Kardak Kayalıkları bölgesini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ziyareti Türkiye’de medyaya ve sosyal medyaya olumlu ve olumsuz haberle yansıdı. Nerdeyse Türkiye ile Yunanistan arasında savaşa neden olacaktı.

Kardak kayalıklarına giden Akar’ın bulunduğu savaş gemisinin Yunan botu tarafından engellendiği iddiası da çok çirkin ve yalan bir şekilde yayıldı medyada. Önce 21 yıl önceki krizi hatırlatayım. Ocak 1996’da Yunanistan ile Türkiye arasında Türk bandıralı bir geminin Kardak Kayalıklarında karaya oturması sonucu Türk ve Yunan kurtarma ekipleri arasında anlaşmazlık çıkınca patlayan kriz iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti.

Figen Akat isimli Türk gemisi 25 Aralık 1995 tarihinde Ege Denizi’ndeki Kardak Kayalıklarında karaya oturdu. Bu olaydan sonra Yunanistan, deniz kazasının kendi karasularında olduğunu ileri sürdü. Türkiye ise, söz konusu adaların kendisine ait olduğunu belirtti.
Yunanistan Ordusu, bir süre sonra doğudaki adacığa asker çıkarıp, bayrak dikti. Bunun üzerine iki ülkenin deniz kuvvetleri, adanın çevresinde konuşlandı.
Dönemin başbakanı Tansu Çiller, “O bayrak iner, o asker gider” diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaşa hazır olduğunu belirtti ve 30 Ocak 1996 gecesi adaya asker çıkarılmasını istedi.

Türk SAT ve SAS komandoları Doğu Kardak’ı kuşatmış olan Yunan donanmasının arasından geçerek hemen yandaki ikinci adaya (Batı Kardak) gece operasyonu ile çıkıp Türk bayrağını diktiler. Daha sonra dönemin Amerika Başkanı Bill Clinton’un telefonu ve Amerikan delegesi Richard Holbrooke ile NATO Genel Sekreteri Javier Solana’nın girişimleriyle tansiyon düşürülmüş ve kriz öncesi duruma dönüldü.

İşte bu gelişmeler ışığında Kardak Kayalıkları bölgesini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın, Ege Denizi’nde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerde dostluk ve barışın göz önünde bulundurulduğunu belirten Genelkurmayın mesajını yazayım.

“Orgeneral Akar, TSK olarak Ege Denizi’nde icra etmiş olduğumuz tüm faaliyetlerde deniz alaka ve menfaatlerimizin korunmasında daima dostluk ve barışı göz önünde bulundurduğumuzu belirtmiştir. İlaveten ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerinin karada, denizde ve havada korunması için TSK’nın azim ve kararlılıkla, gayret ve çabalarını artırarak sürdürmekte olduğunu vurgulamıştır. Orgeneral Akar, ayrıca TSK’nın bölgemizde etkin, caydırıcı ve saygın bir güç olduğunu da ifade etmiştir.”
İşte Genelkurmay’a ve Akar Paşa’ya düşen sorumluluk ve “dostluk ve barış” içeren mesajı Kardak krizinin 21. Yılında önemlidir.