Ana Sayfa Yazarlar Karakutu’nun sırrı, Türkiye’nin haklılığı

Karakutu’nun sırrı, Türkiye’nin haklılığı

78
PAYLAŞ

Uluslararası havacılık kuralları, tüm sivil yolcu uçaklarında Karakutuların bulunmasını emrederken, askeri uçaklarda bulundurulması ise o uçağın mensubu bulunduğu ülkenin kararına kalmıştır.

Karakutuların renkleri esasen siyah olmayıp, bulunmalarını kolaylaştırılmak amacıyla parlak turuncu renge boyanmaktadır.
Yolcu uçaklarında ise 2 adet Karakutu vardır.
Birincisi üç saate kadar pilot kabinindeki konuşmaları kaydeden ve üç saat sonra tekrar silinip kayda geçen bir ‘Kokpit Ses Kaydedicisi’dir. (KSK).
İkincisi ise uçağın teknik özelliklerini, yükseklik, yön ve mevcut meteorolojik dâhil 256 değişik verilerini 25 saate kadar kaydeden ‘Uçuş Veri Kaydedicisi’dir. (UVK)
Askeri uçaklarda ise eğer varsa genellikle ikinci tür Karakutu olmaktadır.
Her iki Karakutu’daki veriler, içinde bulundukları kutunun içinde mevcut ‘Kazadan Etkilenmeyen Hafıza Yongaları’nda saklanır.
Ülkemiz hava sahasını ihlal ederken düşürülen Rus SU-24 tipi uçağın uçuş verilerini kaydeden Karakutu’sunun Putin’e teslim edildiğine dair canlı yayınlanan görüntülerde, bu Karakutu’nun çok fazla zedelenmemiş olduğu intibaına kapıldım. Zira kutu tek parça halindeydi. Bunun da ötesinde, bu Karakutuların çarpma, yanma, suya dayanıklılık gibi açılardan hayli şiddetli testlerden geçirildiğini de iyi biliyorum
Birkaç gün önce ise, Rus askeri kaynaklarına atfen Rus basınında yer alan haberlerde, anılan Karakutu’daki verilere ulaşılmasının neredeyse imkânsız olduğu, zira içindeki on altı hafıza yongasından on üçünün yandığı, geri kalan üçünün ise bozulduğu bilgisi verilmiştir.
Anılan Karakutu’nun içindeki hafıza yongalarıyla ilgili bu bilgilere erişmek mümkün olabilseydi ve Rus uçağının vurulduğu anda gerçekten ülkemiz hava sahası içinde bulunmadığı tespit olunsaydı, bunu Putin yönetimi ülkemiz aleyhinde çok iyi kullanırdı.
Ancak meselenin bir başka boyutu da var!
Durum yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi olsaydı, ülkemiz muhakkak anılan kutudan elde edilen verilerin uluslararası bir başka teknik kuruluşça incelenmesini talep edebilirdi. Öylesi bir durumda, Rus tarafı, aksi verilerle karşılaşılsa daha da güç durumda kalabilirdi.
Benzer şekilde, uçağın ülkemiz hava sahası içinde düşürüldüğünün ortaya çıkması halinde yine Rus yönetiminin bu kez kendi halkına yalan söylemiş olduğu ortaya çıkacaktı.
Konuya ilişkin daha önceki yazımda yapmış olduğum değerlendirmede, uçağın şu veya bu nedenle düşürülmesi sonrasında Rus tarafınca yaratılan fırtınanın uzun bir süre sürdürülmesinde iki ülkenin de menfaati bulunmadığını ifade etmiştim.
Belki de anılan Karakutu’daki verilerin çıkarılması meselesinde ısrarcı olmamak, Rus tarafının attığı ihtiyatlı bir adımı teşkil ediyor olmasın?
Sonuç şudur: Rusya ve Suriye uçağın radar izlerini açıklayamıyor, Karakutu nasılsa bozuk çıkıyor ve Türkiye ile ’nun resmi radar kayıtlarını dikkate almıyor.
Türkiye’nin haklı olduğu yüksek çözünürlüklü bir fotoğraf kadar net ortaya çıkıyor. “Özür dile Putin” yayınımız da yerini buluyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam