Masonluğun ucundan kaldırıp içine bakanların ilk tepkisi “roman gibi yahu”dur. İşte bunu kaşımışlar. Masonluğun roman/senaryosunu yazmışlar. The Lost Symbol/ Kayıp Sembol Dünya Masonluğunun harici aleme açılım paketinin parçası olarak Dan Brown müessesesi’ne ısmarlanmış.

Şundan sebep müessese diyorum; Arkasında  öylesi bir kurumsal pazarlama kurgusu var ki.. İnanılmaz. İnternet üzerinden kitap önsözünde bahsedilen linklere ulaştığınızda anında e-satınalmayla t-shirt’üne varana kadar almanız, sanal müzelere girerek dolaşmanız mümkün. Yayınlanmasının Başkan Obama’nın tv showlarında özel el sıkmalarınından yakalanarak Masonluğunun tartışıldığı günlere denk gelmesi de ne denli güzel pazarlandığının göstergesi.
Önceki çok satanları Da Vinçi’nin Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar’ın da Masonik motiflere yer veren Brown bu kez olay kurgusunu Amerika Birleşik Devletlerinin kurucusu ünlü Masonlar’ın mimarı oldukları başkent Washington DC.de ki sayısız mason mekanlarına odaklamış. Capitol Hill’den CIA Genel Merkezi önünde ki Krypto anıtına kadar saymakla bitmez mekanlar arasında bilinmezlikler yumağına sarıyorlar okuyanı. Okuyan demekte hafif kalır…araştıranı demek daha doğru. Divana uzanıp okunası kitap değil. O kadar çok krypto var ki hemen her sayfada tıklayıp internette sörf yaparak ilişkilisini bulmanız gerekiyor.

Kitap tüm resmi Mason sitelerinin, Ruh-bilim Enstitülerinin baştacı. Nasıl olmasın? Masonların özünde,”sembollerle ifade edilen allegori peçesiyle örtülü ahlak sistemlerini ” macera romanı olarak popüler dünyaya taşımış.  Büyük üstadlarının, Amerikan tarihini 17.ci asır İngiltere’sinden taşıdıkları ritüellere uygun şekilde yazmış/inşaa etmiş olmalarından gurur duyuyorlar.

Başta Amerikanın babası denilen George Washington olmak üzere Bağımsızlık Bildirgesini imzalayan Ülke kurucularının hemen tamamı ve bu güne kadar ki başkanların onbeşi mason.Baba ilk planlamayı kendisi de mason olan şehrin mimarı Pierre Charles L’Enfant’a vermiş  ve yerleşim planı mason mabedinin planına göre uyarlanmış.Yıllar içinde yapılan binalar bu şemaya göre konuşlandırılmış ve her bina masonik motiflerle şekillenmiş.  Masonluğun en büyük derecesi olan 33 Ulusal Katedral/Washington National Katedral’in üstünde yükseldiği kolonların sayısı ve 33 kata eşdeğer yüksekliğinde gözüküyor.
İskoç rithinin mabedi House of Temple ve içerisinde Masonluğun ABD tarihinde ki yerinin sergilendiği George Washington Masonic Monument kentin yüzük taşları. United States Capitol binasının tüm toplantı odaları başlı başına mason mabedi olarak tasarlanmış.Kahramanımız şifre uzmanı Prof.Robert Langdon ABD’nin ülke mührünün/State Seal yıllardır konuşulan sırrında çözüyor.
Masonik piramiti Musevi yıldızla birleştirip köşe harflerin şifre karşılığını koyarak MASON sözcüğüyle başbaşa bırakıyor bizi.Piramidin en altında roma rakamıyla bir tarih yazmaktadır…”MDCCLXXVI” M:1000 D:500 C:100 L:50 X:10 V:5 I:1 ise bu tarih; 1776 Yani ABD’nin doğum günü ve aynı zamanda İllumunati’nin kuruluşu (1mayıs1776)dur.
Aslını ararsanız film senaryosunu da eş zamanlı yazmış Brown. Romanı okurken Brown’ın karakter tasvirleri eşliğinde internetten mekanları da indirdiniz mi filmi interaktif çekiyor,olaya katılıyorsunuz bir anlamda. Bizim F tipi ceza evlerini de bulaştırmak suretiyle,fena halde İndiana Jones havasına soktuğu potborisine bir tutam Midnight Express’de katmış.

Geçtiği mekanlarını doyumsayarak gezmiş olduğum için bana ayrıca büyük keyif veren thriller kıvamındaki roman tam bir masonik  teaser campaing/ kısa açıklamalarla merak uyandırmayı amaçlayan reklam kampanyası. Heyecan üst noktada tutulurken Masonluğa ait özendirici bilgiler soluk soluğa belleğinize kaydırılıyor.Kayıp Sembol adeta Masonluğun el-romanı.
Masonluk gizli mi yoksa kendine özgü gizleri olan örgüt müdür? Bir takım yaşlı adamlar bir arada toplanır sembolerin gizemli havasında felsefe yaparak boş zaman mı değerlendirirler? Yoksa uluslararası derin güç odaklarının yoğuştuğu mahveller midir Mason mabetleri?
Bu sorular ucu açıkta bırakılarak usunuza vuruluyor.
Bakın ben karışmam… İçiniz dışınız Masonluk dolduktan sonra “Vay anasına!” da, “Hay anasını…! ”da diyebilirsiniz.. Kitabı kafama atmaca yok.