Maliye Bakanı Ağbal, Katma Değer Vergisi’nden (KDV) şikâyetçi. Bakan diyor ki; “32 yıldır uygulanan sistem öyle karmaşık hale geldi ki uygulanması, tahsilâtı ve ödenmesi zorlaştı.

KDV’den memnunum diyen bir tane Allah’ın kulu yok. Biz, kendi açımızdan baktığımızda para toplayamıyoruz. Az sayıda firmadan KDV topluyoruz, milyonun üzerindeki işletme neredeyse hiç KDV ödemiyor”.

İyi de vatandaş günün her anında çatır çatır KDV’sini ödüyor. Gelişen elektronik kayıt ve izleme teknolojisiyle KDV sürekli kayıt altına alınıyor. Üstelik “KDV ödemeyeyim, fiş vermeyin” diyen pazarlıkçılara artık pek rastlanılmıyor. Ama vatandaşın ödediği KDV, kasalarda, fişlerde, barkodlarda, kâğıt üzerinde kalıyor
Rakamlar ortada. Geçen altı ayda 80,9 milyar liralık KDV tahakkuk edilmiş, devlete ödenen 25,9 milyar lira. Yani üçte biri. Geri kalan 57 milyar lira ortada yok, “Yeni yapılandırma gelir, af çıkar” alışkanlığı ile sermayeye katılmış, oraya buraya ödenmiş.
“Vay efendim nasıl ödenmez, devlet, Maliye ne işe yarar?” derseniz, Maliye’nin de söyleyecek bir lâfı, hatta ağzını açacak durumu yok. Maliye de ihracatçıya 140 milyar KDV iadesini (argo deyimle) “takmış”.

İhracat yaptığınıza bildirimde buluyorsunuz, ihracat ettiğiniz mal için ödediğiniz KDV’yi Maliye’den talep ediyorsunuz. Yılladır doğru mu yanlış mı tartışılan bu sistemin temelini ihracatçı firmanın beyanı oluşturuyor. Kimine göre teşvik, kime göre suiistimale açık bir sistem. Bunun sonucu “sacı bitmemiş yetimin hakkını yedirtmem” diye Maliye de beyanları inceleyip duruyor. Buna bir de kısıtlı bütçe imkânları ve beklenmedik öncelikler de eklenince Maliye’nin “KDV iadesi” borcu büyüdükçe büyüyor. Konu bugünün sorunu değil. Yıllardır birikerek geliyor.

Bakan geçen yıl bir toplantıda bu gerçeği şöyle anlatmış: “Sizin için çok önemli alacağınız. Benim için de çok önemli, bu benim borcum. Dolayısıyla alacaklı, borçlu karşı karşıyayız. 2014 yılında ihracatçılara yapmış olduğumuz iade tutarı 2014’te 18 milyar lira. 2015 yılında toplam iade 22 milyar liraya çıkmış. Yılsonunda toplam iade tutarı ise 38 milyar lira yapıyor. 38 milyar lira deyip geçmeyin. Birçok bakanlığımızın bütçesinden daha fazla”.
KDV’de “borçlu/alacak” dengesine bakınca son altı aydaki gelişmelerle kafalar karışıyor. Zora giren reel sektöre 180 milyar liralık kredi imkânı getirildi ama bir yandan da toplanamayan 57 milyarın büyük bölümü sektörde, piyasalarda kalmış. Bir anlamda sıfır faizli kredi olmuş. O zaman sektörün kullandığı mali kaynak kaba hesapla 220 milyarın üzerine çıkmış demektir.

Peki ya Maliye tarafı? Eğer bu KDV iadelerinin önemli bölümü ödenmiş olsaydı belki de ekonomideki dalgalanmalar bu boyutta yaşanmayabilirdi.
Şimdi Maliye ve sektör çözüm arıyor. KDV oranlarının ne olacağını, KDV’nin nasıl daha etkin toplanacağını bilmeyiz ama iade konusunda Maliye, vergi mükellefleriyle yaptığı gibi, rolleri değişip, “kendi KDV iade borcunu yapılandırmak” için ihracatçılarla görüşmelere başlamalı.
Gün gelir adalet gibi yapılandırma da herkese lâzım olur.

PAYLAŞ
Önceki İçerikUnutulan Tarih Unutulan Ankara
Sonraki İçerikErik ağacı !
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!