Ana Sayfa Yazarlar Karaciç Davası Ve Uluslararası Mahkemelerin Sorunları

Karaciç Davası Ve Uluslararası Mahkemelerin Sorunları

91
PAYLAŞ

‘Bosna Kasabı’ olarak da adlandırılan Radovan Karaciç, Lahey Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi’nce (ICTY) kırk yıl hapse çarptırıldı. Mahkeme, Karaciç’i; 1992-1995 yılları arasında Eski Yugoslavya’nın dağılması sürecinde Bosna Sırp İdaresi lideri iken Sırp askerlerince Boşnak ve Hırvat guruplara karşı gerçekleştirilen vahim olaylardaki rolünü gözönünde bulundurarak;

– Soykırım (1995 yılında Srebrenitsa’da sekiz bin Boşnak Müslümanın katledilmesi, Saraybosna’nın ablukaya alınması).
– Göçe zorlama;
– Rehin alma;
gibi insanlığa karşı ve savaş hukukuna karşı işlenen suçlardan dolayı cezalandırmıştır.
Karaciç davası, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Nazi ileri gelenlerinin yargılandığı Nüremberg davalarından (1945-1949) sonraki en önemli savaş suçu davalarından birini teşkil etmiştir.
Adıgeçen, onbir yıllık bir kaçıştan sonra 2008 yılında yakalanarak bu mahkemeye gönderilmişti. Aynı mahkeme, Karaciç emrinde askeri komutan olan Ratko Mladiç’i de yargılamaya devam etmektedir.
Karaciç’ın Sırbistan makamlarınca yakalanıp mahkemeye teslim edilmiş olması, bu ülkenin AB üyesi olabilmek yönündeki emellerinin bir sonucudur. Nitekim Sırbistan, 2009 yılında Mladiç’i de mahkemeye teslim etmekte tereddüt göstermemiştir.
Nitekim 2014 yılı başında, AB tarafından Sırbistan’a ‘Aday’ statüsü tanınmış olup, müzakerelerin ardından bu ülkenin 29. üye olarak kabul edilmesi beklenmektedir.
Dünkü yazımızda, uluslararası terörizmle ilgili olarak daha etkin bir işbirliğinin sağlanması gereğinden bahsetmiştik. Karaciç, Mladko ikilisinin yakalanıp adalete teslimi Sırbistan’ın ayak diretmesi nedeniyle çok geç gerçekleşmiştir. Ne yazık ki aynı durum Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) açısından da geçerlidir.
Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) tarafından 2005 yılında Sudan’da gerçekleştirilen kıyımların sorumlusu olarak gösterilen El-Beşir hakkında ICC tarafından 2009 yılında tutuklama kararı çıkarılmış bulunmasına rağmen El-Beşir’in, aralarında 7 ICC üyesi ülke de bulunan 22 ülkeye yetmişin üzerinde dış ziyarette bulunduğu bilinmektedir.
Uluslararası nitelik taşıyan mahkemelere, daha güçlü bir siyasi nitelik kazandırılması ve üye ülkelere karşı yaptırımın sağlanmaması durumunda yukarıda bahsettiğimiz işbirliğini sağlamak zor olacaktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam