görüp çekilmeyi bilmesi gerekirdi.
++
Aslında bir görevde 23 yıl kalmak hiç de akıllıca değil.
Yıllar geçtikçe o görev, sıradan, rutin bir iş gibi görülmeye başlanır.
Dünyadaki büyük holdingler CEO’larını genellikle 5 yılda bir şu gerekçeyle değiştirirler:
“İnsanlar yeni bir göreve heyecanla başlar ve ilk yıllar büyük bir özveriyle çalışır, holdingi büyütmek için elinden geleni yapar, tüm yaratıcığını seferber eder.
Ama belli bir zamandan sonra özellikle de 5 yılın ardından koltuğuna alışır, işini rutin bir görev gibi görmeye başlar. İşte o nokta değişim zamanının geldiği noktadır.”
++
Keşke Gökçek bir-iki dönemlik başkanlıktan sonra tekrar aday gösterilmeseydi ve yerine yaşı genç, enerjisi tam, heyecanı taze bir isim getirilebilseydi.
Son zamanlarda Gökçek’i yaptırdığı dev lunaparkta oyuncak araba ve trenlerde eğlenirken görüyorum sadece.
Kenti adım adım dolaşan, sorunları yerinde tespit eden, başında baret şantiyelere giden, iş makinelerinin üzerine çıkıp mühendislere talimatlar yağdıran Gökçek çok uzaklarda kaldı artık.
++
Ankara’da Gökçek devri kapanıyor.
Yerine gelecek başkan bakalım yeni bir rüzgar estirebilecek mi, yoksa gideni aratacak mı?