Bireyin doğuştan gelen bir özelliğinin merak duygusu olduğunu belirten uzmanlar, çocukların öğrenmekten ve keşfetmekten büyük keyif aldıklarını söyledi. Mutlu olmanın en önemli yollarından birinin yeni şeyler keşfetmek olduğunu kaydeden uzmanlar, “Beyin ne kadar çok eğleniyorsa o kadar çok öğreniyor. Keyif aldığımız zaman o davranışı pekiştiriyoruz” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Leyla Arslan, çocukların doğuştan gelen bir özellik olarak öğrenmeye ve keşfetmeye meraklı olduklarını söyledi.

Mutlu olmanın en önemli yolu keşfetmektir

Çocukların öğrenmekten ve dünyayı keşfetmekten büyük keyif aldıklarını ve bunun sonucu olarak mutlu olduklarını kaydeden Arslan, “Bu onlar için sevinçtir. Aynı zamanda en büyük mutluluktur, bu yetişkinler için de böyledir. Yani mutlu olmanın en önemli yollarından birisi yeni şeyler keşfetmektir. Bu engellendiği zaman çocuklar mutsuz olur, gelişmeleri durur, üretkenlikleri yavaşlar ve ruh sağlıkları bozulur. Psikolojik olarak iyi oluşları gider. Bu durumda da çocuktan başarı, toplumsal katkı ve üretkenlik beklenemez. O nedenle çocukların mutlu olması, doğuştan gelen o spontanlığın korunması önemlidir. Bunu engelleyen her neyse onun ortadan kalkması gerekir” diye konuştu.

Çocuğun keşfetmesini bazen ailelerin bilinçli ya da bilinçsiz olarak engellediğini ifade eden Leyla Arslan, “Nasıl engellerler? Çocuktan gücünün üstünde şeyler beklerler yani çocuğun gelişim düzeylerini ciddiye almadan daha üst düzeyde şeyler yapmasını beklerler. Bu durum da çocuklardaki kaygı durumunu arttırır, özgüvenine ve dolayısıyla da mutluluğuna zarar verir.

Çocuğu engellemek özgüvenini zedeliyor

Bazı ailelerin çocuğun gelişim sürecinde bilerek ya da bilmeyerek hata yaptığını ifade eden Arslan, çocuğu sürekli engellemenin özgüvenini zedelediğini belirterek şunları söyledi:
“Yani mutlaka çocuğun birinden korkması gerektiğini düşünürler, mutlaka ceza alması gerektiğini düşünürler. Çocuğu mutlaka engelleyen birilerinin olması gerektiğini düşünür. Bazen babalar kendine o rolü biçebilir. Bu da çocukların özgüvenine zarar veren, kişiliklerine zarar veren ve öğrenmesine zarar veren bir durumdur. Doğrusu aslında çocuğu sevgi ile büyütmek, daha sonraki adımı çocuktan evvel anlayabilmek ve oraya eğlenceli bir şekilde götürmektir. Çünkü biz biliyoruz ki beyin ne kadar çok eğleniyorsa o kadar çok öğreniyor yani keyif aldığımız zaman biz o davranışı pekiştiriyoruz ve devam edip gidiyor böyle. Çocuğu sürekli kısıtlarsak mutsuz edersek öğrenmesi de yavaşlıyor, bazı çocuklarda hayattaki duruşu da yavaşlıyor. Yetişkin oldukları zamanlarda depresif bir kişilik oluşuyor. Gülmeyi ve eğlenmeyi bilemiyor.”
Eğitim sistemi içinde de beden eğitimi, ve resim derslerinin çok ciddiye alınmadığına dikkat çeken Leyla Arslan, “Oysa bu dersler çok önemlidir. Gerçek anlamda yapılırsa bu derslerin insana katkıları olduğu görülür. Bu dersler sayesinde çocuk kendini ifade becerisini geliştirir” dedi.

Mutsuz çocuklar büyüyünce depresif olabiliyor

Mutsuz çocukların yetişkin olduklarında mutsuz bireyler olduğunu ifade eden Leyla Arslan, “Depresif kişilikleri oluşuyor, hayatı çok ciddiye alıyorlar. Evet bir şeyler üretebilirler ama çok da anlamı olmaz onlar için yani tatmin olmazlar” dedi.

Psikiyatrik sorunların biyolojik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerden de etkilendiğini belirten Leyla Arslan, “Mutsuz bir kadının yetiştirdiği mutlu bir çocuktan söz etmek mümkün değil. Çevredeki bazı olumsuz olaylar, eğitimdeki değişiklikler, çocuktan yapamayacağı bir şeyin beklenmesi ya da yapmak istediği şeyin tersinin yaptırılması çocuğun ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocuklar duyguları doğru olarak okurlar. Önce biz mutlu olacağız ki çocuklar da mutlu olsun. Mutlu bir toplumda mutlu bir çocuk yetişiyor” diye konuştu.