2005 – 2017 arası 12 yılda Melih Gökçek’in Kentte dağıttığı rantlar yargıda

Şehir ve Plancılar Odası Ankara Şube Sekreteri Ender İplikçi; “Ankara’da ki en önemli sorun batı koridoru dediğimiz, Çayyolu, Yaşam kent, Turkuaz blokları olan kısımdadır. Bu bölgede çok yoğun yapılaşmalar öneriliyor. Bizim dava açtığımız planların büyük bir çoğunluğu buralarda yoğunlaşıyor.”

Şehir ve Plancılar Odası Ankara Şube Sekreteri Ender İplikçi,“Türkiye’de büyük inşaat şirketleri siyasi gücü ve ekonomik gücü kullanarak kendi mülklerinde olan arazilere imar değişiklikleriyle birlikte belediyelerle işbirliği yaparak yapılaşma hakkını artırıyorlar” diye konuştu.

Başkentin yapılanmasındaki ihanetleri anlatan Şube Sekreteri İplikçi, “Ankara’da bu konu üzerine birçok örnek var. Bizim Ankara’da oda olarak açtığımız 700’e yakın davamız var. Bu davalar rant konularını içeriyor. Küçük parselli alanlara dava açamıyoruz. Daha çok kent bütünlüğünü etkileyebilecek uygulamalara açıyoruz” dedi.

İplikçi, ”Kentin tamamında ve özellikle yeni yerleşim yerleri Dodurga, Çayyolu, Alacaatlı, İncek gibi alanlarda plan değişiklikleriyle çok fazla imar artışı var. Böyle durumlarla karşılaşılınca hukuki alanda mücadele başlatıyoruz. Örnek verecek olursak Güney Park alanı ile ilgili açtığımız dava istediğimiz gibi iptal ile sonuçlandı. Fakat inşaat ruhsatları iptal edilmiyor ve yıkım işlemleri başlatılmıyor.” diye görüşünü ifade etti.

Yargı kararları hiçe sayılıyor.

“Söğütözü’nde yapılan bir inşaat var. Açtığımız dava ile inşaatı durdurma ve iptal kararımız var. Bir ay önce de yeni bir karar geldi ve son imar planı da iptal edildi” diyen ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu Ender İplikçi, “Yargı kararı olunca inşaat ruhsatı iptal edilip, inşaatın mühürlenmesi gerekir. Ya da kararın gerekçesine göre revize edilmesi gerekir. Fakat küçük bir plan notu değişikliği yapılarak aynı plan tekrar çıktı. Biz de oda olarak bu plan için de dava açacağız” diye belediyelerin yargı kararlarını nasıl çiğnediklerini ortaya koydu.

İplikçi şunları söyledi:

“Bu durumlar kaçak yapılaşmanın profesyonel örnekleridir. Hukuk devletinde bir karar iptal edildiğinde o kararın tekrar geçmemesi gerekir. Yapılar yapılırken alt yapılar hiç düşünülmüyor. 2007 yılında ortaya çıkmış üst ölçekli haritaya uyulmuyor. Siz 10 katlı yere 30 katlı inşaat yaparsanız gerisini siz düşünün.
Ankara’da bir çevre düzeni planı hazırlandı fakat bu konu hakkında da bir davamız var. Ankara’nın nüfusu 2038 yılında 9 milyon olarak öngörülmüş. Ancak 18 milyon nüfusa hizmet edecek planlı konut alanları da öngörülmüş. Bu saçma bir durum. Bir konut balonu yaratıyor.”

Batı koridoru nüfusu kaldırmıyor

İplikçi; “Ankara’da ki en önemli sorun batı koridoru dediğimiz, Çayyolu, Yaşam kent, Turkuaz blokları olan kısımdadır. Bu bölgede çok yoğun yapılaşmalar öneriliyor. Bizim dava açtığımız planların büyük bir çoğunluğu buralarda yoğunlaşıyor. Bu yerlerde yapılaşma daha da artar ve nüfus da yoğunlaşırsa içinden çıkılmaz bir yerleşim yerine gelir. O bölge var olan metro ve trafik yoğunluğunu kaldırmıyor. Yeni gelişen yerlerin nüfusunun kontrol altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde kent merkezi çok olumsuz etkilenir” diye konuştu.
Kent merkezini kuvvetlendirecek politikalara ihtiyacımız var

İplikçi, “Diğer bir sorun olarak da Ankara’da Kızılay-Ulus bölgesini söyleyebilirim. Kent merkezini kuvvetlendirecek politikalara ihtiyacımız var. Ulus’un bakımsızlığı, Ulus’ta yıkılması düşünülen Anafartalar Çarşısı olsun, Gençlik Spor İl Müdürlüğü binası olsun, bunlar Ulus’un kimliğine zarar verecek olan uygulamalardır.

Daha önce Hacı Bayram bölgesinde yapılan uygulama ile Bizans duvarının yıkılması, tescilli tarihi bir Cami’nin büyütülmesi bizim kültürel mirasımıza zarar veren uygulamalardır. Tarihimize sahip çıkmamız gerekiyor. Ulus’un kendi kimliğine göre canlandırılması gerekiyor” dedi.