2017 yılı ayının son günleri hem siyasette hem ekonomide kararlar haftası olarak tarihe geçecek. Sayılı gün çabuk geçer misali belirlenen takvim su gibi aktı ve karar aşamasına geldi.

Olur mu olmaz mı derken Türkiye’de kimine göre rejim, kimine göre yönetim sistemi değişikliği içeren Anayasa düzenlemeleri (sürpriz olmazsa) için sandık günü belli olacak. En geç 9 Nisan Pazar günü halk sandıkta kararını verecek.
Cumhurbaşkanının bir yasayı onaylaması için 15 günlük süresi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa değişikliği yasasını veto edip “bir daha görüşün” deyip Meclis’e geri göndermeyeceğine göre, iklim koşullarına bakarak 60 günlük referandum sürecinin oylamanın yapılacağı 9 Nisan tarihine denk düşmesi için onay süresini son güne kadar kullanacak.

Ekonomiye bakalım: Son bir aydır Merkez Bankası faizleri artıracak mı artırmayacak mı diye konuşulup duruyoruz. Gün geldi çattı. Merkez Bankası’nın daha önce açıklanan takvimine göre faiz artırımına yetkili kurulları 24 Ocak Salı günü saat 14’de kararını açıklayacak.

İki gün sonra da kredi değerlendirme kuruluşu Fitch Türkiye’ye ilişkin yatırım yapılabilirliği başta olmak üzere genel değerlendirmesini duyuracak. Fitch’in Türkiye’nin notunu düşüreceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu da “spekülatörlerin, manipülatörlerin” döviz kurlarıyla daha fazla oynaması demek.
Ancak görünen o ki, Merkez Bankası yarım puan da olsa bir faizi artırımı en son seçenek olarak devreye sokacak. Banka bunun yerine hem lira hem de yabancı paralar bazında nakit sıkışıklığı yaratma yöntemlerini olabildiğince uygulayacak.

Sonuçta hem siyaset hem ekonomi için kararlar haftası. Bu kararların en iyi sonuçlar getirmesini dileyeceğiz ama vatandaş belirsizliklerden, şöyle mi olacak böyle mi olacak, dakika başı tahmin yapmaktan yoruldu, bıktı. Herkese âdeta yılgınlık geldi. Öyle veya böyle döviz kurları yatışır bu defa da –ki öyle olacak- enflasyon işkencesine gireriz, o biter zamları konuşuruz.
Ekonomide en büyük dönüşümün yaşandığı 24 Ocak 1980 tarihini hatırlayalım. Geçen süreye bakınca bugün yaşananlarla geçmiştekiler arasında fark var mı? Bu konular güzel ülkemiz için yeni bir şey mi? Sadece aktörler, rakamlar ve takvimler değişiyor.
Zaman, her radikal kararına gelen tepkilere “alışırsınız, alışırsınız” diyen Turgut Özal’ı haklı çıkarıyor. Nelere alışmadık ki. Bunlar da gelip geçer, alıştık, alışırız.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTürkiye de göçmen gerçeği
Sonraki İçerikPalmiye yağı ve diğerleri
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!