Ana Sayfa Yazarlar Katliamcı erkek milleti!

Katliamcı erkek milleti!

127
PAYLAŞ

Kadını bir birey değil, mal olarak gören ruh hastaları…

Gaziantep’te bir insan müsveddesinin, boşanmaktan vazgeçirmeye çalıştığı eşi ile sekiz akrabasını öldürdükten sonra kaçtığı, Ankara’da ise bir başka gencin, başkasıyla evlenmeye hazırlanan eski kız arkadaşını öldürdükten sonra intihar ettiği, bu duruma şahit olan kızın annesinin kalp krizinden öldüğü haberleri basın yayın organlarında haber aldı.
Kadına yönelik şiddet ve öldürme olaylarının sayısı açısından utanılması gerekli bir rekorun sahibiyiz ülke olarak. Bu başarılı performansları için hemcinslerimi şiddetle kınıyorum.
Birinci örnekte, adam eski karısının evine tüfekle gidiyor. Boru değil ki bu? Söylenenlere göre cinnet geçirmişmiş ha? Yahu cinnet dediğin şey anlık bir durumdur. Hadi diyelim cinnet halinde iki fişeğini de hane halkı üzerinde kullanarak dört kişiyi öldürdü; peki kız tarafının beş akrabasını daha niye öldürdü bu insandan bozma yaratık? Bu kadar kişiyi iki fişekle öldürmüş olamayacağı, yani tüfeği sürekli doldurmuş olduğu belli. Bu noktada cinnetten değil, soğukkanlı bir katliam planından bahsedilebilir.
İkinci örnekte ise; ‘bana yar olmayanı başkasına yar etmem’ anlayışı bulunmaktadır. Bizim nesil biraz fazla mı romantik yetişti acaba? Sevgi, fedakârlık, karşındaki bireyin mutluluğunu istemek değil miydi?
Ülkemizde bu olayların önünün alınması bir yana, tehlikeli bir şekilde görülen artış, erkek toplumun kadınlara karşı bakış açısını, mantığını ortaya koymaktadır. Ataerkil aile yapısı, başlık parası uygulamasının hala toplumun bir kısmında egemen olması, erkeklerin eğitimsizliği vs. derken, bir de ekonomik vaziyetin yarattığı ilave baskı, zaten kadını bir birey değil, mal olarak gören bu ruh hastalarının oluşmasında ne yazık ki büyük etkide bulunmaktadır.
Yasalarımızda bu tarz cinayetler için verilecek cezaların da tam olarak uygulandığını söyleyebilmek mümkün değildir. Suçlu, genelde mahkemede görülen iyi hali nedeniyle önemli indirimlerden sonra kısa bir hüküm alabilmektedir.
Öte yandan, eski sevgilisi veya kocasına karşı koruma talep eden kadının bu isteğinin karşılanması da her zaman mümkün olamamaktadır.
Kısacası, bu kadına şiddet olgusu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ilgilenmesini gerektiriyor ise de, meseleye daha aile içinde ve okul çağında önem ve dolayısıyla eğitim açısından bakmak ve gerekli tedbirleri almak gerekiyor sanırım. Benzer şekilde, hukuk fakültelerimizde de yarının savcı ve hâkimlerine bu konuda bilinç aşılamanın zamanı geçmiştir bile!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam