Türkiye ile Almanya arasında soğuk rüzgarlar esiyor.
Geçen yıl 1915 olaylarını soykırım olarak kabul eden tasarı Alman Parlamentosu’nda kabul edilmişti.

“Dostluklar”ını bu yıl da tüm hızıyla sürdürüyorlar.
PKK’lılara verdikleri konuşma iznini bizim Cumhurbaşkanımız ve bakanlarımıza vermediler. Türkiye’nin aradığı birçok suçlu Almanya’da elini kolunu sallayarak dolaşabiliyor.
Ortada böyle bir tablo varken, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler adeta balayı dönemini yaşıyor.
Türkiye’nin 13 milyar doları aşan bir rakamla en çok ihracat yaptığı ülke Almanya. Bu ülkeye plastikten seramiğe, demir-çelikten alüminyuma, mobilyadan tekstile, kıymetli taşlardan kauçuğa, sebzeden meyveye çeşitli ürünler satıyoruz.
Almanya’dan yaptığımız ithalat da 21 milyar doların üzerinde. Kara yollarımızda seyreden lüks arabaların çoğu Alman markalı. Birçok fabrikamızda yine Almanya’nın ihraç ettiği makineler çalışıyor.
Burada bir çelişki yok mu?
İnsan, kavga ettiği bakkalla eski muhabbetini sürdürür mü?
Ama biz kavga ettiğimiz, hatta teröristlikle suçladığımız Almanya’yı yaptığımız ithalatla adeta dolara boğuyoruz.
Bir ülke size dostça davranmıyorsa, hatta arkanızdan kuyunuzu kazıyorsa, bağırıp çağırarak ona ceza vermeniz mümkün değildir.
Aradaki ekonomik ilişkileri asgari düzeye indirmek verilebilecek en ağır ceza olur.
İlk etapta yapılması gereken, Almanya’ya 13 milyar dolayında ihracat yapıyorsak, ithalatı da bu rakama çekmektir.
Almanya’dan aldığımız motorlu araçlar ve makinelere sınırlama getirmek gerekir.Ne kadar dostluk, o kadar alışveriş!
Sizi elinde satırla karşılayan bakkala her gün yeni sipariş listeleriyle gitmenin alemi var mı?